Sülfür mustard yakıcı ajanının biyobelirteçlerinin ölçüm yönteminin optimize edilmesi


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, GÜLHANE SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ, Kimyasal Biyolojik Radyolojik ve Nükleer Tıbbi Savunma Bilim Dalı, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2018

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: RUŞEN KORAY EYİSON

Danışman: Levent KENAR

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Sülfür mustard (2,2'-diklorodietil sülfür, bis-2,2'-dikloroetil sulfür, HD), harp halinde silah olarak kullanılan ve kimyasal savaş (KS) maddeleri arasında en yaygınlarıdır. Bu maddeler solunum ve cilde temas sonucu emilimle alınırlar. Gözleri, solunum sistemini ve deriyi öncelikle tahriş ederek sonrasında da hücresel zararla etkilerler. Hayatı tehdit edici ciddi ve geniş deri yanıklarına neden olmaları sebebiyle yakıcı ajanlar olarak isimlendirilirler. Sülfür mustard (SM)'ın ilk sentezi 1822 yılında Alman bilim adamı Despretz tarafından yapıldı. İlk kez, 1917 yılında, Ypres'de Alman ordusu tarafından Kanada ve İngiliz ordusuna karşı I. Dünya Savaşında kullanıldı. O zamandan beri hem terör amaçlı hem de savaşlarda (İran-Irak Savaşı-Halepçe,1988) en çok tercih edilen kimyasal savaş ajanı olmuştur. 21 Ağustos 2015 tarihli Marea-Suriye'de sivil halka karşı Sülfür mustard içeren top mermileriyle ve 8 Mart 2016 tarihinde Tazahurmatu-Irak'da sivil halka karşı Sülfür mustard içeren roketlerle saldırı düzenlenmiştir. Özellikle İran-Irak (1980-1988) savaşında yaygın bir şekilde kullanılmış ve 100,000 den fazla yaralıya neden olmuştur. Bununla birlikte uzamış etkileri nedeniyle bu yaralılardan 30,000'den fazlasının ölümüne yol açmıştır. Sülfür mustard maruziyeti sonrası hayatta kalabilen yaklaşık 70,000 den fazla İranlı halen tıbbi tedavi görmeye devam etmektedir. Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği tarafından 1997 yılında yürürlüğe koyulan ve 150'den fazla ülkenin imzaladığı Kimyasal Silahlar Sözleşmesine göre bu tehlikeli maddelerin üretimi, depolanması ve geliştirilmesi yasaklanmış olmasına rağmen alınan istihbarat raporlarına göre bu kimyasal harp maddesinin günümüzde de tehdit olmaya devam ettiği ve her an kullanılma potansiyelinin bulunduğu değerlendirilmektedir. Kan ve idrar gibi biyomedikal örneklerde biyolojik belirteçlerin analizinin yapılması bu kimyasal savaş ajanının ortamda kullanılıp kullanılmadığına ilişkin kanıtları sağlamak ve tedavi öncesinde tanısını koymak için gereklidir. ABD, İngiltere, Almanya, Rusya, Çin, Finlandiya, İsveç ve Hollanda gibi başlıca ülkelerde bulunan gelişmiş ve KSYÖ tarafından akredite edilmiş laboratuvarlarda, bu maddelere yönelik spesifik çalışmalar günümüzde yapılmaya devam etmektedir. Bu ajanların gerek çevresel gerekse biyolojik örneklerde saptanması için spesifik olarak Gaz Kromatografisi-Kütle Spektrometresi (GC-MS) ve Likid Kromatografisi-Kütle Spektrometresi (LC-MS) kullanılmaktadır. Birleşmiş Miletler bünyesinde yer alan Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü (Organisation for the Prohibition of Chemical Weapons, OPCW) tarafından kimyasal savaş ajanlarının tanısına yönelik araştırmalar büyük bir ciddiyetle ve tüm dünyada üye laboratuvarların katılımıyla sürdürülmektedir. Bu kapsamda, bu tez ile mevcut tehdidi değerlendirerek oluşabilecek kaza veya kötü niyetli kullanımlarda Sülfür mustard maruziyetinin kesin tanısını koyabilmek ve yukarıda belirtilen deneyimli laboratuvarlar arasında ülke olarak yerimizi alabilmeyi öngörmekteyiz. Bu çalışmada, sülfür mustard (SM) maruziyetini kesin olarak gösteren bir biyobelirteç olarak ajanın glutatyon (GSH, vücudun başlıca antioksidanı olarak bilinmekte olup sistein, glisin ve glutamat amino asitlerinden oluşur ve insan vücudunun hemen her hücresinde bulunabilir) ile reaksiyonu sonucu oluşan metabolitleri (SBMTE, MSMTESE ve SBMSE) GCMSMS ile analiz edilmiştir. Bu kapsamda Beta Liyaz metabolitleri idrar numunesinde çalışılmıştır. Tez çalışmasında kullanılan GCMSMS (gaz kromatografisi ardışık kütle spektrometresi) cihazı, ileri düzey kromatografik bir cihazdır. Deteksiyon limitlerinin düşük olması ve ölçüm kesinliğinin fazla olması gibi nedenlerle günümüzde kimyasal savaş ajanlarının ve bunların parçalanma ürünlerinin analizinde sıklıkla tercih edilen bir cihazdır. Yöntemde, çeşitli ön işleme tabi tutulmuş numune enjeksiyonu yapılan GC ile ayrımı yapılan analit molekülleri MS kısmına gönderilerek moleküllerin o maddeye spesifik iyonlarına parçalanması sağlanır. Literatür çalışması yapılarak çalışmada kullanılan kimyasallar, GCMSMS çalışma şartları ve uygulanan ön işlemler belirlenmiş olup, GC ve MS şartları, enjeksiyon sonrası alınan sonuçlara göre modifiye edilerek optimizasyon sağlanmaya çalışılmıştır.