Anterior serebral arter anevrizmalarının anatomik lokalizasyonlarına ve boyutlarına göre endovasküler tedavi etkinliğinin ve güvenliğinin değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2026

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ZEYNEP GENCE ÖZ

Danışman: Ergün DAĞLIOĞLU

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Bu çalışmada anterior serebral arter (ACA) anevrizmalarında anevrizma boyutları, anatomik lokalizasyonları ve parent arter çapı ile ilişkili morfolojik oranların; anevrizma rüptür riski, klinik sonuçlar ve endovasküler tedavi etkinliği üzerindeki etkisinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Ayrıca anevrizma boyutunun tek başına rüptür riskini öngörmede yeterli olup olmadığı araştırılmıştır Gereç ve Yöntem: Bu retrospektif çalışmada, 2020–2024 yılları arasında Ankara Bilkent Şehir Hastanesi'nde endovasküler yöntemlerle tedavi edilen ACA anevrizmalı hastalar incelendi. Hastaların demografik, klinik ve radyolojik verileri ile morfometrik ölçümleri analiz edildi. Anevrizma boyutları, boyun genişliği, parent arter çapları ve bunlara ait oranlar hesaplandı. Hastalar rüptüre ve rüptüre olmayan gruplar olarak karşılaştırıldı. İstatistiksel analizlerde Student t-testi ve Pearson ki-kare testi kullanıldı. Bulgular: Toplam 301 hastanın değerlendirilmesi sonucunda, rüptüre anevrizma grubunda boyun genişliğinin daha dar olduğu, buna karşılık anevrizma yüksekliği/boyun genişliği ve genişlik/boyun genişliği oranlarının anlamlı olarak daha yüksek olduğu saptandı (p<0,05). Parent arter distal sol ve proksimal çaplarının rüptüre grupta daha düşük olduğu gösterildi. Buna karşın anevrizmanın mutlak boyutları ve boyut dağılımları ile rüptür arasında anlamlı ilişki bulunmadı. Takip analizlerinde işlem sonrası rezidü oranları ve takip süresi açısından gruplar arasında fark saptanmadı. Klinik sonuçlar açısından preoperatif ve erken dönem (1. ay) modifiye Rankin skoru rüptüre grupta daha kötü iken, 6. ve 12. ay sonuçlarında fark izlenmedi. Komplikasyonlar arasında vazospazm ve kasık hematomu rüptür ile anlamlı ilişkili bulundu (p<0,001). Tedavi yöntemleri açısından stent destekli koilleme yüksek komplet oklüzyon oranları ile ilişkili bulunurken, flow diverter kullanılan olgularda sonuçların daha değişken olduğu gözlendi. Ayrıca tedavi türü ile Raymond-Roy sınıflaması arasında anlamlı ilişki saptandı (p=0,037). Sonuç: Anterior serebral arter anevrizmalarında rüptür riskinin değerlendirilmesinde yalnızca anevrizma boyutu yeterli değildir. Özellikle anevrizma yüksekliği/boyun genişliği oranı ve parent arter çapı gibi morfolojik parametreler rüptür riskinin öngörülmesinde daha değerli belirteçlerdir. Endovasküler tedavi yöntemleri yüksek etkinlik ve kabul edilebilir komplikasyon oranları ile güvenli bir tedavi seçeneği sunmaktadır. Bu nedenle anevrizma yönetiminde klinik, morfolojik ve hemodinamik parametrelerin birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Anterior serebral arter, anevrizma, rüptür, endovasküler tedavi, morfometrik oranlar, parent arter çapı