2019 ve 2020 yıllarının ocak-mart dönemlerinde iç hastalıkları kliniğinde yatan viral pnömonili hastaların komorbid durumlar ile mortalite arasındaki ilişkinin araştırılması
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL HAYDARPAŞA NUMUNE SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2022
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: VOLKAN ERTUĞRUL
Danışman: Funda Müşerref TÜRKMEN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Pnömoni, dünya genelinde ciddi mortalite ve morbiditeye sahip sık görülen bir enfeksiyondur. Pnömoni etiyolojik olarak; bakteriyel pnömoni, viral pnömoni, mantar pnömonisi, paraziter pnömoni, mikobakteriyel, nonenfeksiyöz pömoni (fiziksel, kimyasal, immünolojik) olarak ayrılır. İnsanlık tarihinde, en fazla ölüme neden olan viral pnömonilerdir. Çeşitli pandemilere etkenleri de olması viral pnömonilerin önemini daha fazla artırmaktadır. 2019 senesinin son aylarında Çin'in Wuhan şehrinde aniden ortaya çıkan pnömoni olgularının bildirilmesi sonrasında, Çin Hastalık Kontrol ve Koruma Merkezi'nce (CDC) yeni bir tip koronavirüs (2019- nCoV) olarak adlandırılmıştır (3). Ülkemizde teşhis edilen ilk vaka 11 Mart 2020 tarihindedir (5). O tarihten itibaren COVID-19 ile enfekte olan ve hastalığının şiddetli geçmesi nedeniyle hastaneye yatırılan çok sayıda vaka bulunmaktadır. Yapılan çalışmalar sonucunda yaş (>60 yaş), kardiyovasküler hastalıklar (KVH), hipertansiyon (HT), diabetes mellitus (DM), kronik böbrek hastalıkları (KBH), astım, kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH), karaciğer hastalığı ve malignite gibi ek hastalıkların varlığı, sigara içme öyküsünün bulunmasının hastalığın kötü seyretmesine neden olup mortaliteyi artırdığı saptanmıştır. Bu pandemi dönemi olan 2020 yılı, 2019 yılıyla kıyaslandığında aralarında viral pnömoni hastalığının, klinik ve prognozlarının değiştirmiş olabileceği düşünülmektedir. Biz de çalışmamızda hastanemiz dahiliye kliniğinde yatan 2019 yılının ilk 3 ayındaki viral pnömonilerle 2020 yılı ilk 3 ayındaki viral pnömonili hastaların komorbid hastalıklarıyla beraber klinik seyir, mortalite, YBÜ ihtiyacı, laboratuvar ve görüntüleme gibi durumların yıllar arasındaki farklılıkları saptamak ve olası pandemi durumlarında erken farkındalık oluşturmak ve yıllar arasındaki etkene bağlı değişiklikleri tespit etmeyi amaçladık. Gereç ve Yöntem: Prospektif olarak tasarlanan bu çalışmada 01.01.2019- 01.04.2019 tarihleri ve 01.01.2020-01.04.2020 tarihleri arasında Sağlık Bilimleri Üniversitesi Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi İç Hastalıkları polikliniklerine başvuran Çalışmaya toplam 2019 yılının ilk 3 ayında viral pnömoniyle yatan 50 hasta ve 2020 yılının ilk 3 ayında viral pnömoniyle yatan 69 hasta olmak üzere toplam 119 hasta dahil edildi. hastaların ilgili anamnez, klinik, laboratuar ve görüntüleme verileri retrospektif olarak Health İnformation System (Hastane Otomasyon Sistemi, HIS) kullanılarak ayırt edildi. Hastalar demografik bilgiler, risk faktörleri ve eşlik eden komorbid hastalıklar, başvuru semptomları, laboratuvar verileri, radyolojik bulgular, klinik seyir, enfektif parametreler, görüntüleme tetkikleri sonuçlarına göre sınıflandırıldı. Tespit edilen viral pnömonili hastaların hemogram, CRP, Prokalsitonin, troponin, D-dimer, ferritin, LDH, sedimentasyon, CK, laktat sonuçlarıyla viral pnömonili hastaların hastalık şiddetleri arasında ve belirlenen yıllar arasındaki şiddetleri ve prognozları araştırıldı. Çalışmada hastaların yaşları, cinsiyetleri, komorbid hastaların kullandığı ilaçlar, hastane içi olaylar, yatış süreleri, yoğun bakım ünitesinde takip edilme durumları ve ölme durumları hakkındaki veriler toplanıp verilen istatistiksel analizleri yapıldı. Bulgular: 2019 ve 2020 yıllarında hastaneye yatan hastaların ateş, öksürük, nefes darlığı ve göğüs ağrısı bulguları arasında anlamlı farklılık bulunmamışken (p>0.05); 2019 ve 2020 yıllarında hastaneye yatan hastaların başvuru şikayetleri arasında diyare bulunması durumunda anlamlı farklılık bulundu (p 0,05). 2019 ve 2020 yıllarında Pnömoni tanısıyla yatışı yapılıp ölen hastaların ek hastalık bulunma durumu karşılaştırıldığında, her iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmadı(p>0,05). 2019 ve 2020 yıllarında Pnömoni tanısıyla yatan hastaların yatış süreleri karşılaştırıldığında 2020 yılında yatan hastaların ortalama yatış süresi 2019 yılında yatan hastaların ortalama yatış süresinden fazla olmasına rağmen aradaki fark istatistiksel olarak anlamlı saptanmadı(p>0,05). Yoğun bakım ünitesine giden ve yoğun bakımdan servise geri nakil olan hastalar karşılaştırıldığında yıllar arasında iki grup arasında anlamlı farklılık bulunmadı (p>0,05). Fakat yoğun bakım ünitesinde yatan hastaların yatış süreleri karşılaştırıldığında; iki grup arasında anlamlı farklılık bulundu (p 0,05). Sonuç: 2019 ve 2020 yılları arasında hastanede yatan viral pnömonili hastalarda; başvurularında diyare şikayetleri bulunması, yoğun bakım yatış süreleri, toraks BT'de büyümüş lenf nodu bulunması durumlarında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar bulunmuş olup 2020 yılında daha fazla görülmüştür.. Toraks BT görüntülemesinde bilateral effüzyon olması durumu ise 2019da daha fazla olup istatistiksel olarak anlamlıdır. Yıllar arasındaki mortaliteler arasında anlamlı istatistiksel sonuç çıkmamasına rağmen 2020 yılında 2019'un iki katına yakın hasta ölmüştür. Komorbid hastalığın bulunmasının mortalite üzerine etkisine bakıldığında ise; ölen hastaların en az bir komorbid hastalık bulunma durumu karşılaştırıldığında, her iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmadı. Fakat özellikle 2020 yılındaki komorbid faktör olarak DM olması; hastaların mortalitelerini 2019 yılına göre anlamlı olarak artmıştır.