Aortoiliak arter oklüzyonu olan ve perkutan anjiyoplasti yapılan hastalarda işlem öncesi serum ürik asit/albümin düzeyi lezyon uzunluğunu öngördürebilir mi?
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL KARTAL KOŞUYOLU YÜKSEK İHTİSAS SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2023
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: DOĞANCAN ÇENELİ
Danışman: Mehmet Muhsin TÜRKMEN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Ateroskleroz yaygınlığı, inflamasyon ile yakından ilişkili olup bunların periferik arter hastalığında (PAH'da) ve koroner arter hastalığında (KAH'da) uzun dönem klinik sonuçlar ve patensi ile ilişkili olduğu bilinmektedir. Artmış inflamatuar yanıt ile birlikte serum C reaktif pretein (CRP)'de artış, endotelyal disfonksiyon ve vasküler hastalığın diğer bir mediyatörü olan serum ürik asit seviyelerinde artış ile ilişkilidir. Perifer arter hastalarında daha önce ürik asit artışı, CRP artışı ve albümin azalışı ile ilgili çalışmalar yapılmıştır. Yapılan bu çalışmalarda ürik asit artışı, CRP artışı ve albümin azalması anlamlı bulunmuştur. Biz bu çalışmada aortoiliak arter oklüzyonu olan ve perkutan anjiyoplasti yapılan hastalarda işlem öncesi serum ürik asit/albumin oranı ile lezyon uzunluğu arasındaki ilişkinin değerlendirilmesini amaçladık. Gereç ve Yöntem: 2015 ile 2017 yılları arasında hafif kladikasyo, orta derece kladikasyo yaşamı kısıtlayan kladikasyo, iskemik istirahat ayak ağrısı, iyileşmeyen ülser, minor-majör doku kaybı ,diffüz ayak iskemisi olan (Rutherford sınıf I-VI) nedeniyle periferik anjiyografi yapılan ve aortoiliyak arter oklüzyonu saptanan 295 hasta geriye dönük olarak incelenmiştir. Dahil edilme ve edilmeme kriterlerine göre 247 hasta çalışmaya alınmıştır. Hastaların demografik verileri, laboratuar bulguları ve anjiyografik verileri hastane kayıt sistemi (Fonet), hasta dosya taraması ve anjiyografik kayıtlı görüntülerden elde edilmiştir. Aortoiliyak lezyonu olup stent takılan hastalarda ürik asit/ albumin düzeyi, lezyon uzunluğu hesaplanmıştır. Bulgular: Lezyon uzunluğunu öngörmede tek değişkenli regresyon analizine bakıldığında, lezyon uzunluğunu öngörmede hemoglobin azalışı (p=0.03), olarak TASC D . C VE B TASC A'ya göre (p sırasıyla; <0.001, <0.001 ve 0.001), lezyon lokalizasyonu bakıldığında Dış iliyak arter tutulumu, tüm iliyak düzey tutulumu, aortoiliyak tutulum ana iliyak arter tutulumuna göre (p sırasıyla; <0.001, <0.001 ve <0.001) ve son olarak semptomlara bakıldığında Rutherford 4-6 arası düzey Rutherford 1-3 arası tutuluma göre istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p; <0.001). Lezyon uzunluğunu öngörmede yapılan çok değişkenli regresyon analizinde tüm değişkenler modele alınıp yaş ve hemoglobin düzeyi ile düzeltme yapılmıştır. Bu düzeltmelerin ardından UAR, lezyon uzunluğunu öngörmede istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p< 0.001). Regresyon modelinde düzeltilmiş UAR değerlerine göre lezyon uzunluğunun tahmin edilmesi hesaplanmıştır. Bu hesaplamalara göre ortalama UAR değeri 1.26 iken lezyon uzunluğu 46.7 cm, UAR değeri 1.72 iken 54.8 cm, UAR değeri 2.19 iken 62.9 cm olarak öngörülmüştür. Sonuç: Çalışmamızda girişim yapılan aortoiliyak lezyonu olan hastalarda toplam lezyon uzunluğunu öngörmede ürik asit/ albümin oranının diğer inflamatuar belirteçlere göre daha iyi prediktif değerler göstediğini çalışmamız ile gösterdik. UAR'nin aterosklerotik aortoiliyak hastalıklarda lezyon ciddiyeti ve uzunluğunu değerlendirmede düşünülebilir. Ayrıca, UAR'nin klinik advers sonlanımlarla ilişkisini ve prognostik önemini daha iyi belirlemek için daha büyük hasta serilerine ihtiyaç bulunmaktadır.