Pulmoner embolili hastalarda p-dalga dispersiyonu ile atriyal fibrilasyon gelişimi arasındaki ilişkinin araştırılması


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2023

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: SUZAN ŞAHAN

Danışman: Fırat ÖZCAN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Giriş ve Amaç: Atriyal fibrilasyon, klinik pratikte en sık karşılaşılan ritim bozukluğudur ve artmış inme, kalp yetmezliği ve mortalite insidansı ile karşımıza çıkmaktadır. Venöz tromboembolizm ve akut pulmoner emboli, miyokart enfarktüsü ve inmeden sonra en sık görülen üçüncü kardiyovasküler hastalıktır. P dalga dispersiyonu yüzeyel EKG'den elde edilebilen ve atriyal taşikardi ve atriyal fibrilasyon gelişimi ile ilişkilendirilen bir non invaziv parametredir. Bu çalışmadaki amacımız, pulmoner emboli tanısı almış hastalarda P dalga dispersiyonu ile atriyal fibrilasyon gelişimi arasındaki ilişkiyi aydınlatmaktadır. Metod: Çalışmamıza pulmoner embolisi tanısı olan hastalar retrospektif olarak taranarak dahil edildi. Hastalara pulmoner emboli tanısı, pulmoner arter bilgisayarlı tomografi anjiyografisi veya ventilasyon/perfüzyon sintigrafisi kullanılarak konuldu. Bu hastalar, yeni AF tanısı almış olanlar ve olmayanlar olmak üzere ikiye ayrıldı. Medula sağlık sisteminden hastaların sahip olduğu tanılar incelendi. Hipertansiyon, yapısal kalp hastalığı, hepatik ya da renal yetmezliği – disfonksiyonu, kronik obstruktif akciğer hastalığı, tiroit fonksiyon bozukluğu, diyabetes mellitusu ve uyku apne sendormuna sahip olan hastalar, son 4 hafta içinde inflamatuar ya da enfeksiyöz hastalık atağı geçiren, travma ya da cerrahi öyküsü olan ve kalıcı kalp pili bulunan, EKG de dal bloğuna ya da atriyal – ventriküler ekstra atımlara sahip hastalar dışlandı. Ayrıca Pulmoner emboli ciddiyeti skorunu ve çalışma için gerekli verileri eksik olan dosyalara ya da epikrizlere sahip olan hastalar çalışmadan dışlandı. Çalışmaya dahil edilen 151 hasta, P dalga süresi herhangi bir EKG derivasyonundan elde edilen maksimum P dalga süresinden minimum P dalga süresi çıkarılarak hesaplandı. AF tanısı ile tedavi başlanan 43 hasta AF grubu, 108 AF tanısı bulunmayan hasta ise None-AF hasta grubu olarak tanımlandı. Bulgular: Çalışmaya yaş ortalaması 60,39 olan 79'u erkek (%52.3), 72'si kadın (%47.7) olmak üzere toplam 151 hasta dahil edilmiştir. Çalışmaya dahil edilen hastalardan 43'ünde izlemi boyunca atriyal fibrilasyon tanısı ile medikal tedavi başlanmıştır, 108'inde ise izleminde atriyal fibrilasyon tanısı not edilmemiştir. Maksimum P dalga süresi (P maks), minimum P dalga süresi (P min), P dalga dispersiyonu süresinde iki grup ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklar izlendi (p<0.05). Ayrıca PESI, kalp hızı sol ventrikül diyastol sonu çapı (LVEDD), sol atriyum çapı (LAD), troponin, serum albümin, total protein, total bilirubin ve direkt bilirubin, alkalen fosfataz değerleri açısından istatistiksel olarak anlamlı fark izlendi (p<0.05). Regresyon analizinde ise pulmoner emboli ciddiyet indeksinin (PESI), kalp hızının, sol ventrikül diyastol sonu çapının, sol atriyum çapının, maksimum ve minimum P dalga süresinin ve serum albümin, total protein, ürik asit, total bilirubin, alkalen fosfataz ve troponin değerlerinin AF gelişiminde etkisi olduğu görüldü. Sonuç: Yüzeyel EKG den elde edilen basit ama atriyal fibrilasyon ve atriyal taşikardi öngörücüsü olan P dalga dispersiyonu artışı, çalışma popülasyonumuzda atriyal fibrilasyon gelişimi için öngürücü etmenlerden biri olarak karşımıza çıkmıştır. Akut pulmoner emboli tanısı almış hastaların izleminde atriyal fibrilasyon gelişebilecek hasta grubunun önceden belirlenmesi ve bu hastaların yakın takibi, başta inme olmak üzere atriyal fibrilasyon ile ilişkili morbidite ve mortalite oranlarını azaltmaya yardımcı olabileceğini düşünmekteyiz.