2016-2019 yılları arasında hastanemiz çocuk nefroloji polikliniği'ne üriner sistem taş hastalığı nedeniyle başvuran hastaların retrospektif olarak değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2021

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ABDULVEHHAP BEYGİRCİ

Danışman: Sevgi YAVUZ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Çocuklarda üriner sistem taş hastalığının sıklığı tüm dünyada her geçen yıl artış göstermektedir. Ürolithiasis; genetik, metabolik, endokrinolojik ve ürolojik sebepler neticesinde, böbreklerde ve üriner sistem içerisinde ortaya çıkan protein ve lipitlerle organize kristalize yapı oluşmasıdır. Çalışmanın amacı; üriner sistem taş hastalığı tanısı almış olguların, demografik verilerini ve risk faktörlerini belirlemek, hiperkalsiüri varlığının ve vitamin D düzeyinin taş oluşumu ile risk ilişkisini değerlendirmek ve ayrıca hastalığın prognozunu etkileyen faktörleri ortaya çıkarmaktır. Gereç ve Yöntem: 2016-2019 yılları arasında hastanemizde üriner sistem taşı tanıları alan 0-18 yaş arası hasta grubu tespit edildi. 3 yılda tanı alan hasta sayısı 1438 olup; kontrol muayenesine gelmeyen hastalar, tetkik ve görüntülemelerde eksiklikler saptanan hastalar çalışma listesinden çıkarıldı. %5 hata payı ve %80 güç ile anlamlı sonuç için belirlenen kriterleri karşılayan 300 hastanın demografik, radyolojik ve laboratuvar verileri retrospektif olarak değerlendirmeye alındı. Bulgular: 300 olgunun 132'si kız (%44,0), 168'i erkek (%56,0)'tir. Çalışmamızda erkek ve kız hastalar arasında yaş ortalamaları açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmamıştır (p=0,370). En sık hastaneye başvuru nedeni karın ağrısı (%34) olup; 2 yaş altı çocuklarda en sık başvuru nedeni huzursuzluktur. Çalışmaya katılan hastaların hiçbirinde akut böbrek yetersizliği saptanmamıştır. En sık metabolik neden hiperkalsiüridir. Hiperkalsiüri gözlenen olgularda, hiperkalsiürisi olmayan olgulara göre kıyasla istatistiksel olarak anlamlı şekilde yüksek serum 25-OH vitamin D ortalaması saptanmıştır (p=0,026). Olguların %12,3'ünde (n=37) prematüre öyküsü ve %13,7'sinde (n=41) ise üriner anomali varlığı belirlenmiştir. Üriner anomalisi olan olgularda ortalama rezolüsyon süresinin (27,83±11,50 ay), üriner anomalisi bulunmayan olgulara kıyasla (20,17±9,57ay) istatistiksel olarak anlamlı şekilde uzadığı belirlenmiştir (p=0,003). Olguların %73,0'ünde (n=219) rezolüsyon, %23,3'ünde (n=70) taş boyutunda azalma ve %3,7'sinde (n=11) taş boyutundan artma izlenmiştir. Olgularda ortalama rezolüsyon süresi 21,01±10,06 ay olarak belirlenmiştir. Sonuç: Üriner sistem taş hastalığı olan çocuk hastalarda metabolik bozukluklar sıktır. Uygun tedavi ile yüz güldürücü yanıtlar elde edilebildiği için hastalar altta yatan bozukluklar açısından dikkatli bir şekilde değerlendirilmelidir. Özellikle infantlarda önerilen miktardan fazla D vitamini kullanımının hiperkalsiüriye yol açarak taş oluşumu için bir risk faktörü olduğu akılda tutulmalıdır.