Spina bifidası olan nörojenik mesaneli çocuk hastaların idrar kültürlerinde üreyen etkenlerin ve direnç paternlerinin değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İZMİR TEPECİK SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2024

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: MERYEM BAYSAL

Danışman: Ahu KARA AKSAY

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Spina bifidalı hastaların neredeyse tamamına nörojen mesane eşlik eder. Nörojen mesaneli çocuklarda boşaltım disfonksiyonu ve rezidü idrar artışı ile birlikte idrar yolu enfeksiyonu görülme olasılığı artmıştır. Bu çalışmada spina bifidası olan nörojenik mesaneli çocuk hastaların altı yıllık bir dönem süresince alınan idrar kültürlerinde üreyen etkenleri ve direnç paternlerini değerlendirerek; ampirik antibiyotik seçimlerine ve elde edilen bilgilerle literatüre katkıda bulunulması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Tek merkezli, kesitsel bir klinik araştırma olan bu tez çalışmasında, 1 Ocak 2016-1 Ocak 2022 tarihleri arasında Sağlık Bilimleri Üniversitesi İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları poliklinik ve servislerinde sağlık hizmeti alan 1 ay-18 yaş arasındaki spina bifida ve nörojen mesane ile takip edilen hastalardan idrar yolu enfeksiyonu tanısı alanlar çalışmaya dahil edildi. Hastaların dosyalarından retrospektif olarak; çalışma süresi içindeki demografik verileri, klinik bulguları, idrar kültürü üremeleri, üreyen mikroorganizmalar, direnç paternleri, risk faktörleri, ilaç kullanımı, cerrahi öykü, idrar yolu enfeksiyonu öyküsü, temiz aralıklı kateterizasyon sıklığı, profilaksi kullanımı, ek üriner anormallik, eş zamanlı tam idrar tetkikindeki bulgular kaydedildi. Verilerin analizi Statistical Package for the Social Sciences 26.0 Statistics paket programı aracılığı ile analiz edildi. Gruplar arasındaki rakamsal verilerin karşılaştırılmasında Ki-kare testi kullanıldı. Çalışmada p<0,05 olması istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. Bulgular: Çalışmamızda toplam 171 spina bifidalı nörojen mesaneli hastanın 897 idrar kültürü üremesi idrar yolu enfeksiyonu atağı olarak kabul edildi. Atakların en çok 1-5 yaş aralığında (%35,6) olduğu görüldü. Atakların yaş ortalaması 6,14 yıl (73,6 ay) ve K/E oranı 1,75 olarak saptandı. Atakların en sık idrarda kötü koku (%50,5), ateş (%37,7) ve idrarda bulanıklık (%32,7) ile başvurduğu görüldü. İdrar kültüründe en sık Escherichia coli (%60,1), Klebsiella pneumonia (%13,6), Pseudomonas aeruginosa (%5,9) ürediği görüldü. Üreyen bakterilerin %92,2'si ise Gram negatif bakteri iken %7,8'i Gram pozitif bakteriydi. Üremelerin %25,3'ünde genişletilmiş spektrumlu beta-laktamaz direnci olduğu görüldü. Hastaların tam idrar tetkikinde %68,3 oranında lökosit esteraz pozitifliği görülürken, %48,5'inde lökositüri, %47'sinde nitrit pozitifliği, %19,8'inde bakteriüri görüldü. Hastaların %67'sinin antibiyotik profilaksisi aldığı; %75,9'unun günde 4 veya 6 defa temiz aralıklı kateterizasyon uyguladığı görüldü. Antikolinerjik ilaç kullananların oranı %47,8'di. Kızlarda, temiz aralıklı kateterizasyon yapılan grupta ve sefiksim profilaksisi alanlarda E. coli üremesinin; sünnetsiz erkeklerde P. mirabilis ve E. faecalis üremelerinin fazla olduğu görüldü. Bir yaş altındaki hastalarda, temiz aralıklı kateterizasyon yapılmayan grupta, geçirilmiş idrar yolu enfeksiyonu öyküsü olanlarda K. pneumonia üremesinin; üriner patolojisi olanlarda, cerrahi işlem uygulanmayanlarda ve bilateral vezikoüreteral reflüsü olanlarda P. aeruginosa üremesinin daha fazla olduğu saptandı. Sonuç: Çalışmamız; spina bifidalı nörojen mesaneli hastaların idrar yolu enfeksiyonunda cinsiyet, yaş aralığı, sünnet durumu, antibiyotik profilaksisi kullanımı, antikolinerjik ilaç kullanımı, temiz aralıklı kateterizasyon uygulanması, hastane yatışı öyküsü, tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu öyküsü, üriner ultrasonografi ve voiding sistroüretrografi sonuçları gibi faktörler değerlendirilerek olası etkenin tahmin edilmesi ve uygun ampirik tedavinin başlanması açısından bir yol gösterici olarak literatüre katkı sağlamıştır.