Biyolojik ve hedefe yönelik sentetik hastalık modifiye edici ilaç kullanan hastalarda viral hepatit ve malignite sıklığının değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL BAŞAKŞEHİR ÇAM VE SAKURA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: KÜBRA UĞUR

Danışman: Cemal BES

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Biyolojik tedavi alan hastalarda en önemli üç çekince olan viral hepatit, latent tüberküloz(TBC) reaktivasyonu ve malignite gelişimi açısından, uzun süreli ve farklı yolaklara yönelik biyolojik kullanan geniş bir kohortta bu risklerin, tarama, profilaksi ve tedavi politikalarının retrospektif olarak değerlendirilmesidir. Gereç ve Yöntemler: Bu çalışma retrospektif, tek merkezli olarak tasarlanarak Sağlık Bilimleri Üniversitesi Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Romatoloji Kliniği'nde yürütülmüştür. 1 Mayıs 2020 ile 31 Ocak 2025 tarihleri arasında biyolojik hastalığı modifiye edici anti-romatik ilaçlar (DMARD, Disease modifying antirheumatic drugs) altında takip edilen farklı romatolojik tanılı hastalar random olarak taranarak 400 hastalık bir kohort oluşturulmuştur. Bu hastalarda viral hepatit, TBC ve malignite açısından yorum yapabilmek adına tüm tarama, takip ve tedavi protokolleri, ayrıca hastaların demografik, hastalık bulguları ve tedavi öyküleri olmak üzere temel özellikleri analiz edilmiştir. Veriler, hastane elektronik hasta kayıt sistemi ve hasta dosyaları üzerinden elde edilmiştir. Bulgular: Tüm hastaların ortalama yaşı 43.53 ± 13.2 yıl ve ortanca yaşı 52.5 (18-84) yıldı. Tüm çalışma kohortunda kadın hasta sayısı 207 (%51.7) ve erkek hasta sayısı 193 (%48.3) olup cinsiyet sayısı arasında fark bulunmamıştır (p>0.05). Tanılara göre QTB sonuçları farklılık göstermemiş olsa da en sık pozitiflik AS, PsA ve RA gruplarında saptanmıştır (sırasıyla %22.3, 21.9 ve 22.9). Tanılar arasında INH kullanımı anlamlı farklılık göstermiş olup (p=0.005) en çok AS hastaları (%53.6) öne çıkmıştır. Tüberküloz tespiti ve şüphesi gibi durumlarda farklı tedavi modifikasyonları yapılmış olup 17 hastada herhangi bir rapor edilebilir olay saptanmış ve 10 tanesi tüberküloz tanısı almıştır (%2.5). TBC kesin tanısı alan hastaların 5 tanesi pulmoner ve 4 tanesi ekstra-pulmoner TBC iken 1 hastada hem pulmoner hem ekstra-pulmoner TBC saptandı. Hastaların 2022 Temmuz öncesi ortanca takip süresi 36 ay (0-494) ve 2022 temmuz sonrası ortanca takip süresi 22 (6-30 ay) olarak saptanmıştır. 2022 temmuz ayı sonrasında viral seroloji bakılma sıklığı oldukça anlamlı bir şekilde artmıştır ancak yalnız bir hastada akut HBV enfeksiyonu dışında herhangi bir hadise izlenmemiştir. 6 hastada (%0.15) biyolojik tedavi öncesinde tanı almış malignite saptanmıştır. Bu 6 hastaların malignite saptandıktan ortanca 30.5 ay (1-120) sonra biyolojik tedaviye başladığı görülmüştür. Biyolojik altında takipte 12 hastada malignite gelişmiştir (%3). Biyolojik altında malignite gelişen hastaların, tüm romatoloji takibinin ortanca 93 (5-365) ayında ve biyolojik başlanmasının ortanca 49 (3-109) ayında tanı aldığı görülmüştür. Biyolojik altında takipte 12 hastada malignite gelişmiştir (%3). Sonuç: Biyolojik ve hedefe yönelik sentetik DMARD'lar, enfeksiyon ve malignite riski açısından dikkatli izlem ve tarama yapıldığında güvenli şekilde kullanılabilir. Tüberküloz ve hepatit açısından bireysel risk analizi, uygun profilaksi ve düzenli izlem bu tedavilerin komplikasyonsuz uygulanmasında kritik rol oynamaktadır. Viral hepatit reaktivasyonu ve tüberküloz ciddi bir risk olarak saptanmazken, malignite riski de artmamış, düzenli taramanın erken tanıya katkı sağladığına yönelik olumlu bulgular görülmüştür. Viral hepatit panelini daha sık bakılması klinik pratiğe olumlu bir katkı sağlamazken aşılama daha önemli ve karşılanmamış bir ihtiyaçtır. Bu nedenle, hasta yönetimi kişiselleştirilmeli, tedavi kararı hasta bazlı riskler doğrultusunda verilmelidir.