Yenidoğan dönemi pnömotorakslarının demografik, klinik özellikleri ve çocukluk çağında solunum fonksiyon testlerine etkisi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA DR. SAMİ ULUS KADIN DOĞUM ÇOCUK SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2021

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: SILA İSPİR KARALAR

Danışman: Derya ERDOĞAN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Giriş ve Amaç: Pnömotoraks, plevranın paryetal ve visseral yaprakları arasında hava bulunması nedeniyle akciğerin kollabe olduğu, acil müdahale gerektiren solunum sıkıntısı nedenlerinden biridir. Pnömotoraks görülme sıklığı yenidoğan bebeklerde nadir değildir ve ciddi mortalite ve morbidite nedenidir. Erken tanı ve tedavi mortalite ve morbidite açısından çok önemlidir. Çalışmamızın amacı pnömotoraks gelişen yenidoğanlarda epidemiyolojik özelliklerin, predispozan faktörlerin belirlenmesi, bu etkenlerin mortaliteye ve morbiditeye etkilerinin araştırılması ve bu hastalarda ileriki yaşlarda solunum fonksiyonlarının değerlendirilerek, akciğerlerde kalıcı solunum patolojisi oluşturup oluşturmadığını ortaya koymaktır. Gereç ve Yöntem: Çalışma; Sağlık Bilimleri Üniversitesi Ankara Dr. Sami Ulus Kadın Doğum Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Çocuk Cerrahi Anabilim Dalı'nda, araştırmanın devamı için Alerji İmmünoloji Bilim Dalı'nın katkısı sağlanarak yürütüldü. Ocak 2005 – Aralık 2018 tarihleri arasında Yenidoğan Yoğun Bakım Kliniği'nde yatırılmış ve Çocuk Cerrahi Anabilim Dalı'na pnömotoraks tanısıyla konsülte edilmiş ve tüp torakostomi uygulanmış 229 hastanın dosyaları retrospektif olarak incelendi. Hastaların demografik özellikleri incelenerek mortalite ve morbiditelerine etkili faktörler değerlendirildi. Ardından prospektif kesitsel olarak bir grup hastaya spirometre yapılarak solunum fonksiyonları değerlendirildi. Çıkan değerler kontrol grubundaki kişilerin spirometre değerleri ile karşılaştırıldı. Bulgular: Çalışma grubumuzun verileri sonucunda erkeklerde, term bebeklerde, sezaryen ile doğan bebeklerde pnömotoraks görülme oranı daha fazla olarak bulundu. Çoğu olguda pnömotoraks gelişimi tek taraflı olup, yerleşimi sağ taraftaydı. Mortalite oranı %31 idi. Konjenital kalp hastalığı (KKH) varlığı, respiratuvar disstres sendromu (RDS) varlığı, normal doğum, prematürite, pnömotoraks nedeniyle dış merkezden hastanemize sevk edilme, mekanik ventilatör altında olma ve düşük doğum ağırlığı ile mortalite arasında anlamlı ilişki bulundu (p<0,05). Tüp süresi ile eşlik eden hastalık varlığı, akciğer patolojisi varlığı ve bilateral tüp ihtiyacı arasında anlamlı ilişki vardı (p<0,05). Spirometre yapılan iki grup arasında pnömotoraks gelişen hastalarda FEV1 (Bir Saniyedeki Zorlu Ekspiratuar Volüm), FVC (Zorlu Vital Kapasite), FEV1/FVC, PEF (Tepe Akım Hızı) ve MEF25-75 (Maksimum Ekspirasyon Akımının %25, 75'i) değerlerinin kontrol grubuna göre daha düşük olduğu görüldü. Fakat bu azalma sadece FEV1/FVC oranı için istatistiksel açıdan anlamlıydı (p<0,05). Sonuç: Yenidoğan pnömotoraksı erken tanı ve tedavi edilmesi önem taşıyan, mortalite ve morbidite üzerine birçok faktörün etkili olduğu bir patolojidir. Yenidoğan döneminde pnömotoraks nedeni ile tedavi edilen hastaların ileri yaşlarda obstrüktif akciğer hastalıkları açısından da değerlendirilmesi gerekir. Bu hastalar çocukluk döneminde solunum fonksiyon testi yapılarak obstrüktif akciğer hastalıkları açısından taranmalıdır. Hastalar taranarak ileride gerçekleşebilecek solunum sıkıntılarının erken tanı ve tedavisini yapılması mümkündür. Anahtar kelimeler: Pnömotoraks, solunum fonksiyon testi, yenidoğan, mortalite.