Eksternal dakriyosistorinostomi yapılan hastalarda gözyaşı menısküsü ve yaşam kalitesi artışı ilişkisinin değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İZMİR TEPECİK SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2022

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: MEHMET ALİ DORAN

Danışman: Emre AYINTAP

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Nazolakrimal kanal tıkanıklığı (NLKT) olan hastalarda eksternal dakriyosistorinostomi (DSR) ameliyatının gözyaşı menisküs parametreleri üzerine etkisini belirlemek ve yaşam kalitesi iyileşmesi ile ilişkisinin değerlendirmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göz Kliniğinde, NLKT nedeniyle Temmuz 2021 ile Mart 2022 tarihleri arasında DSR cerrahisi yapılan 30 hasta prospektif olarak çalışmaya dahil edildi. Tüm hastaların ameliyat öncesi ve ameliyat sonrası 1. ve 3. aylardaki; ön segment optik koherans tomografi (OKT) ile Gözyaşı Menisküs (Tear Meniscus (TM)) ölçümleri alındı ve Lakrimal Semptom Soruları (The Lacrimal symptom questionnaire (Lac-Q)), Munk skorları ve Glasgow yarar envanterleri (Glasgow Benefit Inventories (GBI)) anketleri aynı dönemlerde toplandı. Ameliyat öncesi ve ameliyat sonrası gözyaşı menisküsü değerleri ile hasta memnuniyet değerlendirme formları arasındaki ilişki değerlendirildi. Bulgular: Çalışmaya 24'ü (%80) kadın, 6'sı (%20) erkek toplam 30 hasta dahil edildi. Hastaların 14'ü (%47) sol gözünden, 16'sı (%53) sağ gözünden opere edildi. Çalışmaya dahil edilen hastaların yaş ortalaması 55.1 (31-79 yıl) yıldı. Hastaların 17'sinde (%56.7) silikon tüp implant kullanıldı. Gözyaşı menisküs alanı (TMA), gözyaşı menisküs derinliği (TMD), gözyaşı menisküs yüksekliği (TMH) ameliyat öncesi sırasyıyla (0.09 mm [0.06;0.017], 0.37 mm [0.29;0.52], 0.56 mm [0.44;0.81]) iken ameliyat sonrası (0.03 mm [0.02;0.05], 0.21 mm [0.16;0.26], 0.30 mm [0.26;0.45]) olarak değiştiği görüldü. Bu azalmanın istatistiksel olarak anlamlı olduğu saptandı. (p< 0.001) LacQ sosyal ve lakrimal semptom skorları ameliyat öncesinde (4.50 [4.00;5.00], 9.00 [8.00;10.0] ) iken ameliyat sonrasında 0.00 [0.00;0.75], 1.00 [0.00;2.00]) olarak düşüş gösterdiği saptandı. (p< 0.001) TM parametrelerindeki değişim ile LacQ lakrimal semptom skorları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu saptandı. (TMA; p= 0.014, TMD; p= 0.017, TMH; p=0.007) TM parametrelerindeki değişim ile istatistiksel olarak anlamlı ilişki içinde olmasa da; Munk skorlarındaki değişimlerde ve GBI skorlarında pozitif hasta yararı olduğu izlendi. Sonuç: NLKT sebebiyle eksternal DSR operasyonu yapılan hastalarda, TM parametrelerinde anlamlı derecede azalma saptanmıştır. Eksternal DSR operasyonlarında LacQ lakrimal skoru hasta semptomlarındaki iyileşmenin spesifik bir göstergesi olarak kullanılabilir ve TM parametrelerindeki değişikliklerle anlamlı bir korelasyon göstermektedir.