Ailevi Akdeniz ateşi hastalarında otoantikor pozitifliği ve eşlik eden inflamatuvar komorbiditelerin hastalık şiddeti, klinik özellikler, hasar varlığı ve tedavi ihtiyacı üzerine etkisi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2026

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: BETÜL UĞURLU DÜNDAR

Danışman: Sevil UYGUN İLİKHAN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Ailevi Akdeniz Ateşi (AAA) tanılı erişkin hastalarda otoantikor test istem sıklığını, test edilen hastalardaki otoantikor pozitiflik oranlarını ve otoantikor pozitifliği ile klinik olarak tanımlanmış inflamatuvar komorbiditelerin hastalık şiddeti, hasar varlığı ve tedavi ihtiyacı ile ilişkisini değerlendirmek amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Bu retrospektif gözlemsel kohort çalışması, Mart 2019 - Mayıs 2025 tarihleri arasında Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Romatoloji Kliniği'nde izlenen AAA hastaları üzerinde yürütüldü. HICAMP taramasında Tel Hashomer kriterlerine göre AAA tanısı bulunan 5473 hasta saptandı; en az iki romatoloji poliklinik başvurusu olan 2606 hasta kaynak/uygun FMF kohortu olarak kabul edildi. Bu kohort içinden ANA, ENA, RF, anti-CCP veya ANCA testlerinden en az biri çalışılmış 1009 hasta otoantikor analiz kohortunu oluşturdu. Otoantikor istem oranları kaynak kohort üzerinden, pozitiflik oranları ise ilgili testin çalışıldığı hasta sayısı üzerinden hesaplandı. Hastalık şiddeti ISSF, hasar varlığı ADDI ile değerlendirildi; ADDI > 0 hasar varlığı olarak kabul edildi. FMF sonlanımları için çok değişkenli lojistik regresyon modelleri kuruldu. SpA, RA, İBH ve herhangi biri tanımlanmış inflamatuvar komorbidite için ek ayarlanmış modeller yaş, cinsiyet, takip süresi, MEFV ağır mutasyon, APR yüksekliği ve sonlanıma uygun tedavi değişkenleriyle değerlendirildi. Bulgular: Analiz kohortunun %69,2'si kadındı (698/1009) ve medyan yaş 43 yıldı (IQR 32-53). Kaynak kohortta test istem oranları ANA için 960/2606 (%36,8), RF için 841/2606 (%32,3), anti-CCP için 689/2606 (%26,4), ENA için 478/2606 (%18,3) ve ANCA için 238/2606 (%9,1) idi. Test edilen hastalar içinde pozitiflik oranları ANA için 294/960 (%30,6), ENA için 136/477 (%28,5), RF için 30/841 (%3,6), anti-CCP için 8/689 (%1,2) ve ANCA için 11/238 (%4,6) bulundu. ANA pozitifliği tek değişkenli analizlerde artrit, daha yüksek ISSF ve ADDI > 0 ile ilişkiliydi; ancak çok değişkenli modellerde hiçbir otoantikor temel FMF sonlanımları için bağımsız belirleyici olarak kalmadı. Ana modellerde kolşisin direnci IL-1 inhibitörü kullanımı ve yurtdışı kolşisin kullanımı ile güçlü biçimde ilişkiliydi; ataksız dönem APR yüksekliği ADDI > 0 ve ISSF ≥ 3 ile ilişkili bulundu. Tanımlanmış inflamatuvar komorbidite bileşik değişkeni n = 188 idi. Komorbidite için kurulan ayarlanmış modellerde SpA yurtdışı kolşisin kullanımı ile ilişkili kaldı (OR 2,493; %95 GA 1,005-6,181; p = 0,0486), İBH ise ADDI > 0 ile ilişkili bulundu (OR 4,792; %95 GA 1,233-18,614; p = 0,0236). RA ve herhangi tanımlanmış inflamatuvar komorbidite bileşik değişkeni ayarlanmış modellerde bağımsız anlamlılık göstermedi. Sonuç: Bu kohortta otoantikor pozitifliği belirli klinik özelliklerle ilişkili görünmekle birlikte hastalık şiddeti, hasar veya tedavi eskalasyonu için bağımsız prognostik belirleyici olarak kalmamıştır. En tutarlı bağımsız ilişkiler kolşisin direnci ve ataksız dönem APR yüksekliği için gözlendi; genotip ve belirli komorbiditeler seçilmiş sonlanımlarla ilişkiliydi. SpA yalnızca yurtdışı kolşisin kullanımıyla, İBH ise hasar varlığı ile ayarlama sonrası ilişkili görünmektedir. Bulgular, FMF'de otoantikor testlerinin rutin prognostik tarama aracı olarak değil, eşlik eden inflamatuvar/otoimmün hastalık şüphesinde klinik bağlama göre hedeflenmiş biçimde kullanılmasını desteklemektedir. Anahtar Kelimeler: Ailevi Akdeniz ateşi, otoantikor, kolşisin direnci, inflamatuvar komorbidite, hastalık şiddeti, ADDI