Rutin hemodiyaliz hastalarında arteriovenöz trombozu ve ortalama trombosit hacmi ilişkisi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA DIŞKAPI YILDIRIM BEYAZIT SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2017

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: GÜLDEN BİLİCAN

Danışman: Ebru GÖK OĞUZ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

AMAÇ: Son Dönem Böbrek Yetmezliği (SDBY) olan hastalar yaşamlarını renal replasman tedavileri (RRT) ile idame ettirmektedirler. Dünyada ve ülkemizde en sık uygulanan RRT yöntemi hemodiyalizdir. Hemodiyaliz için en çok tercih edilen ve aynı zamanda en güvenilir vasküler erişim yolu olan arteriovenöz fistüllerin(AVF) en sık komplikasyonu trombozdur. Bu çalışmada AVF trombozunun erken tanı ve müdahalesinde ortalama trombosit hacmininin ucuz ve invaziv olmayan bir belirteç olarak kullanabilirliğini araştırmayı hedefledik. GEREÇ ve YÖNTEM: Çalışma retrospektif olarak hemodiyaliz ünitemizde takipli AVF operasyonundan sonra geç dönemde 1 veya daha fazla fistül trombozu epizodu geçiren 48 hasta ile 12 ay veya daha fazla sürede hiç AVF trombozu öyküsü olmayan 47 hasta alınarak gerçekleştirildi. BULGULAR: AVF trombozu olan ve olmayan grup yaş, cinsiyet, DM, HT, aterosklerotik kalp hastalığı, sigara içme alışkanlığı, antiagregan ilaç kullanımı, ortalama kan basıncı, diyaliz süreleri, HDL, LDL, ferritin, PTH, kalsiyum, fosfor, hemoglobin, beyaz küre, trombosit sayısı, aptt, pt, albümin, ürik asit, üre, trigliserid ve crp parametreleri açısından karşılaştırıldı ve anlamlı fark saptanmadı(p>0.05). OTH ve glukoz değerleri açısından olgu ve kontrol grupları karşılaştırıldığında ise anlamlı fark saptandı (p değerleri sırasıyla; 0.001; 0.011). OTH ile antiagregan ilaç kullanımı, fosfor düzeyi, trombosit sayısı ve ürik asit düzeyleri arasında anlamlı korelasyon bulunmuştur (p değerleri sırasıyla; 0.015; 0.044; 0.002; 0.038).OTH düzeyi ile hastaların yaş, cinsiyet, komorbidite durumları (DM, HT, aterosklerotik kalp hastalığı, periferik arter hastalığı ve sigara alışkanlıkları), laboratuar değerleri viii (albümin, HDL, LDL,TG, CRP,hemoglobin,ferritin,PTH, kalsiyum,beyaz küre,glukoz ve üre düzeyleri) karşılaştırılmış olup istatistiksel olarak anlamlı korelasyon saptanmamıştır. OTH kategorisine göre AVF trombozu olan hastaların demografik ve laboratuar özellikleri karşılaştırılmış ve aterosklerotik kalp hastalığı, ferritin ve trombosit sayısı ile OTH düzeyi arasında anlamlı ilişki bulunmuştur (p düzeyleri sırasıyla 0.019, 0.001; 0.004). SONUÇ: Bu çalışmada diyaliz hastalarında tromboze olan grupta OTH yi istatistiksel olarak anlamlı olarak daha yüksek saptanmıştır. Litetatürde OTH ve tromboz ilişkisini gösteren pek çok çalışma bulunmaktadır. Ancak bu çalışma diyaliz hastalarında AVF trombozu ile OTH arasındaki ilişkiyi gösteren ilk çalışmadır. AVF kaybının en fazla nedeni tromboz olup erken tanı ve müdahale kayıpları azaltmaktadır. Ucuz ve noninvaziv bir testle saptanan OTH'nin tromboz habercisi olarak diyaliz hastalarında kullanılabileceğini bu çalışmayla ortaya konmuştur. Anahtar kelimeler: son dönem böbrek yetmezliği, arteriovenöz fistül, ortalama trombosit hacmi