Baş-boyun bölgesindeki skuamöz hücreli karsinomalarda miyeloid kökenli supresör hücrelerin varlığının araştırılması: Prognostik belirteçlerle ilişkisinin belirlenmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2022

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: DUYGU BAYRAM

Danışman: Gülçin ŞİMŞEK

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Giriş ve Amaç: Kütanöz skuamöz hücreli karsinomalar, derinin bazal hücreli karsinomadan sonra en sık görülen non-melanositik malignitesidir. Kütanöz skuamöz hücreli karsinomalar en sık baş-boyun bölgesinde görülür ve genellikle prognozu iyi olup, 5 yıllık sağkalım süresi %90'ın üstündedir. Kütanöz skuamöz hücreli karsinomanın altın standart tedavisi cerrahi eksizyondur. Ayrıca topikal tedaviler, destrüksiyon, Mohs mikroskopik cerrahi, radyasyon terapisi, fotodinamik tedavi, lazer, sitotoksik kemoterapi, immünoterapi ve intratümöral enjeksiyon yöntemleri tedavide kullanılabilen diğer alternatiflerdir. Dünya üzerinde yıllık 500.000'den fazla yeni baş-boyun bölgesi skuamöz hücreli karsinoma olgusu bildirilmektedir. Baş-boyun bölgesi skaumöz hücreli karsinomaları; oral kavite, orofarinks, hipofarinks, larinks ve bu alanların alt bölgelerinden köken alabilir. Baş-boyun bölgesi skuamöz hücreli karsinomalarının kilink prezentasyonu, tümörün yerleşim yerine göre değişir. Baş-boyun bölgesi skuamöz hücreli karsinomalarının tedavisinde; cerrahi, radyoterapi ve kemoterapi, tümörün evresi ve yerleşim yerine göre kombine edilerek kullanılmaktadır. Aktive miyeloid kökenli supresör hücreler; tümör progresyonu, immün yanıttan kaçınma, anjiyogenezis, pre-metastatik niş formasyonu ve epiteliyal-mezenkimal dönüşümde görev almaktadır. Tüm bu özelliklerin yanı sıra immün yanıt hücrelerinin baskılanması miyeloid kökenli supresör hücrelerin tanımlayıcı özelliğidir. Miyeloid kökenli supresör hücreler genel olarak, morfolojik ve fenotipik olarak nötrofil ve monositleri andıran 2 ana grupta incelenmektedir: Polimorfonükleer miyeloid kökenli supresör hücreler (''PMN-MDSCs'' ya da ''granülositik MDSCs'') ve mononükleer miyeloid kökenli supresör hücreler (''M-MDSCs'' ya da ''monositik MDSCs''). Miyeloid kökenli supresör hücreler genellikle CD11b ve Gr-1 gibi miyeloid seri diferansiyasyon belirteçleri ile pozitiftir. Polimorfonükleer miyeloid kökenli supresör hücreler genellikle CD11b+, CD14- ve CD15+ ya da CD11b+, CD14- ve CD66b +'tir. Mononükleer miyeloid kökenli supresör hücreler ise genellikle CD11b+, CD14+ ve HLADR-/CD15-'tir. Çalışmamızda baş-boyun bölgesi deri ve mukozasındaki skuamöz hücreli karsinomalarda miyeloid kökenli supresör hücrelerin varlığı ve bu hücrelerin prognostik belirteçlerle (tümör kalınlığı, invazyon derinliği, Clark evresi, metastaz durumu, tümörü infiltre eden lenfosit yanıtı) ilişkisinin belirlenmesi hedeflenmiştir. Gereç ve Yöntemler: Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıbbi Patoloji Anabilim Dalı'nda 2016-2022 yılları arasında tanı alan baş-boyun bölgesi derisi yerleşimli 50 adet ve baş-boyun bölgesi mukozası yerleşimli 50 adet olmak üzere toplam 100 vaka retrospektif olarak taranmış ve immünohistokimyasal olarak CD11b, CD14 ve CD15 antikorları ile intratümöral, stromal ve peritümöral miyeloid kökenli supresör hücerlerin varlığı değerlendirilmiştir. Değerlendirmede hastanemize demonstrasyon amacıyla kurulmuş olan KFBIO marka, KF-PRO-020 model Whole Slide Scanner (Tüm Slayt Tarayıcı) cihazının, firmanın çalışmamız için resmi izin vermiş olduğu cihaz kullanılmıştır. İmmünohistokimyasal değerlendirmede; intratümöral alan, tümör stroması ve peritümöral alandaki miyeloid hücrelerin antikorlarla pozitif işaretlenenlerinin medyan değeri alınmıştır. Medyan değerin altında kalan olgular ''düşük ekspresyon gösteren'', üstünde kalan olgular ise ''yüksek ekspresyon gösteren'' olarak sınıflanmış, sonuçların demografik (yaş, cinsiyet) ve prognostik (tümör kalınlığı, invazyon derinliği, Clark evresi, metastaz durumu, tümörü infiltre eden lenfosit yanıtı) belirteçlerle ilişkisi incelenmiştir. Bulgular: Çalışmamızda genel, granülositik ve monositik miyeloid kökenli supresör hücrelerin ağırlıklı olarak tümör stroması yerleşimli oldukları görülmüştür. Mukoza vakalarında stromada yüksek granülositik miyeloid kökenli supresör hücre infiltrasyonu bulunan vakaların, tümör kalınlığı ve invazyon derinliği, literatür ile uyumlu şekilde anlamlı olarak daha fazladır. Deri vakalarında ise yüksek intratümöral monositik miyeloid kökenli supresör hücre infiltrasyonu ile invazyon derinliği arasında anlamlı bir ilişki mevcuttur. Vakaların metastaz durumuna bakıldığında; mukoza vakalarında stromal monositik miyeloid hücre infiltrasyonu ile metastaz arasında literatür ile uyumlu şekilde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Deri vakalarında metastaz bulunan vaka sayısının az olması nedeniyle, bu değerlendirme yapılamamıştır. Tümörü infiltre eden lenfosit yanıtı durumu için deri ve mukoza vakalarına birlikte bakıldığında; stromal tümörü infiltre eden lenfosit yanıtı ile intratümöral genel miyeloid kökenli supresör hücre infiltasyonu arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. İntratümöral tümörü infiltre eden lenfosit yanıtı ile de intratümöral ve stromal monositik, peritümöral granülositik miyeloid kökenli supresör hücre infiltrasyonu arasında anlamlı bir ilişki mevcuttur. Sonuçlar: Çalışmamızda baş-boyun bölgesi deri ve mukozasındaki skuamöz hücreli karsinoma vakalarında miyeloid kökenli supresör hücrelerin varlığı ile bu hücrelerin demografik özellikler (yaş, cinsiyet) ve prognostik belirteçlerle (tümör kalınlığı, invazyon derinliği, Clark evresi, metastaz durumu, tümörü infiltre eden lenfosit yanıtı) ilişkisi incelenmiş olup, literatür ile uyumlu şekilde miyeloid kökenli supresör hücreler ile tümör kalınlığı, invazyon derinliği ve metastaz durumu arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Ancak bu konuda immünohistokimyasal ve flow-sitometrik incelemenin birlikte yapıldığı, vakaların metastaz durumu ile ilgili daha yakın olgu takibi bulunan, daha fazla vaka sayısına sahip, daha detaylı ileri çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır. Anahtar Kelimeler: Miyeloid kökenli supresör hücreler (MDSC), baş-boyun, deri, mukoza, skuamöz hücreli karsinoma (SCC)