Alzheimer hastalığı, hafif bilişsel bozukluk ve sağlıklı kontrollerde ayırıcı tanıda otonom sinir sistemi değerlendirmesi: Nöropsikiyatrik testler, elektromiyografi bulguları ve klinik sonuçların entegre edilmiş analizi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: TALHA YAMAK

Danışman: Gürdal ORHAN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Giriş ve Amaç: Alzheimer hastalığı (AH) ve hafif bilişsel bozukluk (HBB), bilişsel işlevlerde ilerleyici bozulmalara yol açan nörodejeneratif süreçlerdir. Bu hastalıkların erken dönemde ayırt edilmesi, uygun tedavi yaklaşımlarının belirlenmesi ve hastalık progresyonunun yavaşlatılması açısından kritik öneme sahiptir. Ancak, yalnızca bilişsel testlere dayalı tanı yöntemleri, AH ve HBB'yi erken tanı ve ayırt etmede yeterli olmayabilir. Bu nedenle, daha objektif ve hassas biyobelirteçler ile elektrofizyolojik değerlendirme yöntemlerine ihtiyaç duyulmaktadır. Bu çalışmanın temel amacı; AH, HBB ve sağlıklı kontrollerde (SK) otonom sinir sistemi (OSS) işlevlerini değerlendirmek ve OSS disfonksiyonunun bu gruplar arasında ayırıcı tanıda ve dejeneratif süreçlerdeki rolünü incelemektir. Bu doğrultuda, sempatik ve parasempatik sinir sistemi işlevlerinin elektrofizyolojik yöntemler olan sempatik deri yanıtı (SDY) ve R-R interval değişimi (RRIV) ile değerlendirilmesi ve elde edilen verilerin klinik semptomlar ile ilişkisinin belirlenmesi planlanmıştır. Ayrıca, OSS disfonksiyonunun bilişsel bozulmanın şiddeti ile olan ilişkisi araştırılarak, bu disfonksiyonun hastalıkların patofizyolojisindeki erken etkileri ortaya konulmaya çalışılmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmamıza AH tanılı 29 hasta, HBB tanılı 25 hasta ve 25 SK dahil edildi. Katılımcılara mini mental durum testi (MMDT), klinik demans değerlendirme ölçeği (CDR), enstrümental günlük yaşam aktiviteleri Ölçeği (EGYAÖ) ve kompozit otonom semptom skoru-31 (KOSS-31) uygulandı. OSS işlevlerini değerlendirme amacıyla SDY ve RRIV ölçümleri yapıldı. SDY ölçümleri üst ekstremite, alt ekstremite ve frontal bölgeden alınırken, RRIV değerlendirmeleri istirahat (R), derin solunum (D) ve ayakta durma (İ30/İ15) sırasında kaydedildi. Ayrıca, MMDT, CDR, EGYAÖ, KOSS-31, SDY ve RRIV test sonuçları arasında korelasyon analizleri yapılarak bilişsel işlevler ile OSS disfonksiyonu arasındaki ilişki değerlendirildi. Bulgular: Üst ve alt ekstremite SDY kayıtlarında üç grup arasında anlamlı bir fark saptanmazken frontal bölgeden alınan kayıtlarda HBB ve AH gruplarında SK'ye kıyasla anlamlı oranda SDY latans uzaması gözlenmiştir. KOSS-31 total puanı ve alt ölçekleri üç grup arasında anlamlı bir fark göstermemiştir. Ancak gruplar SK ve hasta grubu (AH + HBB) olarak ikiye ayrıldığında, mesane ve gastrointestinal sistem (GİS) alt ölçek puanlarının hasta grubunda anlamlı olarak yüksek olduğu saptanmıştır. KOSS-31 sekretomotor alt ölçeği ile SDY sağ frontal latans (SDY RFL) değerleri arasında anlamlı pozitif korelasyon bulunmuştur. KOSS-31 ortostatik intolerans alt ölçeği puanları, RRIV parametrelerinden D-R, D/R ve I30/I15 değerleri patolojik aralıkta olan bireylerde daha yüksek bulunmuştur. CDR evreleri ilerledikçe SDY latanslarının uzadığı gözlemlenmiştir. Gruplar arasında D-R, D/R ve İ30/İ15 değerlerinde anlamlı farklar tespit edilmiştir. I30/I15 oranı ile SDY sol ve sağ frontal latansları arasında anlamlı negatif korelasyon saptanmıştır. D-R farkı ile SDY sağ frontal latansı ve SDY sol frontal latansı arasında anlamlı negatif korelasyon gözlemlenmiştir. Sonuç: Bu çalışma, AH ve HBB hastalarında OSS disfonksiyonunun belirlenmesinde SDY ve RRIV ölçümlerinin önemli bilgiler sağlayabileceğini göstermiştir. Özellikle ekstremite kayıtlı ölçümlerde tespit edilemeyen ancak frontal bölgeden alınan SDY kayıtlarında saptanan latans uzaması, AH ve HBB'nin tanısında yardımcı bir araç olarak kullanılabilir. KOSS-31 total puanı ve alt ölçekleri üç grup arasında anlamlı fark göstermemekle birlikte, hasta grubu ile sağlıklı kontroller karşılaştırıldığında mesane ve gastrointestinal sistem alt ölçeklerinde anlamlı farklılıklar saptanmıştır. Ayrıca, CDR evrelerinin ilerlemesiyle birlikte SDY latanslarının uzaması, OSS disfonksiyonunun hastalık şiddeti ile paralel ilerlediğine işaret etmektedir. SDY ve RRIV ölçümleri arasındaki anlamlı korelasyonlar, OSS işlev bozukluğunun bilişsel bozulma ile ilişkisini desteklemekte olup bu bulgular, AH ve HBB hastalarında OSS disfonksiyonunun erken dönemde saptanabileceğini ve hastalık progresyonunun izlenmesinde tamamlayıcı bir araç olarak kullanılabileceğini ortaya koymaktadır. Bu nedenle, OSS değerlendirmeleri, nörodejeneratif hastalıkların erken tanı süreçlerinde ve ayırıcı tanısında klinik pratikte değerli olabilir. Anahtar Kelimeler: Alzheimer hastalığı, hafif bilişsel bozukluk, normal yaşlanma, otonom sinir sistemi, sempatik deri yanıtı, R-R interval değişimi,