Tip 1 chiari malformasyonu tanısıyla dural gevşetme veya durotomi yapılan hastaların preoperatif ve postoperatif bos akım MRG'leri ile değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ADANA TIP FAKÜLTESİ, NÖROŞİRÜRJİ ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2022
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: DURDU MEHMET BABAOĞLAN
Danışman: Ali ARSLAN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Chiari malformasyonları (CM) artbeynin, serebellum, beyin sapı, kafa tabanı ve servikal kordu içeren farklı anomalilerinin oluşturduğu bir spektrum olarak tanımlanabilir. Bu malformasyonlardan en sık görülen Chiari Malformasyonu tip 1'dir, küçük posteriyor fossa ve serebellar tonsillerin herniasyonu ile karakterizedir. Çocuk yaşta en sık skolyoz ile birlikte ortaya çıkarken; erişkin yaşta siringomiyeli (%30-70), hidrosefali gibi farklı patolojiler eşlik eder. Siringomiyeli (SM), BOS (beyin omurilik sıvısı) akımında izlenen değişikliklere bağlı spinal korddaki kistik genişlemelerdir. Tek başına izlenebildiği gibi Chiari malformasyonları ile de ortaya çıkmaktadır. Bu kompleks anomalilerin fizyopatolojik açıdan değişkenlik göstermesi ve spesifik olmayan bulgularla klinik vermesi tanısal açıdan zorluk oluşturmaktadır. CM tip 1'de SM varlığına bağlı olmaksızın en sık kabul gören tedavi yöntemi foramen magnum dekompresyonudur (FMD). Patolojinin boyutuna göre dekompresyona dural gevşetme veya durotomi(+duraplasti) gibi cerrahi yöntemler eklenebilmektedir. Kompleks Chiariler olarak tanımlanan grupta buna ek olarak, esas patolojinin kraniyoservikal bileşkede instabilite olduğu görüşüyle C1-C2 füzyon ve oksipitoservikal füzyon tercih edilebilmektedir; ancak daha invaziv oluşu ve buna bağlı nörovasküler yaralanma ihtimalinin daha fazla olması, boyunda hareket kısıtlılığı bu yöntemlerin dezavantajıdır. Klinik iyileşmeye yeterli olabilecek dekompresif yaklaşımlar daha az invaziv olması ile öncelikli tedavi seçeneği olabilir. Peroperatif serebellar tonsillerin doğal pulsatil görünümünü kazanması dekompresyon yeterliliğini gösterebilir; ancak klinik ve radyolojik açıdan daha objektif kriterlerle bunun değerlendirilmesi gerekmektedir. BOS'a ait dinamikler (akımın yönü, hızı ve debisi) faz-kontrast tekniği ile yapılan Sine MRG (BOS Akım MRG) ile değerlendirilebilir. Her ne kadar BOS dinamiği kompleks yapıda ve yaşa bağlı değişken olsa da; sonuçlar tanı koymada, uygun tedavinin belirlenmesinde ve takipte, klinik değerlendirme ile birlikte daha objektif sonuçlar ortaya koyabilir. Çalışmamız FMD ve dural gevşetme/durotomi ile dekompresif girişimde bulunulan CM tip 1 tanılı hastalarda öncelikle preoperatif ve postoperatif BOS Akım MRG sonuçlarının klinikle ilişkisini ve beraberinde mevcut dekompresif yöntemlerin klinik ve radyolojik iyileşme üzerine etkisini araştırmayı amaçlamaktadır. Gereç ve Yöntem: Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Kliniği'nde, Kasım 2017- Kasım 2022 döneminde foramen magnum dekompresyonu (FMD) ve birlikte dural gevşetme/durotomi yöntemleriyle opere edilen ve Postoperatif 6. ay BOS Akım MRG tetkikiyle Ocak 2022 dönemine kadar takibi süren, CM tip 1 tanılı 58 hastanın dosya bilgileri ve radyolojik görüntülemeleri retrospektif ve prospektif şekilde incelenmiştir. Bu çalışmada cerrahi öncesinde ve cerrahi sonrası 1. ve 6. aylardaki BOS Akım MRG sonuçları; BOS akım hızlarında artış/azalış ve aralarında istatistiksel açıdan anlamlı değişiklik olup olmadığı yönünden değerlendirilmiştir. Bulgular: Postoperatif 1. ay BOS akım hızları değerlendirildiğinde; 1 hasta hariç gruptaki 57 hastada preoperatif döneme göre akım hızında kantitatif artış izlenmiştir. BOS akım hızında artış izlenmeyen bu hastaya yeniden dekompresif cerrahi girişim planlanmıştır. İstatistiksel açıdan ise; postoperatif 1. ayda BOS Akım MRG'de akım hızı değerleri, preoperatif döneme göre anlamlı düzeyde artış göstermiştir (p ˂ 0,001). Postoperatif 6. aydaki BOS akım değerleri preoperatif dönemdekilerle karşılaştırıldığında da 3 hasta hariç akım hızlarının arttığı/değişmediği izlenmiştir. Postoperatif 6.ay BOS Akım MRG değerlerinde de istatistiksel açıdan preoperatif döneme göre anlamlı artış tespit edilmiştir (p ˂ 0,001). Postoperatif 1.ay ve postoperatif 6.aya ait değerler arasında ise; istatistiksel olarak anlamlı fark yoktur (p>0.05). Postoperatif 1. ayda ve 6. aydaki BOS Akım MRG'lerinde akım hızında artış izlenmeyen 4 hastanın, yeterli semptomatik iyileşme sağlanamaması ile yeniden cerrahi girişim planlanan veya yeniden opere edilen 8 hastalık grupta yer aldığı görülmüştür. Bu gruptaki hastaların preoperatif, postoperatif 1.ay ve postoperatif 6.aydaki BOS akım değerleri de kendi arasında değerlendirildiğinde de istatistiksel açıdan anlamlı izlenmiştir (p<0.05). Sonuçlar: Çalışmamızda yer alan 58 hastadan 50'sinde semptomatik iyileşme ile birlikte BOS akım hızlarında istatistiksel açıdan anlamlı artış izlenmiştir. Bu sonuçla FMD ile birlikte dural gevşetme veya durotomi, SM varlığından bağımsız olarak CM tip 1 için güvenli ve etkili bir cerrahi yöntem olarak değerlendirilebilir. BOS akım hızında kantitatif ve istatistiksel olarak azalma izlenenlerde ise; semptomatik iyileşmenin yeterli olmadığı veya semptomların şiddetlendiği ifade edilmiştir. Bu sonuçlarla da yeniden cerrahi girişim gerektiği sonucuna ulaşılabilir. BOS Akım MRG CM tip 1 tanılı hastaların takibinde, cerrahi etkinliğin objektif şekilde değerlendirilmesinde rutinde faydalanılacak bir yöntem olabilir. Klinik değerlendirmeyi standardize edecek yöntemlerle daha geniş serilerde kontrollü prospektif çalışmalarla etkinliğinin araştırılması daha kesin sonuçlar verecektir. Anahtar kelimeler: Tip 1 Chiari Malformasyonu, Siringomiyeli, BOS Akım MR (Sine MR), Dural Gevşetme, Durotomi