Amfizem ve havayolu baskın kronik obstrüktif akciğer hastalığı subtiplerinde serum ghrelin düzeyleri ve interlökin-6, yüksek sensitif C-reaktif protein, tümör nekrozis faktör-alfa inflamatuar markerlarının değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: İDİL KARATAŞ

Danışman: Ebru Şengül PARLAK

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) tüm dünyada önemli bir morbidite ve mortalite sebebi olan, persistan havayolu kısıtlılığı ile karakterize heterojen bir akciğer hastalığıdır. Bu çalışmada, KOAH'ın heterojen yapısını yansıtan, amfizem baskın ve havayolu baskın fenotiplerinde serum ghrelin düzeyleri ile interlökin-6 (IL-6), tümör nekrozis faktörü-alfa (TNF-α) ve yüksek sensitif C-reaktif protein (hsCRP) gibi majör sistemik inflamatuar belirteçlerin karşılaştırılması ve fenotipler arasındaki ilişkilerinin değerlendirilmesi amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma prospektif ve kesitsel olarak tasarlandı. Çalışmaya Eylül 2024 – Kasım 2025 tarihleri arasında Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Göğüs Hastalıkları Kliniği'ne başvuran, Global Initiative for Chronic Obstructive Lung Disease (GOLD) 2024 spirometri kriterlerine göre KOAH tanısı konulan toplam 58 hasta (30 amfizem baskın, 28 havayolu baskın) ile, toraks bilgisayarlı tomografi (BT)'si normal olan ve serum ghrelin düzeyini etkileyen kronik hastalık ya da KOAH tanısı bulunmayan 30 gönüllü kontrol grubu dahil edildi. Tüm olguların demografik verileri, komorbid durumları, beden kitle indeksi değerleri, solunum fonksiyon testleri, gerekli olduğunda karbonmonoksit diffüzyon tesi (DLCO) ölçümleri, laboratuvar sonuçları ve toraks BT bulguları kaydedildi. Fenotipleme, toraks görüntülerinin değerlendirilmesiyle amfizem baskın ve havayolu baskın olarak yapıldı. Ghrelin, IL-6, TNF-α ve hsCRP serum düzeyleri her üç grupta değerlendirildi ve amfizem baskın ve havayolu baskın KOAH fenotipleri ile ilişkileri incelendi. Bulgular: Çalışmaya amfizem baskın grubunda yaş ortalaması 64,60±7,55 olan 30 hasta, havayolu baskın grubunda yaş ortalaması 65,54±7,32 olan 28 hasta ve, kontrol grubunda yaş ortalaması 59,30±9,49 olan 30 hasta dahil edildi. Gruplara göre bireylerin yaşları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık tespit edildi (F=4,966, p=0,009). Kontrol grubunda yer alan gönüllülerin KOAH hasta fenotiplerine göre yaklaşık ortalama beş yaş daha genç olduğu görüldü. Cinsiyet dağılımında KOAH gruplarında erkek predominansı izlendi (p 0,05). Buna karşın IL-6, hsCRP, amfizem baskın fenotipte kontrol grubuna göre anlamlı derecede yüksek iken (sırasıyla; p=0,029; p=0,02); kontrol grubunda bu inflamatuar parametrelerin en düşük düzeylerde seyrettiği görüldü. TNF-α düzeyleri kontrol grubunda amfizem (p=0,002) ve havayolu (p=0,001) baskın gruba göre daha yüksek saptandı. Spirometrik parametreler (FEV1, FVC, FEV1/FVC) açısından amfizem ve havayolu baskın gruplar arasında anlamlı fark saptanmadı. Buna karşın DLCO corr (hemoglobine göre düzeltilmiş), DLCO/VA (alveoler volüm) ve total akciğer kapasitesi değerleri havayolu baskın fenotipte amfizem baskın fenotipe göre daha yüksek bulundu (sırasıyla; p=0,001; p=0,006, p=0,027). FEV1 evrelerine göre yapılan alt grup analizlerinde ghrelin düzeyleri arasında anlamlı istatistiksel farklılık gösterilmedi (p<0,005). Sonuç: Bu çalışma, KOAH'ın toraks BT ile tanımlanmış amfizem baskın ve havayolu baskın fenotiplerinde serum ghrelin düzeyi ve inflamatuar belirteçlerin birlikte değerlendirildiği bildiğimiz kadarı ile literatürdeki ilk çalışmadır. Bulgular, ghrelin düzeylerinin KOAH fenotipleri ve kontrol grubu arasında anlamlı farklılık göstermediğini ve ghrelinin fenotip belirtecinden çok beslenme durumu, enerji dengesi ve kaşeksi ile ilişkili bir nöroendokrin parametre olabileceğini düşündürmektedir. Amfizem baskın fenotipte IL-6 ve hsCRP düzeylerinin daha yüksek olması bu fenotipte daha yoğun sistemik inflamasyon olup yüksek riskli bir klinik profil olabileceğini göstermektedir. Buna karşılık, beklenenin aksine TNF-α düzeylerinin kontrol grubunda daha yüksek saptanması, TNF-α'nın KOAH'ta tek başına güvenilir ve fenotipe özgü bir sistemik inflamasyon belirteci olmayabileceğini ve kullanılan tedaviler, biyolojik varyasyon ve eşlik eden durumlar gibi faktörlerden güçlü şekilde etkilenebileceğini düşündürmüştür. Sonuç olarak elde edilen veriler, KOAH'ın fenotipik heterojenliğinin yalnızca solunumsal parametreler değil sistemik inflamasyon üzerinden de belirgin olduğunu; buna karşın ghrelin düzeylerinin fenotipler ve hasta–kontrol grupları arasında anlamlı fark göstermemesinin, ghrelinin KOAH fenotiplemesi açısından belirleyici bir biyobelirteç olmayabileceğini, daha çok beslenme durumu ve vücut kompozisyonuyla ilişkili bir parametre olarak değerlendirilmesi gerektiğini düşündürmektedir. Anahtar Kelimeler: Kronik obstrüktif akciğer hastalığı; ghrelin; interlökin-6; tümör nekrozis faktörü-alfa; yüksek sensitif C-reaktif protein; sistemik inflamasyon