Akciğer adenokarsinomlarında tümör tomurcuklanmasının klinikopatolojik özellikleri ve prognostik değerlerle karşılaştırılması
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2023
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: KADİR BATURHAN ÇİFLİK
Danışman: Erdal YEKELER
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç 2020 yılı verilerine göre kansere bağlı ölümlerin en başında akciğer kanseri gelmektedir. Akciğer kanserlerinin %85'ini küçük hücreli dışı akciğer kanserleri (KHDAK) oluşturmaktadır. Tüm akciğer kanserleri içinde en sık görülen histolojik alt tip ise adenokarsinomlardır. Pulmoner adenokarsinomlar heterojen bir patolojiye sahip olup, aynı evredeki hastalarda bile klinik seyir farklı seyredebilmektedir. Genetik ve immünohistokimyasal ilerlemeler, tümör mikroçevresindeki dinamik süreçlerin incelenmesine imkan tanımaktadır. Heterojen yapıya sahip adenokarsinomalarda ışık tutulan her yeni veri, prognozun belirlenmesinden, uygulanacak cerrahi yöntemin tercihine ve postoperatif dönemdeki kişiye özgü tedavi seçeneklerine kadar belirleyici olmaktadır. Biz de bu çalışmada, kliniğimizde opere edilen primer pulmoner adenokarsinom tanılı olguların patoloji preparatlarını geriye dönük inceledik. Tümör mikroçevresinde daha önce özellikle kolorektal adenokarsinomlarda incelenen tümör tomurcuklanmasını (TT), klinikopatolojik özelliklerle ve prognostik değerlerle karşılaştırmayı amaçladık. Gereç ve Yöntem Çalışmaya, Mayıs 2019 ve Aralık 2022 tarihleri arasında T.C. Sağlık Bakanlığı Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Göğüs Cerrahi Kliniği'nde opere edilen ve patoloji tanısı primer akciğer adenokarsinomu olarak raporlanan 77 hasta dahil edildi. Hastaların; bilinen klinikopatolojik özellikleri ve prognostik değerleri retrospektif olarak incelendi. Patoloji preparatlarının geriye dönük incelemesi ile tümör alt tipi, tümör derecesi, lenfositik yanıt, stromal fibrozis yoğunluğu, TT, hava boşluklarına yayılım (STAS), plevral invazyon, lenfovasküler invazyon ve perinöral invazyon bilgileri kayıt altına alındı. Hasta takip süresi en az 1 ay, en fazla 45 aydı. Preparatlar 3.5 μ kalınlığında kesilmiş, hemotoksilen&eozilen (HE) boyası ile boyanmış şekilde Nikon Eclipse 80i marka ışık mikroskobu altında 20x büyütmede değerlendirildi. TT yoğunluğu en çok olan alan seçildi. 0-4 arasındaki tomurcuklanma sayısı, düşük derecede tomurcuklanma (Bd1), 5-9 arası tomurcuklanma sayısı orta derece tomurcuklanma (Bd2), 10 ve üstü tomurcuklanma sayısı yüksek derece tomurcuklanma (Bd3) kabul edildi. STAS için tümör kenarları ve alveol içi yayılım değerlendirildi. Tümör stromasındaki fibrozis değerlendirilerek yoğunluk %10'nun altı, %10-25, %25-50 ve %50'nin üstü olarak sınıflandı. Tümör kenarındaki lenfositik yanıt ise yok-orta-hafif olarak derecelendirildi. Plevral invazyon, lenfovasküler invazyon ve perinöral invazyon varlıkları değerlendirildi. Bulgular Çalışmaya primer pulmoner adenokarsinom tanısı almış 77 hasta dahil edildi. Hastaların 61'i (%79,2) erkek ve 16'sı (%20,8) kadındı. Hastaların yaşları 42-82 yıl aralığındaydı ve yaş ortalaması 62,6±8,4 yıl olarak bulundu. Hastaların 50'si (%64,9) 40-65 yaş aralığında ve 27'si (%35,1) 65 yaş üzerindeydi. TT'ye göre tümör stromasındaki fibrozis yoğunluğu oranları arasında istatistiksel olarak fark bulunmaktaydı(p %50 olan hastaların Bd3'teki oranı Bd1'e göre istatistiksel olarak yüksekti. Bd3 olan hastalarının plevra invazyonu, lenfovasküler invazyonu ve perinöral invazyon verlığı, Bd1 olan hastalardan istatistiksel olarak yüksekti (p=0,048) (p=0,041) (p=0,029). TT'ye göre tümör alt tipi, tümör derecesi, lenfositik yanıt ve STAS dağılımları arasında istatistiksel olarak fark bulunmamaktaydı(p=0,63) (p=0,362) (p=0,062) (p=0,208). Sonuç TT, tümör mikroçevresini ilgilendiren, dinamik bir sürece aittir. Özellikle akciğer adenokarsinomlarındaki epitelyal-mezenkimal geçiş (EMT) mekanizmasına benzer mekanizma ile görüldüğü için araştırmaya açık bir konudur. Literatürdeki az sayıda çalışma, akciğer kanseri için negatif prognostik faktör olabileceğini bildirmektedir. Çalışmamızdaki plevra invazyonu, lenfovasküler invazyon, perinöral invazyon verlığı ve stromal fibrozis yoğunluğu ile olan ilişkisi primer pulmoner adenokarsinomlarda araştırılmaya ihtiyaç duyulan, negatif bir prognostik faktör olduğunu düşündürmektedir. Patolojik değerlendirmesinin standardize edilmesi, ucuz ve kolay değerlendirilebilmesi nedeniyle rutin patoloji raporlarına eklenmesini önermekteyiz. Gelecekte, uygulanacak rezeksiyonun şeklinin, kişiye özgü adjuvan tedavilerin düzenlenmesinde ve TNM evrelemesinde özellikle T ve N durumlarının belirlenmesinde rol oynayacağını düşünmekteyiz.