ÖN ÇAPRAZ BAĞ REKONSTRÜKTİF CERRAHİSİNDE HAMSTRİNG TENDONU OTOGREFTİ VE TİBİALİS ANTERİOR ALLOGREFTİ YÖNTEMLERİNİN KARŞILAŞTIRILMASI
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA DR. ABDURRAHMAN YURTASLAN ONKOLOJİ SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2017
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: EMRE ÖZANLAĞAN
Danışman: Güray TOĞRAL
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Hem allogreftler hem de otogreftler ön çapraz bağ (ÖÇB) cerrahisinde oldukça sık kullanılmakta ve başarılı sonuçlar alınmaktadır. Ancak konstrüksiyonun nasıl yapılması gerektiği, allogret ve otogreft yöntemlerinin birbirine üstünlükleri, avantajları ve dezavantajları konusu ise hala tartışmalıdır. Bu nedenle, bu çalışmamızda ÖÇB yaralanması nedeniyle allogreft ya da otogreft rekonstrüksiyonu yapılan erişkin hastaların preoperatif ve postoperatif sonuçlarının karşılaştırması ve mevcut literatür eşliğinde sonuçlarımızın tartışılması amaçlanmıştır. Bu çalışma kesitsel ve retrospektif olarak yürütülmüştür. ÖÇB yırtığı nedeniyle hamstring otogrefti veya tibialis anterior allogrefti yöntemleri ile rekonstrüksiyon yapılan hastaların cerrahi öncesi ve cerrahi sonrası 6. ay fonksiyonel parametreleri karşılaştırılmıştır. Değerlendirmede Lysholm diz skorlama ölçeği (LDSÖ) ve Tegner aktivite düzeyi ölçeği (TADÖ) kullanılmıştır. Çalışmamıza yaşları 19 ile 52 arasında değişen (ortalama toplama 32.74±7.82 yıl) toplam 121 hasta (100 erkek, 21 kadın) dahil edilmiştir. Ağrı ve boşalma hissi en sık görülen semptomlardı. Tüm hastaların cerrrahi öncesi (64.08±7.8) ve sonrası (92.2±6.0) LDSÖ değerlerini karşılaştırdığımızda anlamlı bir fark saptanmıştır (p<0.001). Tüm hastaların cerrrahi öncesi (2.37±1.2) ve sonrası (5.52±1.4) TADÖ skorları karşılaştırdığımızda anlamlı bir fark saptanmıştır (p<0.001). Allogreft ve otogreft yapılan hastaların cerrahi öncesi ve sonrası LDSÖ ve TADÖ değerleri karşılaştırıldığında, her iki grupta da cerrahi tedavi öncesine göre anlamlı artış saptanırken, artış miktarları gruplar arası karşılaştırıldığında allogreft grubunda artış daha belirgindir (LDSÖ 30.27±4.8 vs 24.43±2.8; TADÖ 3.32±1.1 vs 2.84±0.8). Toplam 5 hastada komplikasyon görülmüş olup komplikasyon görülme oranı %4.1 saptanmıştır ve başarılı bir şekilde tedavi edilmiştir. Çalışmamızın sonuçlarına göre, ÖÇB rekonstrüksiyonunda hem hamstring otogreft uygulaması hem de allogreft uygulaması LDSÖ ve TADÖ skorlarının iyileşmesinde etkili bir yöntemdir. Ayrıca, allogreft grubundaki iyileşme otogreft grubundaki iyileşmeye göre daha belirgindir. Sonuç olarak, tibialis anterior allogrefti daha etkili olmak üzere her iki yöntem de ÖÇB rekonstrüksiyon cerrahisinde etkili, enfeksiyon riski düşük ve güvenilir bir yöntem olarak kullanılabilir. Bununla birlikte bulgularımızın prospektif ve kohort dizaynda uzun dönem takipli sonuçlarla birlikte konfirme edilmesi çalışmamız sonuçlarının doğruluğunu artıracaktır.