Rinoplasti hastalarında preoperatif ve postoperatif nazal hava yolu açıklığının karşılaştırılması


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, KULAK BURUN BOĞAZ VE BAŞ-BOYUN CERRAHİSİ ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2024

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: NURBANU KOÇDEMİR ERUL

Danışman: Melih ÇAYÖNÜ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Bu çalışmada, rinoplasti ameliyatı olan ve ameliyat öncesi burun tıkanıklığı şikayeti olmayan hastaların, preoperatif ve postoperatif yapılan ölçümlerle nazal hava yolu açıklığının değerlendirilmesi amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Araştırmaya polikliniğe rinoplasti isteği ile başvuran ve burun tıkanıklığı şikayeti tariflemeyen 21 kadın 11 erkek, toplam 32 hasta dahil edildi. Hastaların ameliyat öncesi endoskopik görüntüleri üzerinden sağ ve sol internal nazal valv açıları ve lateral fotoğrafları üzerinden nazolabial açıları ölçüldü. Hastaların son bir ay içindeki şikayetleri doğrultusunda NOSE anketine verdikleri yanıtlar toplandı ve PNIFmetre ile inspirasyondaki maksimum nazal hava akışı değerleri ölçüldü. Rinoplasti sonrası üçüncü ayda tüm testler ve ölçümler tekrarlandı. Kaydedilen tüm veriler değerlendirilip istatistiksel olarak karşılaştırıldı. Bulgular: Hastaların ameliyat öncesi ve sonrası ölçülen nazolabial açılarında, internal nazal valv açılarında,ve PNIF skorlarında istatistiksel olarak anlamlı artış olduğu görüldü. Preoperatif olarak yapılan NOSE anketinde hastaların cevapları 5/100-45/100, postoperatif 3. ayda yapılan NOSE anketinde ise 0/100-40/100 aralığındaydı ve ameliyat sonrası anlamlı düşüş mevcuttu. Anketin birinci sorusuna verilen yanıtlarda şikayetlerde artış yönünde değişim izlenirken diğer sorularda yanıtlar şikayetlerde azalma yönünde değişmekteydi. Ameliyat öncesi ve ameliyat sonrası ölçülen valv açısı, nazolabial açı, PNIFmetre ile yapılan akış ölçümü ve NOSE skorlarındaki değişimler karşılaştırıldığında bu parametreler arasında doğrusal bir korelasyon olmadığı görüldü. Sonuç: Yapılan değerlendirmeler sonucunda sadece estetik amaçla yapılmış olan rinoplasti ameliyatının, ameliyat öncesinde hava yolu patent olan hastaların hava yolunda obstrüksiyon gelişimine yol açmadığı görüldü. Ayrıca bu sayede açık rinoplasti tekniğinin fonksiyonel ve yapısal sonuçları da değerlendirildi. Objektif ve sübjektif ölçümlerin bir arada kullanılması ve sadece estetik amaçla yapılmış olan rinoplasti hastaları üzerinde planlanması ile çalışmanın literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Rinoplasti, Nazal Obstrüksiyon, Endoskopi, Akış ölçer