Konjenital kalp hastalıklarıyla ı̇lişkili saptanabilen genetik bozukluklar
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: MURAT SIRAKAYA
Danışman: Betül SİYAH BİLGİN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Konjenital kalp hastalıkları (KKH), yaşamın en erken dönemlerinde görülen yapısal kalp bozukluklarıdır ve tüm doğumsal anomaliler içerisinde en sık rastlanan grubu oluşturur. Her bin canlı doğumdan yaklaşık sekiz ile onu, bu tür bir kardiyak defekt ile dünyaya gelmektedir. Bu durum, konjenital kalp hastalıklarını hem neonatal hem de pediatrik mortalite açısından ciddi bir halk sağlığı sorunu haline getirmektedir. Çalışmanın amacı; yenidoğan dönemde KKH tanısı almış hastalarda, eşlik eden genetik bozuklukların tipini, sıklığını ve klinik etkilerini değerlendirmektir. Bu yönüyle çalışma, genetik analizlerin tanısal katkısını ortaya koymayı hedefleyen ve KKH'nın moleküler temeline ışık tutmayı amaçlayan nitelikte tasarlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışmaya, 1 Ocak 2019 – 31 Aralık 2023 tarihleri arasında Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesinde konjenital kalp hastalığı tanısı ile izlenen yenidoğanlar dahil edilmiştir. Araştırma kapsamında, 1 Ocak 2019 – 31 Aralık 2023 tarihleri arasında Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesinde gerçekleştirilen toplam 15.775 ekokardiyografi incelemesi değerlendirildi. Bu sayı, aynı hastaya birden fazla yapılan ekokardiyografileri de içermektedir. Yapılan incelemeler sonucunda 1043 farklı hastaya konjenital kalp hastalığı tanısı konuldu. Konjenital kalp hastalığı tanısı alan bu olguların 607'sine genetik değerlendirme yapılamadı, geriye kalan 436 hasta genetik açıdan değerlendirildi. Çalışmanın kapsamına genetik tetkikleri tamamlanmış ve değerlendirilebilir veriye sahip toplam 393 hasta dahil edildi. Bulgular: Hastalar konjenital kalp hastalıkları açısından değerlendirildiğinde en sık %32,6 oranında VSD, %10,9 AVSD ve %12,7'sinde konotrunkal anomaliler bulunuyordu. Konotrunkal anomaliler içinde de en sık %12,7 oranında ark anomalileri görüldü. Bunu %7,4 oranında TOF ve %5,1 oranında TGA izledi. Sol ventriküler çıkım yolu defektlerinden en sık % 6,9 oranında hipoplastik sol kalp bulundu. Sağ ventriküler çıkım yolu defektlerinden de en sık % 1,3 oranında hipoplastik sağ kalp bulundu. Pulmoner venöz dönüş anomalilerinden en sık PAPVD %1,3 oranında bulundu. Heterotaksi açısından da en sık %3,1 oranında dekstrokardi izlendi. Hastaların %37,4'ünde genetik anomali saptandı. Bunlardan %42,9'u kromozom analizinden, %24,5'i moleküler karyotiplemeden, %18,4'ü antenatal genetik incelemeden, %8,2'si FISH yöntemi, %5,4' ü NGS panelinden, %0,7'si WES yöntemi ile bulundu. Anomalilerin %59,9'u sayısal değişiklikler, %40,1'i kopya sayısı farklılıklarından kaynaklanmaktaydı. Genetik patoloji olan grupta septal defektlerinin ve artriyoventriküler kanal defektlerinin, alt grup olarak VSD ve AVSD varlığı genetik sonuç normal olan gruptan anlamlı olarak daha yüksekti. Konotrunkal anomalilerin ve alt gruplarından TGA varlığı, üç ve üzeri anomali birlikteliği ise genetik sonuç normal olan gruptan anlamlı olarak daha düşüktü. Genetik sonuç normal ve genetik patoloji olan gruplar arasında trunkus arteriozus, ark anomalileri, TOF, DORV, hipoplastik sol kalp sendromu, biküspit aorta, ebstein anomalisi, hipoplastik sağ kalp sendromu, triküspit atrezisi, TAPVD, PAPVD, mezokardi, dekstokardi, tek ventrikül, tek atriyum oranı varlığı anlamlı farklılık göstermedi. Mortalite olan grupta septal defektlerinin varlığı, alt grup olarak VSD varlığı mortalite olmayan gruptan anlamlı olarak daha düşüktü fakat sol ventriküler çıkım yolu defektlerinin varlığı, alt grubundan hipoplastik sol kalp sendromu varlığı ve konotrunkal anomalilerin ise sadece alt grubundan DORV varlığı anlamlı olarak daha yüksekti. Mortalite olan ve olmayan gruplar arasında artriyoventriküler kanal defektleri, konotrunkal anomaliler, sağ ventriküler çıkım yolu defektleri, pulmoner venöz dönüş anomalileri, heterotaksi, kompleks kardiyak anomalilerin varlığı anlamlı farklılık göstermedi. Mortalite olan ve olmayan gruplar arasında AVSD, TGA, trunkus arteriozus, ark anomalileri, TOF, biküspit aorta, ebstein anomalisi, hipoplastik sağ kalp sendromu, triküspit atrezisi, TAPVD, PAPVD, mezokardi, dekstokardi, üç ve üzeri anomali birlikteliği, tek ventrikül, tek atriyum oranı anlamlı farklılık göstermedi. Sendrom olan ve olmayan gruplar arasında septal defektlerinin, konotrunkal anomalilerin, sol, sağ ventriküler çıkım yolu defektlerinin, pulmoner venüz dönüş anomalilerinin, kompleks kardiyak anomalilerin varlığı anlamlı farklılık göstermedi ancak sendrom olan grupta artriyoventriküler kanal defektlerinin varlığı sendrom olmayan gruptan anlamlı olarak daha yüksek; heterotaksi varlığı sendrom olmayan gruptan anlamlı olarak daha düşüktü. Sendrom olan ve olmayan gruplar arasında VSD, TGA, trunkus arteriozus, ark anomalileri, TOF, DORV, hipoplastik sol kalp sendromu, biküspit aorta, ebstein anomalisi, hipoplastik sağ kalp sendromu, PAPVD, üç ve üzeri anomali birlikteliği, tek atriyum oranı anlamlı farklılık göstermedi. Sendrom olan grupta AVSD oranı ve dekstrokardi oranı mortalite olmayan gruptan anlamlı olarak daha yüksekti. Sonuç: Bu çalışma, konjenital kalp hastalıklarına eşlik eden çeşitli genetik anomalilerin, hastaların doğumda uygulanan müdahalelerinden başlayarak, hastane yatış süresi, cerrahi gereksinimi ve yaşam süresi üzerinde anlamlı etkileri olabileceğini göstermektedir. Özellikle antenatal dönemde ayrıntılı ultrasonografiyle saptanan KKH olgularında, genetik analiz ve yakın takip stratejilerinin prognoz ve aile danışmanlığı açısından kritik öneme sahip olduğu ortaya konmuştur. Genetik patolojinin tespiti, hem klinik yönetim sürecini yönlendirmekte hem de ailelerin ileriye dönük gebelik planlamalarında genetik danışmanlık hizmeti alması bakımından yol gösterici olmaktadır. Anahtar kelimeler: Konjenital kalp hastalıkları, genetik anomaliler, kromozomal mikrodizin analizi