Anterior komünikan arter anevrizmalarının tedavisinden sonra klinik ve radyolojik sonuçların A1 hipoplazi ile ilişkisinin incelenmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL FATİH SULTAN MEHMET SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2023
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: FERYAL BASTACI
Danışman: Tayfun HAKAN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Subaraknoid kanama (SAK) yüksek morbidite ve mortalite ile seyreden bir hastalık olup intraserebral anevrizmalar en sık görülen spontan subaraknoid kanama sebeblerindendir. Willis poligonu varyasyonlarının en çok eşlik ettiği anterior komünikan arter (ACoA) anevrizmaları, konfigürasyonları ve içerdiği riskler sebebiyle baş edilmesi zor anevrizmalardır. A1 arter varyasyonlarının bu anevrizmalar tedavisi sonrası yaptığı olası klinik ve radyolojik etkileri araştırılması amaçlandı. Yöntem: 2016 –2021 tarihleri arasında kliniğimizde mikrocerrahi veya endovasküler yöntemlerle tedavi edilen ACoA anevrizma olguları geriye dönük olarak incelendi. Bulgular: Toplamı 104 olan olguların %50'si erkek, %50'si kadındı. Yaşları 23 ile 77 arasında, ortalama yaş 52,47±10,57 idi. Anevrizmaların %58,7'si (n=61) kanamıştı; %29,5'inde (n=18) eşlik eden intraventriküler kanama ile %13,1'inde (n=8) intraparenkimal kanama vardı. Kanayan olguların yaş ortalaması 50,54±10,47 ve medyan yaş 50 (23-77) idi. Olguların %51.9 'unda (n=54) ek hastalıklar eşlik etmekteydi, %65.7 sinde (n=66) sigara tiryakiliği mevcuttu. Olguların ortalama modifiye rankin skoru (mRS) 1,51±2,00, genişletilmiş- glasgow çıkış ölçeği (GÇÖ) değerleri ise 6,44±2,40'dir. Anevrizma yönelimi %29.4 (n=30) olarak en sık yönelim anterior superior olarak saptandı. Serideki 104 olgunun %45,2'sinde (n=47), %61,7'si sağ A1, %38,3'ü sol A1 arteri üzerinde olmak üzere A1 hipoplazi/aplazi varyasyonu saptandı. Varyasyonların %35,6'sı (n=37) hipoplazi, %9,6'sı (n=10) aplaziydi. A1 aplazi/hipoplazi varyasyonları kanamamış 43 olgunun %69'8'inde (n=30) kanamış 61 olgunun %27,9'unda (n=17) mevcuttu. Kanamış anevrizmaların %91,8'i (n=56), kanamamış anevrizmaların ise %48,8'i, (n=21) pterional yaklaşım ve mikrocerrahi yöntemleriyle tedavi edildi. Kanamış anevrizmaların %8'2 'si (n=5) ,kanamamış anevrizmaların %51'2' si (n=22) endovasküler koil ile yöntemi ile tedavi edildi. Mikrocerrahi yapılan 77 olgunun 8'inde (%10,3) ACoA anevrizması non-dominant tarafından taraftan kliplendi. Bu 77 olgunun yine 8'inde (%10,3) reoperasyon gerekti; 5'i mikrocerrahi, 3'ü endovasküler yolla tedavi edildi. Bu olguların 4'ünde varyasyon mevcuttu. Endovasküler yolla tedavi edilen 27 hastanın 4 'üne reoperasyon gerekti; 3'ü tekrar endovasküler yöntemle biri ise mikrocerrahi yöntemiyle tedavi edildi. İkinci tedavi gereken 4 hastanın tümünde A1 varyasyonu mevcuttu. Vazospazm gelişen 23 olgunun 6'sında (%26) A1 varyasyonu vardı. Mikrocerrahi yapılan 77 olgunun 7'si (%9) iskemik beyin hasarı ile kaybedildi, bu olguların 2'sinde varyasyon mevcuttu. Araştırmaya katılan olguların %13.5 'inde (n=14) mortalite görüldü. Sonuç: A1 varyasyonu olmayan anevrizmalarda eşlik eden hipertansiyon olması anlamlı derecede yüksekti. A1 varyasyonu kanamamış anevrizmalarda istatistiksel olarak anlamlı seviyede daha fazla görüldü. A1 varyasyonu olmayanlarda olanlara göre mRS(modified Rankin Scale) değerleri daha istatistiksel olarak daha yüksek (kötü) olarak saptandı A1 varyasyon varlığına göre yaş, cins, genişletilmiş-GÇÖ ve mortalite oranlarında anlamlı farklılık yoktu. Kanayan olgularda, ek hastalıkları olanlarda ve yaşlılarda mortalite daha yüksekti.