HIV ile yaşayan bireylerde anemi etiyolojisinin belirlenmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, ENFEKSİYON HASTALIKLARI VE KLİNİK MİKROBİYOLOJİ ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2026
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: HİLAL YALÇIN
Danışman: Adalet ALTUNSOY
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Bu çalışmanın amacı, HIV ile yaşayan erişkin bireylerde anemi prevalansını, aneminin etiyolojik nedenlerini ve ilişkili risk faktörlerini belirlemek; anemi gelişiminin HIV hastalığının evresi ve klinik-laboratuvar bulgularla ilişkisini değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: Bu prospektif, gözlemsel çalışmaya, kliniğimizde izlenen 18 yaş ve üzeri, en az bir hemogram sonucu bulunan toplam 261 HIV ile yaşayan birey dahil edilmiştir. Anemi değerlendirmesi Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) kriterlerine göre yapılmıştır. HIV evrelemesi CDC 2014 kriterleri esas alınarak gerçekleştirilmiştir. Anemi etiyolojisinin belirlenmesi amacıyla rutin tetkiklere ek olarak periferik yayma, ferritin, serum demiri, total demir bağlama kapasitesi, transferrin satürasyonu, vitamin B12, folat, çölyak otoantikorları, gaitada gizli kan, gaitada Helicobacter pylori antijeni ve tam idrar tetkiki incelenmiştir. Anemi etiyolojik sınıflandırması; Türk Hematoloji Derneği 2025 kılavuzu ile DSÖ'nün bireylerde ve popülasyonlarda demir durumunu değerlendirmek için ferritin konsantrasyonlarının kullanımına ilişkin kılavuzu doğrultusunda, eritrosit indeksleri ve demir parametreleri kullanılarak yapılmıştır. Bulgular: Çalışmamızda HIV ile yaşayan bireylerde anemi prevalansı %19,2 (n=50) olarak saptanmıştır. Hastaların %87,4'ü ART almakta olup, anemi saptanan olguların %70'i ART alan gruptaydı. Anemi saptanan hastaların, HIV tanısı anında da anemi sıklıkla mevcuttu (p<0,001). HIV enfeksiyonunun tanısı anındaki anemi prevalansı %30,3 saptanmıştır. Anemilerin %76'sı hafif, %20'si orta ve %4'ü ağır düzeyde sınıflandırılmıştır. En sık normokrom normositer anemi gözlenmiştir. En yaygın etiyoloji, kronik hastalık anemisi ile demir eksikliği anemisinin birlikte görüldüğü kombine anemi (%40)'ydi. İleri yaş, düşük vücut ağırlığı, düşük eğitim düzeyi ve mortalite olan hastalarda anemi birlikteliği daha yüksekti. Anemi saptanan hastalarda ART-naif olma ve AIDS evresinde bulunma anlamlı olarak daha yüksekken, HIV ile yaşama süresi daha kısaydı (p<0,001). Anemi olan hastalarda kronik hastalık (p=0,001), hipertansiyon (p<0,001), kronik böbrek hastalığı (p=0,004), diyabet (p=0,01), fırsatçı enfeksiyon (p=0,002), kaposi sarkomu (p=0,02) ve trimetoprim/sülfametoksazol kullanımı (p<0,001) anlamlı derecede daha sık saptanmıştır. Anemi ile birlikte lökopeni (p<0,001), nötropeni (p<0,001), trombositopeni (p=0,001), CRP yüksekliği (p<0,001), HIV RNA düzeyinin yüksekliği (p<0,001) ve gaitada gizli kan pozitifliği (p=0,03) daha sık izlenmiştir. Beyaz küre sayısı, nötrofil sayısı, MCV, transferrin satürasyonu, folat düzeyi, CD4⁺ T lenfosit sayısı ve CD4/CD8 oranı anemi varlığında anlamlı olarak daha düşük saptanmıştır (p<0,001). Tanı anında anemisi olanların %44,3'ünde takip sürecinde anemisi düzelirken, başlangıçta anemisi olmayan hastaların %6,4'ünde takip sürecinde anemi gelişmiştir. Sonuç: HIV ile yaşayan bireylerde anemi etiyolojisinin sıklıkla kronik hastalık anemisi ile demir eksikliği anemisi kombinasyonu olarak görülmesi, yönetimde yalnızca inflamasyonun baskılanmasının değil, eşlik eden demir eksikliğinin de aktif olarak araştırılmasının önemini göstermektedir. HIV infeksiyonu tanısı anında ve izlem sürecinde anemi için risk faktörlerinin belirlenmesi, gastrointestinal kan kayıplarının sorgulanması ve tedavi edilebilir nedenlerin erken tanınması, hastalık prognozunun iyileştirilmesine katkı sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: HIV, anemi, risk faktörleri