Morbid obezite tanılı hastalarda laparoskopik sleeve gastrektomi ameliyatının metabolik etkileri
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İZMİR TEPECİK SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2017
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: EMRE TURGUT
Danışman: Cengiz AYDIN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Giriş ve amaç : Obezite; son yıllarda görülme sıklığının artması, beraberinde getirdiği sağlık problemleriyle yaşam kalitesini ve süresini düşürmesi nedeniyle günümüzün en önemli sağlık sorunlarından birisidir. Diyet, egzersiz, yaşam tarzında yapılan değişiklikler ve medikal tedaviler gibi çeşitli obezite ile mücadele yöntemleri halen uygulanmakla birlikte yeterli başarı elde edilememiştir. Obezitenin artmış mortalite ile seyretmekte olan diyabet, hipertansiyon, kardiyopulmoner hastalık, polikistik over hastalığı ve psödotümör serebri gibi komorbid hastalıklara yol açtığı bilinmektedir. Hastalar ayrıca nefes darlığından, uyku apnesinden, diz ve bel ağrılarından; cinsel, psikolojik ve çok çeşitli sosyolojik problemlerden yakınırlar. Uygulama sıklığı arttıkça mortalite ve morbidite oranları giderek azalan, cerrahi teknikler daha çok tercih edilebilir hale gelmiştir. Uygulanan bariatrik cerrahi prosedürlerinin sayısı 1998 ile 2003 arasında 13.000'den 103.000'e çıkmıştır. Laparoskopik Sleeve Gastrektomi (LSG) uygulama kolaylığı ve etkili sonuçları sayesinde giderek daha fazla uygulanan bir teknik haline gelmektedir. Bu çalışmamızda LSG uygulanan hastalarda gelişen metabolik değişiklikleri araştırmayı amaçladık. Material metod: Bu çalışma Ocak 2013 – Ağustos 2016 tarihleri arasında İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi 1. Genel Cerrahi Kliniğinde yapıldı. Morbid obezite nedeniyle Laparoskopik Sleeve Gastrektomi uygulanan 225 hastadan düzenli olarak 1. 3. 6. ve 12. ay takiplerine gelen 164 hastanın prospektif toplanan verileri retrospektif olarak analiz edildi. Bulgular: LSG nedeniyle opere olan 164 hasta çalışmaya dahil edildi. Hastaların 142' si kadın ( %86,6), 22'si erkekti (%13,4). Ortalama yaş 36,6 (19-59) saptandı. Hastaların boy ortalaması 164 cm (150-187), kilo ortalaması 122,7 kg (91-184) ve VKİ ortalaması 45,5 kg/m2 bulundu. Hastalar ortalama 27,5 ay takip edildi. EBWL bazında hastaların anlamlı derecede kilo kaybettikleri gözlendi. 3. ay da ortalama vermeleri gereken kilonun %48,5 ini , 6 . ayda %67,1'ini ve 12. ayda %83,7'sini kaybettikleri gözlendi. Ameliyat öncesi dönemde 36 hasta Hipertansiyon (HT) nedeni ile tedavi görürken 12. ayda 22 hastada HT tamamen geriledi ve antihipertansif ihtiyacı ortadan kalktı. Ameliyat öncesi dönemde 27 hasta Tip 2 Diyabetes Mellitus (DM) nedeni ile tedavi görürken 12. Ayda 19 hastada DM tamamen geriledi ve Oral Antidiyabetik (OAD) ve İnsülin kullanımı sonlandırıldı. Ameliyat öncesi dönemde 118 hastaya metabolik sendrom tanısı koyulurken 6. Ayda bu sayı 29'a ve 12. ayda 11'e geriledi. McNemar testi ile ameliyat öncesi dönem ile 6. ay metabolik sendrom oranları karşılaştırıldığında gruplar arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek saptandı. (p<0,0001) . Ameliyat öncesi dönem ile 12. ay arasında da anlamlı düşüş saptandı (p<0,0001). 6. ay ile 12. ay karşılaştırıldığında da iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu ve iyileşmenin devam ettiği gözlendi (p=0,013). Sonuç: Hastaların çok yüksek oranda metabolik sendrom tanısı alması erken yaşta çoklu organda geri dönüşümsüz hasar meydana geleceğini ifade etmektedir. Bu çalışma ve literatürdeki diğer çalışmalar LSG'nin çok önemli morbidite ve mortalite nedeni olarak kabul edilen metabolik sendrom üzerinde çok etkili bir prosedür olduğunu göstermektedir. Uygulama kolaylığı, düşük komplikasyon riski, hızlı ve etkili kilo kaybı sağlaması ve metabolik olarak iyileştirici etkisinden dolayı uygulama sıklığı ve popülaritesi giderek artmaktadır. LSG ile ilgili uzun dönem sonuçlar literatürde yayınlandıkça cerrahların metabolik sendrom ve obezite ile mücadelede eli daha da güçlenecektir.