Term ve preterm yenidoğan bebeklerde D vitamini ile D vitamini bağlayıcı protein düzeyleri arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL HASEKİ SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: EMİN ARVAS

Danışman: Derya BÜYÜKKAYHAN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Yaşamın ilk sekiz haftasında, bebekler 25(OH)D3'ü öncelikle gebelik sırasında aktarılan maternal D vitamininden alırlar. Yenidoğanlarda endojen üretim sınırlı olduğundan, bu transfer yenidoğan D vitamini durumunda kritik bir rol oynar. D vitamini bağlayıcı protein (DBP) plasentayı geçmediğinden, doğum sonrası yenidoğanların DBP düzeyleri D vitamini takviyesi ihtiyacını daha iyi yansıtabilir ve yaşamın erken dönemlerinde D vitamini metabolizmasının dinamikleri hakkında bilgi sağlayabilir. Bu çalışmanın amacı 25(OH)D3 ve DBP düzeyleri arasındaki ilişkiyi değerlendirmek ve D vitamini eksikliği/yetersizliği olan term ve preterm bebeklerde D vitamini takviyesinin etkinliğini belirlemedeki rollerini araştırmaktır. Gereç ve Yöntemler: Tek merkezli, prospektif çalışmamıza D vitamini eksikliği/yetersizliği olan 30 term ve 29 preterm yenidoğan ile yeterli D vitamini düzeyine sahip 21 term ve 21 preterm yenidoğandan oluşan kontrol grupları dahil edilmiştir. 25(OH)D3 ve DBP düzeyleri doğumda ve günlük 800 IU D vitamini takviyesini takiben 8. haftada tekrar ölçülmüştür. Bulgular: Term ve preterm çalışma grubu annelerinin gebelikte D vitamini takviyesi alma oranı kontrol gruplarına göre daha düşüktü (p=0,001). Hem çalışma hem de kontrol grubunda term grubu katılımcıların 25(OH)D3 düzeyi preterm bebeklerden daha düşükken, DBP düzeyleri benzerdi. Çalışma grubunda yer alan term ve preterm yenidoğanların 25(OH)D3 düzeyi kontrol gruplarından düşükken, DBP düzeyleri benzerdi. Çalışma grubunda yer alan term ve preterm yenidoğanların vitamin D tedavisi sonrası hem 25(OH)D3 düzeyleri hem de DBP düzeyleri artmaktaydı ve tedavi sonrası artış düzeyleri term ve preterm bebeklerde benzerdi. Doğum anı D vitamini düzeyi ile D vitamini artış miktarı arasında negatif korelasyon saptandı (r=-0,281; p=0,031). D vitamini düzeyindeki artışa etki eden bağımsız faktörlerin regresyon modelinde doğum anı 25(OH)D3 (β=-0,243, p=0,021), albümin (β=- 0,587, p<0,001) ve lökosit (β=0,317, p=0,003) düzeyi olduğu saptandı. Sonuç: Çalışmamız D vitamini eksikliği/yetersizliği olan term ve preterm bebeklerde D vitamini takviyesi stratejilerini optimize etmek için başlangıçtaki 25(OH)D3 düzeylerini değerlendirmenin önemini vurgulamaktadır. DBP düzeyleri doğum anında kontrol grubuna benzer olması ve tedavi yanıtını öngörmedeki sınırlı rolü nedeniyle, doğum anı 25(OH)D3 düzeylerinin DBP'den daha güvenilir bir biyobelirteç olduğunu düşündürmektedir. Özellikle anne takviyesinin düşük olduğu toplumlarda D vitamini eksikliğinin erken tespiti ve tedavisi yenidoğan sonuçlarını önemli ölçüde iyileştirebilir. Anahtar Kelimeler: Besin takviyesi, D vitamini, D vitamini bağlayıcı protein, D vitamini yetersizliği, yenidoğan