Akut spontan intraserebral hemoraji hastalarında kan lipid düzeyleri ile prognoz ilişkisi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL BAKIRKÖY DR. SADİ KONUK SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2018
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ELİF DEMİR
Danışman: Vildan Ayşe YAYLA
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:AKUT SPONTAN İNTRASEREBRAL HEMORAJİ HASTALARINDA KAN LİPİD DÜZEYLERİ İLE PROGNOZ İLİŞKİSİ Giriş ve Amaç: Tüm inmeler içinde spontan intraserebral hemoraji (İH) yaklaşık %15 oranında görülmektedir, yüksek morbidite ve mortaliteye sahip bir tablodur. Buna rağmen risk faktörleri, komplikasyonları ve prognozu açısından, literatürde iskemik inme kadar geniş yer bulamamıştır. Risk faktörlerinin belirlenerek değiştirilebilir olanların düzenlenmesi veya henüz bilinmeyen risk faktörlerinin ortaya konması, koruyucu önlemler açısından son derece önemlidir. Risk faktörlerinin aydınlatılması ve prognoz üzerindeki belirleyiciliklerinin bilinmesi, tedavinin seyri hakkında ipuçları verecek ve mortalitenin azalmasını sağlayacaktır. İskemik inme için risk faktörü olarak araştırılmış ve kabul görmüş olan lipid profili ile İH arasındaki ilişki henüz netlik kazanmamıştır. Çalışmamızda kan kolesterol düzeylerinin İH riski ve prognoza etkisini değerlendirmek istedik. Gereç ve Yöntem: Akut spontan İH tanısı ile hastanemizde 1 Ocak 2010 - 1 Nisan 2017 tarihleri arasında yatırılarak izlenen toplam 196 hastanın yaş, cinsiyet özellikleri, başvuruyu takiben 12 saatlik açlık sonrası venöz kandan bakılan total kolesterol, LDL kolesterol, HDL kolesterol, trigliserid düzeyleri, hematom lokalizasyonları ve ventriküle açılımları kaydedildi, LDL/HDL kolesterol oranları, Glascow Koma Skalası (GKS), hematom hacimleri, İH ve İH-DS skorları hesaplandı. Geliş ve ≥ 6 ay mRS kaydedildi; mRS skoru 0,05). Hematom hacimleri ile lipid düzeyleri arasındaki ilişki incelendiğinde, TG ile hematom hacmi arasında anlamlı negatif korelasyon saptandı (r= -0,189). Geliş GKS puanları ile lipid düzeyleri karşılaştırıldığında, total kolesterol ve LDL ile hafif anlamlı pozitif yönlü korelasyon bulundu (r=0,155, r=0,143). İH skoru ve İH-DS skoru ile lipid düzeyleri arasındaki ilişki incelendiğinde, sadece total kolesterol ile İH skoru arasında anlamlı negatif korelasyon saptandı (r=-0,141). Hastalar 6. ayda prognozlarına göre değerlendirildiğinde, yaş dağılımı açısından anlamlı farklılık saptandı (p<0,05), ileri yaşta prognoz daha kötüydü. Prognoza göre lipid düzeyleri ve LDL/HDL oranları incelendiğinde, sadece TG dağılımı açısından anlamlı farklılık saptandı (p<0,05). Sonuç: Çalışmamızda da veriler, erkek cinsiyet ve ileri yaşın spontan İH risk faktörü olduğu ve ileri yaşın kötü prognoz göstergesi olduğu yönündeydi. Yine yayınlarda belirtildiği şekilde çoğunluğu supratentoriyel ve lober yerleşimli idi. Hastaların büyük çoğunluğu total kolesterol, LDL ve TG için hiperlipidemi sınırının altında ve HDL için referans değerin üstündeydi. Kötü prognoz göstermiş olan veya büyük hacimli hematoma sahip hastaların TG düzeyleri düşüktü. Düşük total kolesterol değerlerinde daha yüksek İH skorlarına ve düşük geliş GKS rastlandı. LDL geliş GKS ile doğru orantılı olup, klinik tablonun şiddetiyle ilişkili bulundu. HDL ile prognoz arasında ilişki yoktu. Bugün hala, İH ve kolesterol arasındaki ilişkiyle ilgili sınırlı ve farklı görüşler mevcuttur. Yine de yüksek düzeyde TG, LDL ve total kolesterolün İH için risk faktörü oluşturmadığı, aksine endotelyum yapısını güçlendirerek hematom oluşumunu azaltabileceği, düşük düzeylerinin ise kötü prognozla ve geliş klinik tablosunun ağırlığıyla ilişkilendirilebileceği görüşündeyiz. İH grubunu iskemik inme ve kontrol grubu ile karşılaştıran veya toplum tabanlı çalışmaların daha çok bilgi vereceği kanısındayız. Anahtar Kelimeler: İntraserebral hemoraji, prognoz, İH skalası, İH-DS skalası, lipid düzeyleri