Yenidoğan yoğun bakım kliniğinde yatan prematüre yenidoğanlarda pda (patent duktus arteriozus) nedeniyle medikal ve cerrahi kapama uygulanan hastaların izlemi ve değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: MERVE KÖKKÜLÜNK
Danışman: Timur MEŞE
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Giriş: Duktus arteriozus, fetal yaşamda sistemik ve pulmoner dolaşım arasındaki fizyolojik dengeyi sağlayan temel yapılardan biridir. Doğumla birlikte oksijen basıncının artışı ve prostaglandin düzeylerinin azalmasıyla fonksiyonel kapanma beklenir; ancak prematüre bebeklerde bu süreç, immatür duktal düz kas yapısı ve farklı prostaglandin yanıtı nedeniyle sıklıkla başarısız olur. Patent duktus arteriozus (PDA), prematürelerde pulmoner hiperperfüzyon ve sistemik hipoperfüzyon yoluyla ciddi morbiditelere zemin hazırlar. Bu nedenle PDA'nın zamanında ve uygun yöntemle tedavisi, neonatal mortalite ve morbiditenin azaltılmasında kritik önem taşır. Amaç: Bu çalışmanın amacı, 37 gestasyon haftasından küçük prematüre bebeklerde PDA tedavisinde kullanılan ibuprofen ve parasetamolün kapatma etkinliklerini, güvenlik profillerini, tedaviye bağlı gelişen morbidite ve mortalite sonuçlarını ve yeniden açılma (reopening) sıklıklarını retrospektif olarak karşılaştırmak ve cerrahi kapama gerekliliği olan hastaların risk faktörlerinin değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya toplam 146 preterm bebek dahil edildi. Hastalar; parasetamol tedavisi, ibuprofen tedavisi, cerrahi kapama yapılanlar ve transkatater kapama yapılanlar olmak üzere dört gruba ayrıldı. Demografik veriler, antenatal ve postnatal klinik özellikler, ekokardiyografik bulgular ve tedavi sonuçları hasta kayıtlarından elde edildi. Patent duktus arteriozus çapı, eşlik eden morbiditeler (RDS, sepsis, NEK, BPD, IVK, ROP), cerrahi ligasyon gereksinimi ve tedavi yanıtı gruplar arasında karşılaştırıldı. Bulgular: Çalışma popülasyonunun %58,2'si erkek, %41,8'i kız olup ortalama gestasyon yaşı 29 hafta idi. İlk değerlendirmede 54 hastada küçük, 47 hastada orta/büyük PDA saptandı ve parasetamol ibuprofen grupları arasında başlangıç PDA boyutu açısından fark görülmedi. Tedavi dağılımı: 50 parasetamol, 87 ibuprofen, 22 cerrahi kapama ve 2 transkatater kapama şeklindedir. Gruplar arasında RDS, sepsis, pulmoner kanama, NEK ve ROP oranlarında anlamlı fark yoktu. Farmakolojik tedavi alan grupta BPD ve IVK oranları daha yüksek saptansa da, bu artış parasetamol ve ibuprofen arasında anlamlı farklılık göstermedi. Cerrahi kapama grubunun toplam oksijen gereksinimi daha kısa iken, parasetamol ve ibuprofen grupları birbirine benzerdi. Patent duktus arteriozusun kapanma oranları parasetamolde %82,4 ibuprofende %90,7 olup istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmadı. Cerrahi ligasyon gereksinimi yönünden gruplar arasında anlamlı farklılık yoktu. Parasetamol grubunda reopening sıklığı ibuprofene göre 2,7 kat daha fazla olmasına karşın, fark istatistiksel anlamlılığa ulaşmadı. Tartışma: Elde edilen bulgular, prematüre bebeklerde PDA tedavisinde parasetamolün kapatma etkinliğinin ibuprofen ile karşılaştırılabilir düzeyde olduğunu göstermektedir. Her iki ajanın güvenlik profilleri benzer olmakla birlikte, parasetamol tedavisini takiben yeniden açılma eğiliminin daha yüksek olabileceğine işaret eden sonuçlar dikkate değerdir. Bununla birlikte bu verilerin yüksek örneklem hacimli, prospektif ve randomize kontrollü çalışmalar ile doğrulanması gerekmektedir. Anahtar kelimeler: patent duktus arteriozus, prematüre, ibuprofen, parasetamol, yeniden açılma.