Neovasküler tip yaşa bağlı maküla dejenerasyonu nedeniyle oluşan tip 1 ve tip 2 maküler neovasküler membranların intravitreal anti- vasküler endotelyal büyüme faktörü tedavilerine verdikleri yanıtların anatomik ve fonksiyonel olarak karşılaştırılması
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2021
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: OSMAN ÖZEN
Danışman: Ayşe Gül ALTINTAŞ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Neovasküler tip yaşa bağlı maküla dejenerasyonu (YBMD) nedeniyle oluşan tip 1 ve tip 2 maküler neovaskülarizasyonların (MNV) intravitreal anti-vasküler endotelyal büyüme faktörü (VEGF) tedavilerine verdikleri yanıtları, optik koherans tomografi (OKT) ile tespit edilen niteliksel ve niceliksel parametreler ile anatomik olarak karşılaştırmak ve bu parametrelerin en iyi düzeltilmiş görme keskinliği (EİDGK) değişimi ile bir yıl içindeki intravitreal anti-VEGF enjeksiyon sayısı ihtiyacı arasındaki ilişkilerini değerlendirmek amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Retrospektif ve gözlemsel nitelikteki çalışmamızda neovasküler tip YBMD hastalığı tanısı konulup ''Gerektiğinde Tedavi Protokolü (Pro re nata)'' yöntemi ile intravitreal anti-VEGF ile tedavi edilen 90 hastanın 100 gözünün dosya verileri ve görüntüleme yöntemleri değerlendirildi. Temel tıbbi öykü, EİDGK, renkli fundus ve fundus flöresein anjiyografi (FFA) görüntüleri varolan tıbbi kayıtlardan incelenip kaydedildi. Daha önce çekilmiş olan optik koherans tomografi anjiyografi (OKTA) görüntüleri incelenen hastalardaki mevcut MNV'lerin subtipleri ayırt edildi ve gruplandırıldı. İntraretinal sıvı (İRS), subretinal sıvı (SRS) ve retina pigment epitel dekolmanının (PED) varlığı niteliksel olarak, santral maküler kalınlık (SMK) ve santral maküler hacim (SMH) değerleri ise niceliksel olarak spektral alan OKT ve tıbbi kayıtlardan elde edildi. Kontrollerdeki takip muayeneleri, EİDGK ölçümünü, pupil dilatasyonundan sonra detaylı fundus muayenesini ve OKT'yi içeriyordu ve veriler başlangıçta ve 12. ayda kaydedildi. 12 aylık takip ve tedavi döneminde yapılan intravitreal anti-VEGF enjeksiyon sayıları da her hasta için kaydedildi. Elde edilen veriler MNV tipleri arasında karşılaştırıldı. Bulgular: Çalışmaya 90 hastanın 100 gözü dahil edildi. Hastaların yaş ortalaması 71,28±6,2 idi ve cinsiyet dağılımı benzerdi. Çalışmada incelenen neovasküler tip YBMD olgularının %56'sı tip 1 MNV, %44'ü tip 2 MNV bulgularına sahipti. Tüm olguların 12 ayda EİDGK logMAR değerlerinin 0,93±0,47'den 0,69±0,41'e; ortalama SMK değerlerinin 378,13±59,67 μm'dan 333,1±57,05 μm'a; ortalama SMH değerlerinin de 8,79±0,79 mm3'ten 8,30±0,72 mm3'e düştüğü gözlendi (p=0,001). İki MNV tipi beraber olarak değerlendirildiğinde 12 ay boyunca yapılan toplam intravitreal anti-VEGF enjeksiyonu sayısının ortalaması ise 5,93±1,14 olarak tespit edildi. Başlangıçta tip 1 MNV grubunda SRS ve PED birlikteliği daha sık gözlenmişken (%89,3), tip 2 MNV grubunda ise İRS ve İRS ile SRS birlikteliği daha yaygın olarak gözlendi (sırasıyla %45,5 ve %47,7) (p=0,001). 12 aylık takip ve tedavi sonrasında tip 1 MNV'si olan gözlerde ise PED ve SRS ile PED birlikteliği daha sık gözlenmişken (sırasıyla %57,1 ve %33,9), tip 2 MNV'si olan gözlerde 12. ayın sonunda ağırlıklı olarak İRS mevcudiyeti ve makülada hiç sıvı bulunmaması durumu daha yaygın olarak gözlendi (sırasıyla %50 ve %31,8) (p=0,001). Tip 2 MNV'ye sahip gözlerde başlangıç EİDGK logMAR değerlerinin ortalaması (1,15 ± 0,43), tip 1 MNV'si olan gözlerde gözlenen değerlere (0,76 ± 0,42) kıyasla daha yüksekti (p=0,001). Benzer olarak tip 2 MNV'ye sahip gözlerde başlangıç SMK ve SMH değerlerinin ortalaması tip 1 MNV'si olan gözlerde gözlenen değerlere kıyasla daha yüksek değerlerdeydi (sırasıyla 424,89 ± 49,46 μm'a karşılık 341,39 ± 37,06 μm; 9,17 ± 0,89 mm3'e karşılık 8,49 ± 0,53 mm3; p<0,05). 12 aylık tedavi sonrası tip 1 MNV'si olan olgulardaki 12. ay EİDGK'nin logMAR değerleri (0,57 ± 0,37) tip 2 MNV'si olan olgulardaki değerlere (0,86 ± 0,42) kıyasla daha düşük değerlerdeydi (p=0,001). Tip 1 MNV'si olan olguların 12. aydaki ortalama SMK değerleri (296,95 ± 33,96 μm) tip 2 MNV'si olan olgulara kıyasla daha düşük değerler olarak gözlendi (379,11 ± 46,36 μm) (p<0,05). Benzer olarak tip 1 MNV'si olan olguların 12. aydaki ortalama SMH değerleri de (8,01 ± 0,52 mm3) tip 2 MNV'si olan olgulara kıyasla daha düşük değerlerdeydi (8,66 ± 0,79 mm3) (p<0,05). 12 aylık tedavi sonrasında SMK ve SMH değerlerinde meydana gelen değişimler arasında iki MNV tipinde istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık yoktu. 12 ayda yapılan toplam intravitreal anti-VEGF enjeksiyonu sayısının da her iki grupta benzer değerlerde olduğu görüldü (p=0,851). Tip 1 ve tip 2 MNV'si olan olgularda başlangıç EİDGK logMAR değerleri ile 12. ay EİDGK logMAR değerleri arasında pozitif yönde güçlü, başlangıç EİDGK logMAR değerleri ile EİDGK logMAR değerlerindeki değişim arasında ise pozitif yönde orta şiddette ilişkiye rastlandı (sırasıyla p=0,001 ve p<0,05). Benzer şekilde iki tip MNV olgularında başlangıç SMK değerleri ile 12. ay SMK değerleri arasında ve başlangıç SMH değerleri ile 12. ay SMH değerleri arasında pozitif yönde güçlü düzeyde ilişkiye rastlanmıştır (p=0,001). İki MNV tipinde de başlangıç SMK değerleri ile SMK ve SMH değerlerindeki değişim arasında ve 12 aydaki SMK ve SMH değişim değerlerinde kendi aralarında pozitif yönde orta şiddette bir ilişki de gözlendi (p<0,05). Tip 2 MNV'si olan olgularda ise başlangıç ve 12. ay EİDGK logMAR değerleri ile başlangıç SMH değerleri arasında pozitif yönde orta düzeyde ilişki tespit edildi (p<0,05). Tip 2 MNV olgularında ek olarak 12. ay EİDGK logMAR değerleri ile 12. ay SMH değerleri arasında da pozitif yönde orta düzeyde ilişki gözlendi (p<0,05). Benzer şekilde tip 2 MNV olgularında başlangıç ve 12. ay SMK değerleri ile başlangıç ve 12. ay SMH değerleri arasında pozitif yönde orta düzeyde ilişki tespit edildi (p<0,05). Yine tip 2 MNV'si olan olgularda başlangıç SMH değerleri ile SMH değerlerindeki değişim arasında pozitif yönde orta şiddette ilişkiye rastlandı (r=0,566; p=0,001). Sonuç: MNV olgularının altgrup analizini yaptığımız bu çalışmamızda, tip 2 MNV grubu olgularında, tip 1 MNV olgularına göre, başlangıçta ve 12. ayın sonunda görme fonksiyonunun daha kötü olduğunu, SMK ve SMH değerlerinin başlangıçta ve 12. ayda daha yüksek olduğunu ve görme prognozu üzerindeki olumsuz etkisi kanıtlanan OKT bulgusunun (İRS) daha sık eşlik ettiğini gözlemledik. Bu olguların takibinde OKT'de sıvı varlığı veya yokluğunun yanında daha yaygın kullanılan bir yöntem olan SMK değerleri ile daha yeni bir OKT ölçüm parametresi olan SMH değerlerinin birlikte kullanılması, özellikle tip 2 MNV olguları için, hasta takibi ve tedavi etkinliğinin değerlendirilmesinde daha kullanışlı olabilir. SMH'nin neovasküler YBMD'de OKT belirteci olarak takip ve prognozdaki uzun dönem katkısının değerlendirilmesi için daha uzun takip sürelerinin ve daha fazla sayıdaki hastaların incelendiği çalışmalar gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Maküler Neovaskülarizasyon, Optik Koherens Tomografi, Santral Maküler Hacim, Yaşa Bağlı Maküla Dejenerasyonu