Graves tanısı olan kadın hastaların seksüel fonksiyonlarının değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2026
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ZEHRA OK
Danışman: Hande PEYNİRCİ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Graves hastalığı, kadınlarda sık görülen ve yaşam kalitesini çok yönlü etkileyen otoimmün bir endokrin hastalıktır. Bu çalışmada, Graves hastalarında kadın cinsel disfonksiyon sıklığının, etki eden faktörlerin ve depresyonla ilişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Buna ek olarak; Graves hastalarının tiroid hormonları ile medikal tedaviye yanıt durumlarına göre değerlendirilmesi planlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmamız Sağlık Bilimleri Üniversitesi Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları polikliniklerine 15.11.2025-15.02.2026 tarihleri arasında başvuran, Graves hastalığı tanısı almış 49 kadın hasta ve benzer yaş aralığındaki 45 sağlıklı kontrol grubu ile gerçekleştirilmiştir. Katılımcıların sosyodemografik, klinik ve laboratuvar bulguları kaydedilmiştir. Cinsel fonksiyonlar "Kadın Cinsel Fonksiyon İndeksi (FSFI)" ile, depresif semptomlar ise "Beck Depresyon Envanteri" ile değerlendirilmiştir. Ayrıca hastalar tedavi durumuna göre yeni tanı hipertiroidi, tedavi altında aktif hipertiroidi; ve tedavi altında ötiroidi olmak üzere üç klinik alt gruba ayrılarak analiz edilmiştir. Bulgular: Cinsel disfonksiyon prevalansı Graves grubunda %83,7, kontrol grubunda ise %37,8 olarak tespit edilmiştir (p<0,001). Graves grubunda FSFI toplam skoru (21,3 ± 5,6), kontrol grubuna (27,80 ± 7,66) kıyasla anlamlı derecede düşük saptanmıştır (p<0,001). Beck depresyon skorları açısından gruplar arasında anlamlı bir fark saptanmıştır (p=0,847). Sosyodemografik faktörlerden serum TSH, eğitim durumu, gelir düzeyi ve fiziksel aktivite ile FSFI skorları arasında pozitif yönde anlamlı korelasyon izlenirken; yaş ile negatif korelasyon izlenmiştir. Klinik alt gruplar arasında en düşük FSFI skorları tedavi altında aktif hipertiroidi grubunda (18,45 ± 6,04) saptanmıştır. Tedavi altındaki ötiroid grupta FSFI alt boyutlarından orgazm ve doyum skorlarının diğer gruplara göre anlamlı daha yüksek olduğu gözlenmiştir. Buna rağmen, ötiroid hastaların cinsel disfonksiyon prevalansı (%66,7) sağlıklı kontrollerden anlamlı düzeyde yüksek görülmüştür (p=0,038). Sonuç: Seksüel disfonksiyon ile başvuran kadınlarda; endokrin hastalıklardan biri olan hipertiroidinin düşünülmesi gerektiği gibi; hipertiroidili kadınlarda da seksüel disfonksiyon bozukluğu olabileceği ihtimali göz ardı edilmemelidir. Her ne kadar cinsel disfonksiyonun değerlendirilmesi için net bir öneri bulunmamakla birlikte; seksüel disfonksiyon yaygınlığı da göz önünde bulundurularak rutin pratikte yer alması gerektiği düşünülmektedir.