Karotis arter darlıklarında Ocak 2021- Aralık 2024 aralığında yapılan girişimsel tedavilerin prognostik sonuçları
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL ŞİŞLİ HAMİDİYE ETFAL SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2026
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: NURŞEN BİLGİÇ
Danışman: Tuba CERRAHOĞLU ŞİRİN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: İnme, küresel ölçekte ölüm ve uzun süreli sakatlığın önde gelen nedenlerinden biri olmaya devam etmektedir. KAD yönetimi karmaşık karar verme süreçleri gerektirir. Bu çalışma, üçüncü basamak bir merkezde multidisipliner konsey tarafından yönetilen hastalarda klinik sonuçları, komplikasyon oranlarını ve erken ( 1 yıl) inme rekürrens oranlarını değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Gereç ve Yöntem: Ocak 2021 ile Aralık 2024 tarihleri arasında konsey tarafından değerlendirilen hastaların verileri retrospektif olarak analiz edildi. Bir yıllık takip verisi bulunan toplam 295 hasta çalışmaya dahil edildi. Hastalar medikal takip, cerrahi ve endovasküler tedavi gruplarına ayrıldı. Rekürren inme olayları üç zaman diliminde analiz edildi: akut (30 gün), erken (1 yıl) ve geç dönem (>1 yıl). HT, HL, DM, AF içeren klinik değişkenler, rekürrens üzerindeki bağımsız öngördürücüleri belirlemek amacıyla çok değişkenli lojistik regresyon analizi ile değerlendirildi. Bulgular: Kohortun yaş ortalaması 43 ile 100 yaş arasında değişmekteydi. Genel inme rekürrens oranı ilk yılda %8,8 (n=26), sonraki dönemde ise %2,5 (n=7) olarak saptandı. Stentleme alt grubunda (n=55) ilk yıl rekürrens oranı %9,1 iken, geç dönemde %1,9'a geriledi. Cerrahi alt grubunda erken ve geç dönem rekürrens oranları sırasıyla %6,9 ve %6,0 idi. Çok değişkenli analizde yaş, bir yıllık rekürrens için bağımsız bir prediktör olarak tanımlandı (p = 0,032; OR = 1,05; %95 GA: 1,004–1,098). Atriyal fibrilasyon erken dönem rekürrens için sınırda anlamlılık gösterirken (p = 0,075; OR ≈ 2,4), geç dönem rekürrens için güçlü ve bağımsız bir belirteç olarak öne çıktı (p = 0,030; OR ≈ 4,7). HT ve DM gibi klasik risk faktörleri, muhtemelen tavan etkisi ve agresif medikal tedavinin koruyucu etkisi nedeniyle istatistiksel anlamlılığa ulaşmadı. Tartışma: Bulgularımız, ilk yıl rekürrens oranlarının semptomatik hastalarda ve büyük damar aterosklerozu yükü fazla olan bireylerde daha yüksek olduğunu ve tarihsel verilerle uyumlu seyrettiğini göstermektedir. Bununla birlikte, stentleme grubunda ilk yıldan sonra rekürrens riskindeki belirgin azalma (%9,1'den %1,9'a), periprosedürel dönemi başarıyla atlatmanın ve vasküler endotelizasyonun önemini vurgulamaktadır. Kohortumuzdaki yüksek komorbidite prevalansı, agresif lipid düşürücü ve glisemik kontrolün bu faktörlerin bağımsız risklerini nötralize ettiği gerçek yaşam popülasyonunu yansıtmaktadır. AF'nin geç dönem rekürrensteki belirgin rolü, müdahale sonrası uzun dönemli antikoagülasyon ve ritim izleminin gerekliliğine işaret etmektedir. Sonuç: Multidisipliner konsey yaklaşımı, uygun hasta seçimini sağlamakta ve uluslararası kılavuzlarla uyumlu komplikasyon oranlarına ulaşılmasını mümkün kılmaktadır. Modern medikal tedavi rekürrens risklerini belirgin şekilde düşürmüş olsa da, ileri yaş ve atriyal fibrilasyon kritik klinik belirleyiciler olarak önemini korumaktadır. Karmaşık karotis arter hastalıklarında kişiselleştirilmiş tedavi stratejileri ve uzun dönemli sürdürülebilir başarı için multidisipliner karar mekanizmaları esastır. Anahtar Kelimeler: Karotis Arter Darlığı, İnme Rekürrensi, Multidisipliner Konsey, Karotis Endarterektomi, Karotis Arter Stentleme, Gerçek Yaşam Verisi.