Anti-fosfolipaz A2 reseptör antikorlarının membranöz nefropati tanısı konan hastalardaki konsantrasyonu ve klinik seyire etkisi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL BAKIRKÖY DR. SADİ KONUK SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, BİYOKİMYA ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2024

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: EMRE ÖZGEN

Danışman: Alev KURAL

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Giriş: Membranöz nefropati (MN), erişkinlerde nefrotik sendromun en sık nedenlerinden biri olan glomerüler bir hastalıktır. Olguların çoğunluğunu idiyopatik/primer form oluştururken, yaklaşık %20'si sekonder nedenlere bağlı gelişmektedir. Hastalık, glomerüler bazal membranda immün kompleks birikimi ile karakterize olup proteinüri ve ilerleyici böbrek fonksiyon bozukluğuna yol açmaktadır. 2009 yılında Beck ve arkadaşlarının, idiyopatik MN'li hastaların yaklaşık %70'inde M-tipi fosfolipaz A2 reseptörünün (PLA2R) hedef antijen olduğunu keşfetmesi, hastalığın patogenezinin anlaşılmasında dönüm noktası olmuştur. Anti-PLA2R antikorları, günümüzde hem tanıda hem de hastalık aktivitesi ve tedavi yanıtının değerlendirilmesinde önemli bir biyobelirteç olarak kullanılmaktadır. Çalışmamızda, MN hastalarında 3 aylık takip sürecinde Anti-PLA2R antikor düzeylerindeki değişimler değerlendirilmiş ve bu değişimlerin çeşitli demografik ve laboratuvar parametreleri ile ilişkisi araştırılmıştır. Materyal Metod: Çalışmamıza, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nefroloji Polikliniği'nde böbrek biyopsisi ile idiopatik membranöz nefropati tanısı konulan 18 erişkin hasta dahil edilmiştir. Hastalara KDIGO 2021 kılavuzu önerileri doğrultusunda Modifiye Ponticelli Rejimi (üç ay boyunca aylık intravenöz metilprednizolon pulse ve oral prednizolon, alternatif aylarda oral siklofosfamid) uygulanmıştır. Hastaların serum Anti-PLA2R antikor düzeyleri, tedavi başlangıcında ve tedavinin 3. ayında ELISA yöntemi ile ölçülmüştür. Serum biyokimyası ve idrar protein parametreleri hastane bilgi sisteminden elde edilmiştir. İstatistiksel analizde SPSS 21.0 programı kullanılmıştır. Verilerin normal dağılıma uymaması nedeniyle non-parametrik testler tercih edilmiştir. Gruplar arası karşılaştırmalarda Mann-Whitney U testi, grup içi karşılaştırmalarda Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi kullanılmıştır. Korelasyon analizleri Spearman rho testi ile yapılmıştır. İstatistiksel anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak kabul edilmiştir. Bulgular: Çalışmaya toplamda 18 hasta dahil edilmiştir. Bu hastaların 9'u erkek, 9'u kadındır ve yaş ortalaması 61.89 yıldır. Tanı anında 11 hastada Anti-PLA2R pozitifliği tespit edilmişken, tedavinin 3. ayında pozitiflik 7 hastaya düşmüştür. Bu azalma istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p=0,001). Anti-PLA2R konsantrasyonu 0. ayda 43,52±84,81 (ortalama ± standart sapma) ve medyan 1,85 ng/ml değerleriyle kadınlarda, 83,01±67,14 ve medyan 59,85 ng/ml değerleriyle erkeklerde bulunmuştur. Çalışmada elde edilen Anti-PLA2R konsantrasyonlarının minimum değeri 0,80 ng/ml, maksimum değeri ise 249,51 ng/ml olarak kaydedilmiştir. Cinsiyete göre yapılan değerlendirmede, 0. ayda erkeklerden 8'i, kadınlardan 3'ü Anti-PLA2R pozitif bulunmuştur. Erkeklerde pozitiflik oranı kadınlara göre istatistiksel olarak anlamlı derecede daha yüksek bulunmuştur (p=0,025). Total protein düzeyleri, 0. ayda 55,59 ± 8,51 g/L'den 3. ayda 59,16 ± 8,52 g/L'ye yükselmiş (p=0,026), albümin düzeyleri ise 29,79 ± 6,82 g/L'den 33,34 ± 6,38 g/L'ye yükselmiştir (p=0,006). Hemogram parametreleri açısından, MCH (0. ay: 28,21 ± 1,51 pg; 3. ay: 28,73 ± 1,76 pg; p=0,026) ve MCHC (0. ay: 32,49 ± 0,93 g/dL; 3. ay: 32,81 ± 1,06 g/dL; p=0,042) değerlerinde tedavi süresince anlamlı artış gözlenmiştir. Korelasyon analizlerine göre, 0. ayda Anti-PLA2R düzeyleri ile kreatinin arasında pozitif yönlü ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur (r=0,538, p=0,021). 3. ayda ise Anti-PLA2R düzeyleri ile 24 saatlik idrar protein (r=0,538, p=0,021) ve albümin değerleri arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Diğer biyokimyasal parametrelerde ise anlamlı bir korelasyon saptanmamıştır. Sonuç: Çalışmamız, membranöz nefropatili hastalarda anti-PLA2R antikor düzeylerindeki değişimlerin, hastalık aktivitesi ve tedavi yanıtının değerlendirilmesinde önemli bir biyobelirteç olduğunu göstermiştir. Tedavinin 3. ayında anti-PLA2R pozitifliği anlamlı olarak azalmış ve bu azalma, klinik iyileşmelerle (proteinüri azalması, serum albümin artışı) ilişkili bulunmuştur. Bulgular, anti-PLA2R antikorlarının rutin olarak izlenmesinin, MN hastalarında tedavi stratejilerinin kişiselleştirilmesine ve sonuçların iyileştirilmesine katkı sağlayabileceğini düşündürmektedir. Daha geniş hasta gruplarıyla yapılacak ileri çalışmalar, anti-PLA2R'nin uzun dönem prognostik değeri ve tedavi yönetimindeki rolü hakkında daha kapsamlı bilgi sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: Membranöz nefropati, Anti-PLA2R antikoru, Proteinüri, Böbrek biyomarkerları