Non-invaziv transauricular nervus vagus stimulasyonunun kolon anastomozu üzerine etkisi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL SULTAN ABDÜLHAMİD HAN SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2024
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: AHMET FURKAN MAZLUM
Danışman: Bülent GÜLEÇ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Gastrointestinal cerrahide sıklıkla uygulanan kolon anastomozlarında morbidite ve mortalite ile ilişkili olan komplikasyonlardan biri anastomoz kaçağıdır. Hasta yatış sürelerinin uzaması ve tedavi maliyetlerini artırması nedeniyle finansal açıdan da bir sağlık sorunu olarak karşımıza çıkmaktadır. Anastomoz iyileşmesini etkileyen faktörler arasında, iskemi ve doku perfüzyonu önemli yer tutmaktadır. Anastomoz iyileşmesi sürecinde yeterli doku perfüzyonunun sağlanması oluşabilecek komplikasyonlar ile ilişkilidir. Gastrointestinal sistem fonksiyonlarının düzenlenebilmesi için merkezi sinir sistemi (MSS) ve enterik sinir sistemi (ESS) arasında sinirsel bağlantılar mevcuttur. Bu bağlantı bağırsak-beyin aksı olarak adlandırılır. Vagus siniri (VS), beyin ve gastrointestinal sistem arasında çift yönlü iletişimin en önemli parçalarından biridir. Afferent ve efferent lifleri aracılığıyla VS; motilite, sekresyon, kan akışı ve kardiyorespiratuar fonksiyonlar üzerinde etkili olabilmektedir. Son yıllarda vagus sinir stimülasyonu (VSS) 'nun gastrointestinal sistem üzerindeki etkisi ilgi çekmektedir. Yeni gelişen teknolojiyle birlikte invaziv stimülasyon yöntemlerinin yanısıra non-invaziv stimülasyon cihazları geliştirilmiştir. Bu çalışmada; vagus sinir stimulasyonunun ek cerrahi girişim gerektirmeyen ve klinik pratikte kullanımı olabilen non-invaziv transauricular vagus stimülasyonu (tVSS)'nun kolon anastomozuna anastomoz yara iyileşmesi üzerinden etkisinin incelenmesi planlandı. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma, 16-20 haftalık 16 adet Spraque cinsi erkek sıçan üzerinde yapıldı. Sıçanlar 8'erli olacak şekilde Grup C ve Grup V olarak 2 eşit gruba ayrıldı. Grup C sıçanlarına laparotomi, kolon anastomozu uygulandı. Grup V sıçanlarına laparotomi, kolon anastomozu ve tVSS uygulandı. Grup V sıçanlarına kolon anastomozu yapıldıktan ve insizyon kapatıldıktan sonra anestezi altında iken işlem günü dahil 5 gün boyunca günde 1 kez 10'ar dakika süre ile tVSS uygulandı. Grup V sıçanlarına uyarım öncesi ve uyarım sonrası uyarımın doğruluğunu test edebilmek için ekokardiyografi çekimi yapıldı. Grup C sıçanlarına da tVSS cihazının elektrotları bağlandı ancak uyarım yapılmadı. Postoperatif 8. Günde kolon anastomozu yapılan kolon segmenti eksize edildi. Anastomoz patlama basıncı ölçümü arteriyel monitörizasyon sistemi düzeneği kurularak yapıldı. Ardından doku örneklerinin yarısı histopatolojik inceleme, yarısı doku hidroksiprolin ve ELISA seviyeleri ölçümü için belirli şartlarda saklanmak üzere uygun tüplere alındı. Her iki gruptan serum ELISA değerlendirmesi için intrakardiak kan alınarak sıçanlar ponksiyon ile sakrifiye edildi. Bulgular: Grup V sıçanlarında işlem öncesi ve sonrasında ortalama KAH (Kalp atım hızı) düzeyinde istatistiksel olarak anlamlı 26,71 birimlik düşüş olduğu saptandı (p<0,001). Grup V'deki sıçanlarda KHS (Kolon histopatoloji skoru) düzeyinin istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu saptandı (p=0,003). Grup V sıçanlarında granülasyon ve neovaskülarizasyon değerlendirmesinde istatistiksel anlamlı yüksek olduğu saptandı (p=0,007). Sıçanlar APB (Anastomoz patlama basıncı) düzeyine göre değerlendirildiğinde; grup V'deki sıçanlarda yüksek değer bulunmasına rağmen istatistiksel olarak anlamlı düzeyde bir fark saptanmadı (p=0,744). Grup V'deki sıçanlarda KHPD (Kolon hidroksiprolin düzeyi) düzeyinin istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu saptandı (p<0,001). Grup V'deki sıçanlarda TNF-α düzeyinin istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha düşük olduğu saptandı (p<0,001). Grup V'deki sıçanlarda IL-1β düzeyinin istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha düşük olduğu saptandı (p<0,001). Grup V'deki sıçanlarda IL-6 düzeyinin istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha düşük olduğu saptandı (p<0,001). Sonuç: Çalışmamızdaki sonuçlara göre; KHPD, KHS, granülasyon ve neovaskülarizasyon düzeylerinde vagal stimulasyon grubunda istatistiksel olarak anlamlı sonuçlar bulduk. Ancak, APB düzeylerinde vagal stimulasyon grubunda yüksek olmasına rağmen istatistiksel olarak anlamlı bulunmadı. Vagus uyarımının bağırsak mikrodolaşımını etkilediği, anastomoz iyileşmesine olumlu katkısı KHPD, KHS, granülasyon ve neovaskülarizasyon düzeylerinden görülse de APB düzeylerinin anlamlı yüksek bulunmaması daha detaylı mekanizmayı aydınlatıcı çalışmalara ihtiyaç olduğunu düşündürmüştür. Bu durumu bağırsak mikrodolaşımın olumlu etkisi haricinde negatif etki yaratabilecek antiinflamatuar etki gibi nedenlerden kaynaklı olabileceği düşüncesindeyiz. Vagal stimulasyonun anastomoz iyileşme sürecine etkisini inceleyen ilk çalışma olmasından dolayı verilerimizin ilerideki çalışmalara ışık tutacağı görüşündeyiz.