İmmünsupresif ilaç tedavisi alan hastalarda hepatit B reaktivasyonu ve antiviral tedavinin etkinliğinin değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL PROF. DR. CEMİL TAŞÇIOĞLU ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, ENFEKSİYON HASTALIKLARI VE KLİNİK MİKROBİYOLOJİ ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2022

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: MERYEM BALCI

Danışman: Funda ŞİMŞEK

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Giriş ve Amaç: Aşı ile önlenebilir bir hastalık olmasına rağmen hepatit B enfeksiyonu dünyada önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam etmektedir. Hastalık seyri itibari ile akut veya kronik enfeksiyon ile karşımıza çıkmaktadır. Hem akut hem de kronik enfeksiyonda hepatit B virüsü çoğalma esnasında cccDNA yapısını oluşturarak konak genomuna entegre olduğu için, enfeksiyonu geçiren kişilerde tam kür gerçekleşmemektedir. Bu nedenle bağışıklık sisteminin baskılanmasını halinde hepatit B virüsü reaktive olabilmekte, reaktivasyon nedeni ile immünsupresyonun azaltılması primer hastalığın ilerlemesine sebep olurken reaktivasyonun kendisi hepatik hasara sebep olmaktadır. Bu nedenle immünsupresif tedavi alacak her hastada hepatit B virüsü taranmalı, antiviral profilaksi ihtiyacı açından değerlendirilmelidir. Bu çalışmada geçirilmiş veya güncel hepatit B tanısı olan ve immünsupresif tedavi alan hastalarda antiviral profilaksi gerekliliğini, etkililiğini ve kullanılan antiviraller arasındaki etkinlik farkını belirlemeyi amaçladık. Hastalar ve Yöntem: Çalışmaya Ocak 2018- Aralık 2020 tarihleri arasında SBÜ Prof. Dr. Cemil Taşçıoğlu Şehir Hastenesi, enfeksiyon hastalıkları polikliniğine aldığı immünsupresif tedavi nedeni ile yönlendirilen HBsAg pozitif ve HBsAg negatif, antiHBc IgG negatif hastalar dahil edilmiştir. Hastaların yaş, cinsiyet, ek hastalık, kullanmış oldukları immünsupresif tedavi bilgileri not edildi. Detaylı elisa tetkikleri, bazal HBV DNA'ları, bazal ALT, AST, albümin, kreatinin, trombosit tetkikleri istendi. HBsAg pozitif her hastaya antiviral profilaksi başlandı. HBsAg negatif, antiHBc IgG pozitif düşük riskli hastalara antiviral profilaksi başlanmadı, orta riskli hastaların bir kısmına profilaksi başlandı, yüksek riskli olan hastaların hepsine profilaksi başlandı. Üç ayda bir düzenli takip amaçlı poliklinimize başvurmaları önerdi. Takiplerinde elisa tetkikleri, HBV DNA, ALT, AST, albümin, kreatinin, trombosit tetkikleri istendi. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen 125 hastanın %12'sinde HBsAg pozitif, %88'inde HBsAg negatifti. HBsAg pozitif hastaların %26,6'sı yüksek riskli, %53,3'ü orta riskli, %20'si düşük riskliydi. HBsAg negatif hastların ise %1,8'i yüksek risk, %96,3'ü orta risk, %1,8'i düşük risk grubundaydı. En sık altta yatan hastalık grubu romatolojik hastalıklardı. Bunları sırasıyla solid organ tm, dermatolojik hastalıklar ve diğer hastalıklar takip etmekteydi. Çalışmamızda hiçbir hastada antiviral profilaksi aldığı süre zarfında hepatit B reaktivasyonu gelişmemiştir. Hepatit B reaktivasyonu gelişen 4 hastanın hepsi HBsAg pozitif gruptaydı. HBsAg negatif hasta grubunda hepatit B reaktivasyonu gelişmedi. Reaktivasyon gelişen hastalardan biri orta risk grubundaydı ve antiviral profilaksi kesildikten sonra reaktivasyon gelişmişti. Diğer üç hasta yüksek risk grubundaydı ve bunların ikisi immünsupresif tedavi başlangıcında polikliniğimize başvurmadıkları için antiviral ajan immünsupresif tedaviden sonra başlanmıştı, antiviral başlanmadan önce reaktivasyon gelişmişti. Son hastada ise reaktivasyon antiviral profilaksi kesildikten sonra gelişmiştir. Sonuç: Antiviral profilaksi hepatit B reaktivasyonunu önlemede etkili bir çözümdür. Hepatit B reaktivasyonunu önlemede, TAF, TDF ve ETV rejimleri arasında anlamlı fark olmadığı görüldü. Hepatit B reaktivasyonu gelişen hastaların HBsAg pozitif hasta grubunda olması, HBsAg pozitif hastalarda reaktivasyon riskinin, HBsAg negatif antiHBc IgG pozitif hastalara göre daha yüksek olduğunu göstermektedir. İmmünsupresif tedavi bitiminden sonra 6-12 ay süre ile daha verilen antiviral profilaksinin reaktivasyonu önlemede yeterli olmadığı görülmüştür. Bu hastaların reaktivasyon riski açısından yakın takibe devam edilmesi gereklidir. Anahtar Kelimeler: Antiviral profilaksi, Hepatit B reaktivasyonu, immünsupresif tedavi