İzole ventriküler septal defekt nedeni ile kateter anjiyografi yapılan hastaların izlem ve tedavi sonuçlarının değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA DR. SAMİ ULUS KADIN DOĞUM ÇOCUK SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2019
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: EBRU CİHAN ÇAM
Danışman: Utku Arman ÖRÜN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: İzole VSD nedeni ile kateter anjiyografi yapılan hastaların başvuru şikayetleri, yaşları, ekokardiyografi bulguları, VSD kapatılma şekli ile kapatılma sonrası hastaların ekokardiyografi bulguları, klinikleri ve medikal tedavi değişiklikleri, işlem sonrası hastaya uzun dönemde etki edebilecek değişkenleri saptamaktır. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya Sağlık Bilimleri Üniversitesi Ankara Dr. Sami Ulus Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Kardiyoloji polikliniğinde yapılan ekokardiyografisinde izole VSD saptanan ve bu nedenle 01.11.2005-01.09.2018 tarihleri arasında kateter anjiyografi yapılan 197 hasta dahil edildi. Hastaların demografik özellikleri,;başvuru anındaki şikayetleri, ekokardiyografi bulguları, aldıkları tedaviler; kateter anjiyografi bulguları, düzeltme yapılma şekli, işlem sonrasında hastanede kalış süreleri ile kontrol muayenedeki şikayetleri, medikal tedavileri, ekokardiyografi bulguları hastane sisteminden öğrenilerek analiz edildi. İstatistiksel değerlendirme Statistical Package for Social Sciences for Windows 20 (IBM SPSS Inc., Chicago, IL) programı kullanılarak yapıldı. Bulgular: Araştırma popülasyonu 85 kız (%43,1) ve 112 erkek (%56,9) olmak üzere kateter anjiyografi yapılan 197 izole VSD'li hastadan oluştu. En sık görülen VSD tipi %76,1 oranla perimembranöz tip olarak saptandı. Hastaların %37,1'inin kapatılma yapılmadan takip edildiği, % 15,2'sine transkateter yolla kapatılma yapıldığı ve % 47,7'sine operasyon yapıldığı belirlendi. VSD çapı arttıkça PH olma ve PH olanlar arasında da ciddi PH oranın arttığı görüldü. Ortalama pulmoner arter basıncı arttıkça triküspit yetmezliği derecesinde anlamlı artış saptandı. Operasyon yapılan hastalarda, diğer hastalara kıyasla ortanca VSD çapı ve PH'sı olanların oranı yüksek saptandı. Operasyon sonrası hastaların ortanca yatış süresi transkateter yapılan hastalara gore daha uzundu. Kontrolde ilaç kullanmayanların oranı opere olan hastalarda daha düşük saptandı, Operasyon yapılan hastalarda EKG'si normal olanların oranı düşük, sağ dal bloğu ve AV tam blok kalıcı pace ritmi oranı daha yüksek saptandı. Rezidü VSD oranı opere edilenlerde %40,4'ken, transkateter yolla kapatılma yapılanlarda % 16,7'ydi. Sonuç: VSD çapı attıkça PH olma riski ve şiddeti artmaktadır. TY derecesi PAB ile pozitif korelasyon göstermektedir. İşlem sonrası rezidü oranı, yatış süresi, ilaç kullanma oranı, AY, MY, TY ve PH oranı, sağ dal bloğu, AV tam blok riski operasyona göre transkateter yolla kapatılmalarda daha düşük saptanmıştır. Araştırmamızda hastaların VSD kapatılma gerekliliğini etkileyen faktörlerin değerlendirilerek, kapatılma yönteminin kısa ve uzun dönem takipte tedavi şemasının belirlenmesi açısından klinik önemi olan bulgular saptanmıştır. Ayrıca araştırma örneklemimizin geniş olması nedeniyle klinik bulgu ve tecrübelerimizin literatüre önemli katkı sağlayacağını düşünmekteyiz.