Yumuşak doku tümörlerinde LY6E ve LY6K gen ekspresyon düzeylerinin belirlenmesi ve bu düzeylerin tümör agresivitesi ile korelasyonunun araştırılması
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA DR. ABDURRAHMAN YURTASLAN ONKOLOJİ SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, PATOLOJİ ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2022
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ÇİĞDEM YILDIRIM
Danışman: Olçay KANDEMİR
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Yumuşak doku tümörleri nadir görülen heterojen bir tümör grubu olup tüm kanserlerin %1'ini oluşturmaktadır. Son yıllarda kansere bakışımız hematolojik ve solid malignitelerde kanser kök hücrelerinin keşfi ile oldukça farklılık kazanmıştır. Yumuşak doku tümörlerinde henüz bu konuda yeteri kadar araştırma yapılmamış olmakla birlikte kanser kök hücresi benzeri hücrelerin varlığı gösterilmiştir. Biz de bu çalışmada faredeki homoloğu bir kök hücre belirteci olan Ly6 gen ailesinden Ly6E ve Ly6K genlerinin yumuşak doku tümörlerindeki ekspresyonunu değerlendirmeyi amaçladık. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya Sağlık Bilimleri Üniversitesi Dr. Abdurrahman Yurtaslan Ankara Onkoloji Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Tıbbi Patoloji Bölümü'nde 2017-2021 yılları arasında yumuşak doku tümörü tanısı almış ve eksizyonu yapılmış, yaşları 20 ila 80 arasında değişen 45 hasta dahil edildi. Çalışmada benign yumuşak doku tümörleri olarak dermatofibrom ve leimoyom tanılı; malign yumuşak doku tümörü olarak da leimyosarkom, pleomorfik sarkom ve sinovyal sarkom tanılı hastalar bulunmaktaydı. Hastaların uygun parafin blokları belirlenip kesitler alınarak deparafinize edildi, total RNA izolasyonu ve cDNA eldesi yapıldı. Ly6E, Ly6K ve kontrol olarak seçilen B-actin genleri için hazırlanmış primerler kullanılarak PCR ile gen ekspresyon düzeyleri belirlendi. Sonuçlar klinikopatolojik parametreler ile karşılaştırıldı. Bulgular: Tüm gruplar birlikte değerlendirildiğinde; Ly6E gen ekspresyonunun kontrol grubuna göre, benign ve malign tümör grubunda istatistiksel anlamlı arttığı bulundu. Ly6K geni ise benign ve malign grupta ekspresyon artışı göstermekle birlikte istatistiksel olarak anlamlı bulunmadı. Ly6E gen ekspresyon düzeyinin leiomyosarkomlarda, kontrol grubu ve leiomyom grubuna göre istatistiksel açıdan anlamlı belirgin artış gösterdiği bulundu. Sinovyal sarkom ve pleomorfik sarkomların yer aldığı grupta ise Ly6E ekspresyonunun kontrol grubuna göre artış gösterdiği ancak anlamlı olmadığı görülmüştür. Dermatofibromlarda ise normale göre daha yüksek ekspresyon görülmesine rağmen anlamlı bulunmadı. Ly6K gen ekspresyon düzeyinin düz kas kökenli malign tümörlerde kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı artışı bulundu. Ly6K ekspresyon düzeylerinde diğer tümör grupları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmadı. Sonuç: Çalışmamız sonucunda Ly6E ve Ly6K'nın insan yumuşak doku tümörlerindeki ekspresyonları literatürde ilk defa ortaya konuldu. Özellikle diferansiasyonu belirgin malign yumuşak doku tümörlerinde söz konusu belirteçlerin yüksekliği tespit edildi. Yumuşak doku tümörlerinde tümörün agresivitesi ile Ly6E ve Ly6K'nın ilişkili olduğunu ve bu nedenle bu belirteçlerin kilinik çalışmalara yol gösterici olabileceğini düşündük. Ayrıca güncel çalışmalar ışığında bu moleküllerin birer tedavi hedefi olma potansiyelleri de bulunmaktadır. Bu nedenle yapılacak daha kapsamlı çalışmalar ile Ly6E ve Ly6K gen ekspresyonunun yumuşak doku tümörlerindeki ve tedavideki önemi daha iyi anlaşılacak olup çalışmamız bu alandaki çalışmalara öncülük ederek literatüre önemli bir katkı sağlayacaktır.