Şüpheli gergin omurilik sendromu olgularında T1 aksiyal manyetik rezonans görüntülemede lomber yağlı filum terminalenin saptanmasının cerrahi karara etkisi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL ŞİŞLİ HAMİDİYE ETFAL SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: DUYGU DERELİ
Danışman: Burcu GÖKER
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Şüpheli Gergin Omurilik Sendromu Olgularında T1 Aksiyal Manyetik Rezonans Görüntülemede Lomber Yağlı Filum Terminalenin Saptanmasının Cerrahi Karara Etkisi Giriş: Gergin omurilik sendromu (GOS), omuriliğin doğumsal veya edinilmiş nedenlerle normalden daha aşağıda sonlanması ya da yağlı filum terminale (FT) gibi yapıların anormal yapısı nedeniyle omuriliğin gerilmesiyle oluşan, mekanik traksiyon ve iskeminin neden olduğu bir klinik tablodur. Özellikle yağlı filum varlığı, bu gerilmenin önemli etiyolojik faktörlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Bu bağlamda, T1 ağırlıklı aksiyal manyetik rezonans görüntüleme (MRG), FT içeriğinde yağ dokusunu yüksek sinyal özelliği ile ayırt etme kapasitesi nedeniyle, tanıda önemli bir araç olarak değerlendirilmektedir. Bu çalışma, T1 aksiyal MRG ile yağlı FT varlığının belirlenmesi ve bu bulgunun cerrahi karar süreçlerine etkisinin incelenmesi amacıyla planlanmıştır. Yöntem: Bu retrospektif çalışma, 1 Ocak – 1 Kasım 2024 tarihleri arasında GOS şüphesiyle değerlendirilen ve lomber MRG çekilen hastalar üzerinde yürütülmüştür. Katılımcıların demografik bilgileri, T1 aksiyal MRG ile yağlı filum varlığı ve seviyesi, konus medullaris yerleşimi, eşlik eden anomaliler (Chiari malformasyonu, syrinks, vb.), klinik bulgular ve cerrahi karar süreçleri sistematik olarak analiz edilmiştir. Yağlı filum tespiti ile diğer parametreler arasındaki ilişkiler istatistiksel olarak değerlendirilmiştir. Bulgular: Çalışmaya 20 erkek (%43,5), 26 kadın (%56,5) toplam 46 olgu dahil edilmiştir. Olguların 30'unda (%65,2) T1 aksiyal MRG ile yağlı FT saptanmıştır. En sık gözlenen seviye L3 (%21,7) olup, bunu L5 (%19,6) ve L4 (%8,7) seviyeleri takip etmiştir. Düşük konus yerleşimi 13 hastada (%28,3) saptanmış ve bu bulgunun yağlı filum ile anlamlı şekilde ilişkili olduğu belirlenmiştir (p <0,05). Yağlı filum varlığı ile cerrahi karar arasındaki ilişki istatistiksel olarak anlamlı bulunmuş, cerrahi önerilen ya da uygulanan tüm bireylerde yağlı filum ve/veya düşük konus varlığı mevcuttur (p<0,001). Buna karşın, syrinks ve Chiari gibi diğer yapısal anomalilerle anlamlı bir ilişki gözlenmemiştir. Ayrıca, yağlı filumun varlığı cinsiyetle ilişkili bulunmamış; yaş dağılımı açısından ise özellikle 1–10 yaş grubunda daha sık tespit edilmiştir. Çalışmamızda, konus medullarisin anatomik olarak normal seviyede sonlandığı 17 olguda (%37) T1 aksiyal MRG'de yağlı FT varlığının saptanabildiği ve bu hastalarda klinik semptomlarla birlikte değerlendirildiğinde GOS tanısı konularak cerrahi girişim veya öneri gerektirdiği gösterilmiştir. Bu bulgu, yalnızca konus seviyesi değerlendirmesinin yeterli olmadığını, klinik bulgular ve yağlı filum varlığının birlikte ele alınmasının cerrahi karar sürecinde belirleyici rol oynadığını ortaya koymuştur. Sonuç: T1 aksiyal MRG, yağlı FT saptanmasında yüksek tanısal değer sunmakta ve bu bulgunun, özellikle düşük konus varlığı ile birlikte değerlendirildiğinde, cerrahi karar sürecine anlamlı katkılar sunduğu görülmektedir. Bununla birlikte, yalnızca görüntüleme bulgularına dayanarak cerrahi karar verilmemeli; klinik semptomlar ve nörolojik muayene ile birlikte bütüncül bir değerlendirme yapılmalıdır. Konus medullarisin normal seviyede sonlandığı olgularda dahi T1 aksiyal MRG ile saptanan yağlı filum terminale varlığının, klinik olarak anlamlı gergin omurilik sendromuna eşlik edebileceği gösterilmiştir. Bu bulgu, T1 aksiyal MRG'nin yalnızca anatomik değerlendirme değil, cerrahi karar sürecine yön verebilecek kritik patolojilerin ortaya konmasında da öncelikli ve vazgeçilmez bir görüntüleme yöntemi olduğunu ortaya koymaktadır. Şüpheli GOS olgularında T1 aksiyal MRG protokollerine rutin olarak dahil edilmeli, yağlı filum varlığı birincil değerlendirme kriterlerinden biri olarak göz önünde bulundurulmalıdır. Özellikle erken yaş grubunda yapılan görüntülemelerle, ilerleyici nörolojik komplikasyonların önüne geçilmesi mümkündür. Ayrıca, yağlı filum ve düşük konus birlikteliği olan olguların multidisipliner ekiplerle değerlendirilerek uygun tedavi algoritmalarına yönlendirilmesi önerilmektedir Anahtar Kelimeler: GOS, FT, Yağlı filum, T1 aksiyal MRG, Konus medullaris