Pankreas kanseri cerrahisi sonrası komplikasyon riskinin belirlenmesinde sarkopeni ve pankreatik asiner yoğunluk radyolojik skorunun karşılaştırması; retrospektif çalışma


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: MİNE ELHAM SARI

Danışman: Mutlu DOĞANAY

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Pankreas kanseri, malign neoplazmlar arasında yüksek insidansı ve mortalite oranına sahip olan bir hastalıktır. Cerrahi rezeksiyon, pankreas kanseri tedavisinde potansiyel kür sağlayan tek seçenek olarak kabul edilmekte; ancak, bu müdahale sonrası gelişen komplikasyonlar hastaların yaşam kalitesini ve sağkalım oranlarını olumsuz etkileyebilmektedir. Son yıllarda, sarkopeni/myosteatoz ve pankreatik asiner dokunun radyolojik olarak değerlendirilmesi, pankreas cerrahisi sonrası gelişebilecek komplikasyonların öngörülmesinde potansiyel biyobelirteçler olarak dikkat çekmektedir. Yağsız kas kalitesinin bilgisayarlı tomografi (BT)'den türetilen bir ölçüsü, psoas kas yoğunluğu (veya kas radyo zayıflaması) (PD), olup Hounsfield birimleri (HU) olarak ölçülür; daha düşük kas yoğunluğu değerleri miyosteatozu (kas kalitesinin düştüğünü) gösterir. Yağsız kas kütlesinin (ve ilişkili sarkopeni ve miyosteatoz hastalık durumlarının) kantifikasyonu, ameliyat geçiren hastalar için bireyselleştirilmiş risk tabakalaştırması ve sonuç tahmini için bir ölçüt olarak önerilmiştir. Miyosteatoz, kanser cerrahisini takiben hastanede kalış süresini ve tekrar yatışları artırır. Sarkopeni ve miyosteatoz, kanserli hastalarda genel sağ kalım üzerinde bağımsız olumsuz etkilere sahiptir Pankreatik asiner yoğunluk ise pankreas parankiminin yapısal ve fonksiyonel rezerv kapasitesini değerlendirmek için kullanılır. Radyolojik olarak değerlendirme BT görüntülemeleri aracılığıyla gerçekleştirilir. Bu çalışmanın amacı, pankreatektomi geçiren hastalarda komplikasyon riskinin belirlenmesinde sarkopeni belirteçlerinden biri olan myosteatozis ve pankreatik asiner radyolojik skorunun etkinliklerini karşılaştırılması ve hangi parametrenin daha güçlü bir öngörücü olduğunun ortaya koyulmasıdır. Bu amaçla, Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Genel Cerrahi kliniğinde Ocak 2020 tarihi itibariyle pankreas kanseri nedenli whipple veya distal pankreatektomi geçiren hastaların preoperatif radyolojik görüntüleri analiz edilerek psoas ve paraspinal kas yoğunlukları ile pankreatik asiner yoğunluk skorları hesaplanmıştır. Bu veriler, postoperatif komplikasyonlarla ilişkilendirilerek istatistiksel analizler yapılmıştır. Komplikasyonlar Clavien-Dindo sınıflamasına göre değerlendirilmiş ve özellikle postoperatif pankreatik fistül (POPF), postoperatif kanama (PPH) ve gecikmiş gastrik boşalma (DGE) gibi önemli cerrahi sonuçlar ele alınmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, düşük pankreatik asiner yoğunluk, postoperatif pankreatik fistül gelişimi ile anlamlı şekilde ilişkili bulunmuştur (p<0.05). Preoperatif düşük kas yoğunluğu olan hastalarda POPF, PPH ve DGE gelişme riskinin daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Düşük kas kalitesi bulunan hastalarda Clavien-Dindo sınıflamasına göre ≥3 komplikasyon oranları anlamlı şekilde artmıştır. Multivaryat analizlerde hem pankreatik asiner yoğunluk hem de kas yoğunluğu, bağımsız komplikasyon risk faktörleri olarak belirlenmiştir. Ancak, preoperatif kas yoğunluğunun komplikasyonları öngörmede daha güçlü bir prediktör olduğu görülmüştür. Bu çalışma, pankreatektomi sonrası komplikasyon riskini belirlemede hem sarkopeninin/miyosteatozis hem de pankreatik asiner yoğunluk skorunun önemli olduğunu göstermektedir. Ancak, preoperatif kas yoğunluğunun komplikasyon tahmininde daha güçlü bir gösterge olduğu saptanmıştır. Bu nedenle, pankreatektomi geçirecek hastalarda preoperatif kas yoğunluğu değerlendirmesi, postoperatif komplikasyonların önlenmesi açısından önemli bir klinik parametre olabilir. Preoperatif beslenme ve fiziksel güçlendirme programlarının bu hasta grubunda uygulanabilirliği gelecekte daha ayrıntılı araştırılmalıdır. Ayrıca elde edilen bulguların, bireyselleştirilmiş hasta yönetimi stratejisine katkı sağlaması beklenmektedir. Anahtar Kelimeler; pankreas kanseri, sarkopeni, pankreatik asiner yoğunluk skoru, hounsfield ünitesi