Basedow-graves hastalığında antitiroid ilaç tedavisini takiben remisyon, relaps sıklığının ve prediktif faktörlerin belirlenmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL ŞİŞLİ HAMİDİYE ETFAL SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2022
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: EZEL GEDİK
Danışman: Feyza YENER ÖZTÜRK
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Çalışmamızda Basedow-Graves tanısı ile en az 12 ay süreyle antitiroid tedavi (ATİ) uygulanan hastalarda ilaç kesilmesi sonrası remisyon ve relaps sıklığı ile remisyon ve relapsi öngörebilecek prediktif faktörlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya Sağlık Bilimleri Üniversitesi Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları polikliniğinde Ocak 2007- Aralık 2017 tarihleri arasında aşikar hipertiroidi ile Basedow-Graves hastalığı tanısı konarak ATİ başlanan toplam 106 hasta alınmıştır. Hastalara ait veriler hastane elektronik kayıt sistemi taranarak retrospektif olarak değerlendirilmiştir. En az 12 ay süre ile ATİ tedavisi ile ötiroidi sağlanan hastalarda tedavi kesilmesi sonrası en az 1 yıl süre ile ötiroid durumun devamı remisyon olarak tanımlanmıştır. İlaç kesilmesi sonrası ilk 1 yıl içerisinde yeniden aşikar hipertiroidi gelişmesi ise relaps olarak kabul edilmiştir. Antitiroid ilaç tedavisi ile ötiroidi sağlanamamış hastalar ise yanıtsız olarak değerlendirilmiştir. Hastalar remisyon sağlanan ve sağlanamayan olarak 2 ayrı gruba ayrılmış ve remisyon, relaps sıklığı belirlenmiştir. Remisyon ve relapsın prediktif faktörlerini saptamak için hastaların demografik özellikleri, tanı sırasındaki laboratuar değerleri (tiroid fonksiyon testleri, TRAb, anti-TPO, anti-TG düzeyleri), oftalmopati varlığı, sigara kullanım durumları, guatr boyutları iki grup arasında karşılaştırılmıştır. Bulgular: Hastaların 43'ünde (%40,57) remisyon sağlanırken, 63'ünde (%59,43) remisyon sağlanamadığı görülmüştür. Remisyon sağlanamayan grupta 29 hasta (%46.03) tedaviye yanıtsız iken, 34 hastada (%53,97) relaps saptanmıştır. Relaps gözlenen olgular tüm hastaların %32,07'sini oluşturmaktadır. İki grup arasında yaş, cinsiyet, tedavi süresi, guatr boyutu, fT4, fT3, TRAb, anti-TPO, anti-TG açısından anlamlı farklılık gözlenmiştir (p<0,05). Remisyon grubunda yaş ortalaması diğer gruba göre anlamlı olarak daha yüksek bulunmuştur (remisyon olan ve olmayan grup sırasıyla 48,56±8,42 ve 35,678,08 yıl, p<0.05). Remisyonu predikte etmede %79,07 duyarlılık, %69,84 özgüllük, %64,15 PPD ve %83,02 NPD ile 40 yaş ve üzeri anlamlı kesim noktası olarak belirlenmiştir. Erkek cinsiyette remisyon oranı anlamlı daha yüksek saptanmıştır (p<0,05). Remisyon olan grupta tedavi süresinin anlamlı olarak daha düşük olduğu saptanmıştır (remisyon olan ve olmayan gruplarda sırasıyla 20,913,89 ve 23,114,55 ay, p<0.05). Remisyon grubunda evre 1 guatr oranı diğer gruba göre anlamlı daha fazla saptanmıştır (remisyon olan ve olmayan grupta sırasıyla 39 (%90,70) ve 28 (%44,44), p<0.05). Tanısal laboratuar testleri içinde fT4, fT3, TRAb, anti-TPO, anti-TG ve düzeylerinin remisyon grubunda anlamlı olarak daha düşük olduğu belirlenmiştir. TSH reseptör antikoru (TRAB) düzeyi remisyon grubunda anlamlı daha düşük saptanmıştır (5,8±2,89 vs. 20,04±16,12;p<0.05). TRAb düzeyinin remisyonu predikte edebileceği kesim noktası 12,25 IU/L'in altı olarak belirlenmiştir (duyarlılık %100, özgüllük %61,90, PPD %64,18 ve NPD %100). Lojistik regresyon analizi ile cinsiyet dışındaki parametrelerin remisyonu öngörmede anlamlı etki sağladığı gösterilmiştir (p<0,05). Hasta yaşının 1 birim artışı ile remisyon ihtimali 1,484 kat artarken, fT4, fT3 ve TRAb düzeylerinde birer birim artış ile remisyon ihtimalinin sırasıyla 0,910; 0,709 ve 0,715 kat azalmakta olduğu görülmüştür. Sonuç : Çalışmamızda ileri yaş, erkek cinsiyet, guatr boyutunun küçük olması, tanı sırasındaki serbest T4, T3 düzeyleri ile TRAb, anti-TPO ve anti-TG düzeylerinin düşük olması remisyonu öngörebilecek faktörler olarak belirlendi. Hasta yaşının 40 ve üzerinde olması halinde ve TRAb düzeyi için 12,25 IU/L'in altındaki değerlerde remisyon şansının daha yüksek olabileceği belirlendi. Graves hastalığında ilk basamak tedavi olarak çoğunlukla anti tiroid tedavi tercih edilmektedir. Ancak antitiroid tedavi kesilmesi sonrası hastalarda relaps riski diğer tedavi seçeneklerine göre yüksektir. Bu nedenle anti tiroid tedavi ile remisyon sağlanabilecek ve sağlanamayacak hastaları öngörebilmek ve anti tiroid tedavi ile remisyon sağlanamayacak hastalarda daha erken dönemde RAI ya da cerrahi gibi kalıcı tedavilere yönlendirmek hastalarda morbiditeyi azaltıp, hayat kalitesini artırabilir. Anahtar kelimeler: Graves hastalığı, prediktif faktörler, remisyon, relaps