Akut orta serebral arter inmelerinde serum VEGF düzeyi ile enfarkt hacmi, klinik özellikler ve akut inme tedavisi sonrası erken dönem prognoz ilişkisi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2024

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: BURAK GEÇER

Danışman: Oğuzhan KURŞUN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Giriş ve Amaç: İnmeye bağlı mortalite ve özürlülük, penumbranın kaderi ile yakından ilişkili olup bu dokunun yaşama potansiyeli, penumbrayı kurtarmayı amaçlayan akut inme tedavileri, penumbranın reperfüzyonu için devreye giren hücresel geri kazanım-onarım moleküler sistemleri ve bu sistemlerin olası yararlı veya zararlı etkileri ile belirlenir. İskemi sonrası iyileşmenin önemli düzenleyici büyüme faktörlerinden "Vasküler Endotelyal Büyüme Faktörleri" (VEGF), sürecin hangi döneminde görev aldıklarına bağlı olarak sahip oldukları dual etkiyle inmede kilit rol oynarlar. Araştırmamızda, inme tanısı açısından aday biyobelirteç olan VEGF-A serum düzeylerinin akut inme tanısında kullanılabilirliğini, başlangıçtaki enfarktüs hacmi ve inme şiddetiyle olan ilişkisini, takipteki hemorajik transformasyon gelişimi ile olan değişimini ve de inme açısından prognostik değerini, uygulanan akut inme tedavi yöntemlerine göre ortaya koymayı amaçladık. Gereç ve Yöntem: Çalışmamıza şikayetlerinin üzerinden 12 saat geçmeden başvuran 90 akut orta serebral arter inme hastası ve 40 sağlıklı gönüllü dahil edildi. Acilde yapılan nörolojik muayeneden, bilgisayarlı tomografi (BT), bilgisayarlı tomografi anjiyografileri (BTA) ve manyetik rezonans görüntülemesinin (MRG) difüzyon (DWI) sekansından elde edilen verilerle, revaskülarizasyon sağlayıcı inme tedavileri uygulanan hastalardan işlem sonrası 12. saatte ve 7. günde; revaskülarizasyon sağlamaya yönelik müdahalede bulunulmayan hastalardan ise indeks olaydan sonra 12. saatte ve 7. günde VEGF-A düzeyi ölçümü için kan alındı, eş zamanlı vizitlerde kontrol muayeneyle National Institutes of Health Stroke Scale (NIHSS) skoru hesaplandı. Takiplerinde hemorajik transformasyon gelişimi ve enfarktüs hacim değişimlerini saptamak için kontrol nörogörüntüleme çekildi. Hastaların 7. günde NIHSS skoru, 1. ve 3. ay Modifiye Rankin Skalası (mRS) ve Barthell indeksi kullanılarak erken dönem özürlülükleri değerlendirildi. Bulgular: Hastalardan 12. saatte alınan VEGF-A düzeyleri ile kontrol grubundan alınan VEGF-A düzeyleri arasında anlamlı bir fark yokken; hastalardan 7. günde alınan VEGF-A düzeyleri, 12. saatte alınan VEGF-A düzeylerinden ve kontrol grubundan alınan VEGF-A düzeylerinden yüksek bulunmuştur. Endovasküler tedavi grubunda sağlanan TICI derecesi ile VEGF-A düzeyi arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Reperfüzyon tedavisi almayan grupta, başlangıçta daha büyük enfarktüs hacmi olanlar ve hemorajik transformasyon gelişenlerde VEGF-A düzeyinde daha fazla artış olmaktadır ve başlangıçtaki inme şiddeti yüksekliği 7. günde daha yüksek VEGF-A ile ilişkilidir. Hemorajinin ECASS kategorilerine göre derecelendirilmesi ile VEGF-A düzeyi arasında ilişki gösterilememiştir. Reperfüzyon tedavisi almayan grupta daha fazla VEGF-A artışı ve 7. günde daha yüksek serum VEGF-A seviyeleri; 7. günde, 1. ve 3. ayda daha kötü fonksiyonel ve klinik sonuç göstergeleri ile ilişkilidir. Ayrıca VEGF-A seviyelerinde daha büyük artış, hastanede daha uzun kalma süresi ile ilişkilidir. Sonuç: İnmenin 7. gününde alınan VEGF-A düzeyleri, sağlıklı gruba kıyasla yüksekken; inmenin 12. saatinde alınan VEGF-A düzeylerinin akut iskemik inme tanısında kullanılabilmesi mümkün görünmemektedir. VEGF-A düzeylerinin akut inme tanısında kullanılabilirliğini değerlendirebilmek için başvuruda yaşanan gecikmeler en aza indirilerek, VEGF-A mRNA ekspresyonun arttığı serebral arterin tıkanmasından 2-6 saat sonraki dönemde alınacak kan örnekleriyle yeni araştırmalar yapılmalıdır. VEGF-A düzeyi ile geliş enfarktüs hacmi/inme şiddeti, kontrol beyin BT'de hemorajik transformasyon ve inme prognozu arasında kurulan korelasyonlar reperfüzyon tedavisi almayan grupta istatiksel olarak anlamlıdır. Bu grupta hem hemorajik transformasyonun hem de 3 aylık takipteki kötü prognozun VEGF-A düzey artışı ile olan ilişkisi, VEGF-A yolağının doğru yolla yapılacak inhibisyonunun inmenin akut döneminde yararlı etki gösterebileceğini düşündürse de tedavi planı hastaya özgü belirlenmelidir. Ayrıca daha büyük hasta gruplarının daha uzun vadede takip edildiği araştırmalarla, akut dönem sonrası vasküler bütünlük üzerindeki zararlı etkileri yerine nöroprotektif ve nörojenik etkileri ağırlık kazanan VEGF-A'nın uzun vadeli etkilerini ortaya koymak terapötik potansiyelinin anlaşılmasına katkı sağlayacaktır.