Çocuk polikliniğe başvuran hastalarda 'ROME IV' kriterlerine göre kabızlığın belirlenmesi ve etki eden faktörlerin araştırılması
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL HAYDARPAŞA NUMUNE SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2018
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: GULNARA HEYDAROVA
Danışman: Çağatay NUHOĞLU
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Genel pediatri polikliniğine herhangi bir nedenle başvuran 1ay-18 yaş arası çocukların, 'ROME-IV' tanı ölçütlerine göre değerlendirilerek kabızlık sıklığının saptanması, hasta çocukların demografik özellikleri ve beslenme şekilleri gibi özelliklerinin aynı yaş grubundaki sağlıklı çocuklara ait veriler ile kıyaslanması amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Çalışmada 01.04.2018 ile 1.05.2018 tarihleri arasında genel pediatri polikliniğine herhangi bir nedenle başvuran 1ay-18 yaş arası 1000 çocuk değerlendirildi. Bu çocuklarda 'ROME-IV' tanı ölçütlerine göre fonksiyonel kabızlık tarandı. Kabızlık yakınmaları ile başvurup kabızlık tanısı koyulan çocuklar ve kabızlık yakınmaları dışında başka bir yakınma ile başvuran ancak hekim değerlendirmesi sonucu kabızlık tanısı koyulan çocuklar ve kabızlık tanısı almayan diğer çocuklar (toplamda 1000 çocuk) çalışmaya dahil edildi. Hastalar kabız ve kabız olmayan iki gruba ayrıldı.Tüm çocukların aileleri, çalışmanın amacı ve içeriği hakkında bilgilendirildi. Ailelerden onam alındı. Fonksiyonel Kabızlık için hazırlanan özel formlarda çocukların başvuru yakınmaları ve demografik özellikleri sorgulanarak, kaydedildi. Elde edilen veriler, Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırmaları (TNSA)-2013 verileri ile karşılaştırıldı. BULGULAR Çalışma yaşları 1.5 ay ile 17 yıl arasında değişmekte olan, 486'sı (%48,6) erkek, 514'ü (%51,4) kız olmak üzere toplam 1000 çocuk üzerinde yapılmıştır. Çocukların yaş ortalaması 7.12±5.12 yıldır. Çocukların 168'inde (%16,8) kabızlık saptandı. Çocuklarda kabızlık başlama yaşı doğumdan itibaren ile 14 yaş arasında değişmekte olup, ortalaması 1.96±2.68, (1) yaştır. Kabızlık tanısını konulan 168 olguda bakılan çeşitli dermografik özellikler kabızlık olmayanlarla karşılaştırıldığında anlamlı bir veri saptanmadı. Doğum kilosu 2500 gr altında olan çocukların %15,8'inde, 2500 gr ve üzerinde olan çocukların %16,9'unda kabızlık görülmekte olup, aralarında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamaktadır (p>0,05). Doğum şekli C/S olan çocukların %19,4'ünde, NSD olan çocukların %15,2'sinde kabızlık görülmekte olup, aralarında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamaktadır (p>0,05). Ek hastalığı olan çocuklarda kabızlık görülme oranı (%29,9), ek hastalığı olmayan çocuklardan (%15,2) istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksektir (p:0.000; p 0,05). Annesi dışında başka birinin bakımında olan çocuklarda kabızlık görülme oranı (%22,8), annesi tarafından bakılan çocuklardan (%10,8) istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksektir (p:0,000; p 0,05). Döküntü/cilt lezyonu olan çocuklarda kabızlık görülme oranı (%34,9), döküntü/cilt lezyonu olmayan çocuklardan (%14,6) istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksektir (p:0.000; p<0,05). Boy percentilleri ile kabızlık arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunmaktadır (p:0,008; p<0,05). En yüksek kabızlık görülme oranı 3.persentilde görülürken (%30,6), en düşük kabızlık görülme oranı 50.persentildedir (%11,7). Kilo percentilleri ile kabızlık arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunmaktadır (p:0,009; p<0,05). En yüksek kabızlık görülme oranı 95.persentilde görülürken (%66,7), en düşük kabızlık görülme oranı 75.persentildedir (%11,9). Fizik muayenesinde özellik bulunan çocuklarda kabızlık görülme oranı (%25,3), fizik muayenesinde özellik bulunmayan çocuklardan (%16) istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksektir (p:0,023; p<0,05). Sonuç: Çocukluk çağında görülen Kabızlık , tanısı ve tedavisi çoğunlukla kolay olan hastalık olmasına rağmen tanınmadığı durumda gereksiz yapılan tetkiklere neden olmaktadır. Tanı koyulamayan çocuklar ve aileleri psikososyal açıdan zorluklar yaşamaktadır. 'ROME-IV' tanı ölçütleri ile poliklinikte kolayca tanı alan hastaların; demografik özellikler ve beslenme biçimleri açısından sağlıklı çocuklarla olan ilişkisini aydınlatmak için daha kapsamlı çalışmaların gerektiğini düşünmekteyiz. Anahtar kelimeler: Çocuk, ROME 4 Kriterleri, Kabızlık