İleri evre kronik böbrek yetersizliği olup hemodiyaliz tedavisi başlamak amaçlı arteriyovenöz fistül operasyonu yapılan hastalarda preoperatif ve postoperatif sağ kalp fonksiyonları, myokardiyal work indeksi ve strain ekokardiyografik bulguların karşılaştırılması


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL DR. SİYAMİ ERSEK GÖĞÜS KALP VE DAMAR CERRAHİSİ SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2022

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: AYLİN ŞAFAK ARSLANHAN

Danışman: Şennur ÜNAL DAYI

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

GİRİŞ: Hemodiyaliz son dönem böbrek hastalıklarında volüm yükü ve toksik madde seviyesini azaltmak için kullanılan yöntemlerden biridir. Arteriyovenöz fistüller hemodiyaliz için gerekli damar giriş yolunu sağlar. Bu durum fizyolojiye aykırıdır. Oluşturulduğu andan itibaren kardiyak yeniden şekillenmeye sebep olabilmektedir. Çalışmamızda arteriyovenöz fistülün; preoperatif ve postoperatif sağ kalp fonksiyonları, miyokardiyal work indeksi ve strain ekokardiyografik bulgular üzerinde yaratabileceği etkileri inceleyerek, kardiyak fizyolojideki olası değişiklikleri araştırmayı amaçladık. YÖNTEM: Bu çalışma tek merkezli prospektif kesitsel bir çalışma olarak arteriyovenöz fistül oluşturulmasının kardiyak fonksiyonlara erken etkisinin incelenmesi amaçlı tasarlanmıştır. 1 Ağustos - 1 Kasım 2022 tarihleri arasında Sağlık Bilimleri Üniversitesi Dr. Siyami Ersek Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi kliniğine arteriyovenöz fistül açılması için başvuran ileri evre kronik böbrek yetersizliği hastaları çalışmamızın ana grubunu oluşturdu. Hastalara ameliyat öncesinde, ameliyat sonrası ilk 24 saatte ve 4-6 hafta aralığında konvansiyonel transtorasik ekokardiyografi yapıldı. Hastalardan NT-pro BNP çalışılmak üzere preoperatif dönemde ve 1. ay kontrollerinde kan örnekleri alındı. Ayrıca fistül olgunlaşması tamamlandıktan sonra renkli Doppler ultrasonografi ile fistül debileri hesaplandı. Hastalar kontrol Doppler ölçümlerine göre yüksek ve düşük debili olarak iki gruba ayrıldı. BULGULAR: Çalışmaya hastanemiz Kalp ve Damar Cerrahi polikliniğine arteriyovenöz fistül açılması için başvuran ortalama yaşları 60.3 ± 14 olan 47 hasta dahil edildi (%42.6 Kadın, %57.4 Erkek). Sol ventrikül GLS değerinde arteriyovenöz fistül oluşturulduktan kısa süre sonra artış izlendi (16.40 ± 3.65, 18.35 ± 3.65 p<0.001). Miyokardiyal İş parametreleri incelendiğinde GWI (1948.81 ± 547.07, 2108.11 ± 605.14 p=0.001), GCW (2281.09 ±577.47, 2504.68 ± 718.00 p<0.001) ve GWE (90.11 ± 6.41, 91.45 ± 5.38 p=0.029)'de erken dönemde anlamlı artış izlenirken GWW'de anlamlı değişiklik izlenmedi (176.36 ± 120.90, 173.94 ± 120.10 p=0.515). Sağ ventrikül serbest duvar longitudinal deformasyon değerlerinde operasyon sonrası istatistiksel açıdan anlamlı düşüş izlendi (27.63 ± 6.24, 20.89 ± 5.54 p<0.001). AVF oluşturulduktan sonra ilk 24 saatte yapılan ekokardiyografik incelemelerde SV kitlesi (91.13 ± 10.98, 95.94 ± 11.32 p<0.001) ve SV kitle indeksinde (49.48 ±7.02, 52.19 ± 7.48 p<0.001) artış mevcuttu. Birinci ay kontrollerinde GLS (18.07 ± 3.68 p<0.001), GWI (2100.53 ± 529.96 p=0.014), GCW (2447.09 ± 578.84 p=0.011) ve GWE (92.45 ± 4.15 p=0.001) değerlerinde anlamlı değişim devam etmekteydi. GWW (145.64 ± 105.81 p=0.013)'de ise birinci ayın sonunda istatistiksel olarak anlamlı düşüş izlendi. Birinci ay sonunda alınan kan örneklerinde NT- pro BNP preoperatif değerlere göre anlamlı şekilde artmıştı (2457 ± 4710.5, 6072.5 ± 8778.3 p<0.001). SV kitlesi yüksek debili grupta daha fazla olmak üzere her iki grupta artmış olarak tespit edildi. Ancak GLS ve miyokardiyal iş parametrelerindeki değişimler debi artışı ile korele değildi. SONUÇ: Bu çalışma verileri arteriyovenöz fistül açılan olgularda kardiyak yeniden şekillenmenin uzun dönemde geliştiğine dair olan genel kanının aksine; kardiyak değişikliklerin fistül oluşumundan kısa süre sonra başlayabileceğini düşündürmektedir. Erken dönemde sistolik disfonksiyonu tespit edebilmek için kullanılan strain ve miyokardiyal iş parametrelerindeki değişim anlamlı olmasına rağmen, fistül debisi ile en iyi korelasyon gösteren parametrelerin SV kitlesi ve SV kitle indeksi olduğu tespit edildi. ANAHTAR KELİMELER: Kronik Böbrek Hastalığı, Deformasyon Ekokardiyografi, Miyokardiyal İş, Sol Ventrikül Hipertrofisi