Anti-HBc Testinin Bağışçı Seçimindeki Rolü, Güncel Algoritmaya Katkısı; Gülhane Deneyimi Türkiye İçin Örnek Model Olur Mu?
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, GÜLHANE SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ, KAN BANKACILIĞI VE TRANSFÜZYON TIBBI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2021
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: SONER YILMAZ
Danışman: İsmail Yaşar AVCI
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Transfüzyon yoluyla bulaşan enfeksiyon riskini azaltarak transfüzyon güvenliğini en üst düzeye çıkarabilmek için ilave ya da farklı test prosedürleri uygulanabilmektedir. Hepatit B kor antikoru (anti-HBc), bu kapsamda en sık başvurulan serolojik belirteçlerden biridir. Bu çalışmanın amacı, merkezimizde rutin tarama testleri kapsamında çalışılan anit-HBc test sonuçlarının analiz edilmesi ve oluşturulan bağışçı geri kazanım protokolünün etkisinin incelenmesidir. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya 2014-2019 tarihleri arasında kan bağışı yapmak üzere Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi Bölge Kan Merkezine başvuran 57 191 kişi dâhil edilmiştir. Tüm kan bağışları kemiluminesans immunoassay yöntemiyle anti-HBc açısından tarandı. Anti-HBc test sonucu pozitif çıkan kişilerin bağışçı geri kazanım protokolü gereğince, hepatit B yüzey antikoru (anti-HBs) ve hepatit B virüs (HBV) deoksiribonükleik asit (DNA) test sonuçları değerlendirildi. Anti-HBs değeri >100 IU/ml ve HBV DNA test sonucu negatif olanlar, bağışçı havuzuna tekrar dâhil edildi. Bulgular: Çalışmaya dâhil edilen 57 191 kan bağışçısının 54035 (%94,4)'si erkek, 3156 (%5,5)'si ise kadındı. 5125 (%8,5) bağışçının anti-HBc test sonucu pozitifti. Çalışmanın yapıldığı yıllar arasındaki cinsiyet, ortalama yaş ve anti-HBc seroprevalansı dağılımı arasındaki fark istatiksel olarak anlamlı bulundu (p<0,001). En yüksek (%35,7) anti-HBc pozitifliği 60 yaş ve üzerinde olanların grubunda iken, en düşük (%3,8) pozitiflik ise 18-30 yaş grubunda olanlardaydı (r=0,549, p=0,0001). 439 bağışçının anti-HBs test sonuçlarına ulaşıldı ve bunların 301'i (%68,5) geri kazanım protokolü gereğince yeniden bağış yapmaya uygun olarak değerlendirildi. İzole anti-HBc pozitiflik oranı %0,05 (33/57 191)'ti. HBV DNA testi sadece bir bağışçıda pozitif bulundu ve tüm HBV DNA pozitif bağışçılar bulaştırıcı kabul edildiği takdirde, anti-HBc taraması ile yakalanan muhtemel bulaşıcı bağış oranı 57 000'de 1'di. Sonuç: Çalışmanın yapıldığı altı yıllık süreç boyunca anti-HBc seropevalansının %10'un altında seyretmesi, bu testin mikrobiyolojik tarama testleri kapsamında değerlendirilebilmesi adına oldukça önemli bir veridir. Ayrıca, anti-HBc testine bağlı yaşanan bağışçı kayıplarının, uygulanan bağışçı geri kazanım protokolleriyle önemli derecede azaltılabileceği görülmüştür. Anti-HBc tarama stratejisine HBV epidemiyolojisi, maliyet etkinlik ve olası bağışçı kayıpları dikkate alınarak karar verilmelidir.