Talus avasküler nekroz tanılı hastalarda hiperbarik oksijen tedavisinin retrospektif olarak incelenmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, KONYA SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2026
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ABDULLAH MANSUR AYSEL
Danışman: Abdullah ARSLAN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Talus avasküler nekrozu tanılı hastalarda, hiperbarik oksijen tedavisinin (HBOT) ayak bileği ağrısı ve kemik iliği ödemi üzerindeki etkisini değerlendirmek amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu retrospektif çalışmaya, Ocak 2023 – Mart 2025 tarihleri arasında T.C. Konya Şehir Hastanesi Hiperbarik Tıp Kliniği'nde Talus Avasküler Nekrozu tanısıyla HBOT uygulanan ve çalışma kriterlerini karşılayan 39 hasta ve bu hastalara ait 43 talus kemiği dahil edilmiştir. Tüm hastalarda tedavi öncesi ve sonrası ayak bileği ağrısı Vizüel Analog Skala (VAS) ile değerlendirilmiş; talus kemiğindeki ödem alanları manyetik rezonans görüntüleme (MRG) üzerinde Picture Archiving and Communication System(PACS) üzerinden manuel bir şekilde ölçülerek talus kemiğinin toplam alanına oranlanmıştır. HBOT, çok kişilik basınç odasında 2,4 ATA'da, her biri 25 dakika süren üç oksijen periyodu ve aralarda hava molaları ile günde tek seans, haftada 5 gün şeklinde uygulanmıştır. Bulgular: Çalışmaya toplam 39 hasta dâhil edilmiştir. Olguların %53,85'i kadın (n=21), %46,15'i erkekti (n=18). Katılımcıların yaş ortalaması 41,87 ± 13,97 yıl olup, medyan yaş 43 yıl (minimum–maksimum: 20–65 yıl) olarak hesaplanmıştır. Hastalar en az 20 en çok 30 seans almış olup seans sayısı ortalaması 26,51± 4,44 olarak tespit edilmiştir. Hastaların %55,81'inde sol taraf (n=24), %44,19'unda sağ taraf (n=19) etkilenmişti. Hastaların büyük çoğunluğunun yükten kurtarma ortezi kullandığı (%69,23; n=27), %30,77'sinin ise kullanmadığı (n=12) belirlenmiştir. Talus dışı kemik tutulumu, olguların %76,74'ünde (n=33) saptanırken, %23,26'sında (n=10) izlenmemiştir. Travma öyküsü hastaların %61,54'ünde (n=24) mevcut olup, %38,46'sında (n=15) travma öyküsü bulunmamaktaydı. VAS skorlarında, HBO tedavisi öncesi değerler (5,40 ± 2,28; t = 11,71) ile HBO tedavisi sonrası değerler (1,84 ± 1,63) arasında istatistiksel olarak anlamlı bir azalma saptanmıştır (p < 0,05). Ödem alanı değerleri incelendiğinde, HBO tedavisi öncesi ölçümleri (442,02 ± 311,60; t = 8,01) ile HBO tedavisi sonrası ölçümleri (197,16 ± 246,32) arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu belirlenmiştir (p < 0,05). HBO tedavisi öncesi talus ödem oranlarında, HBO tedavisi öncesi elde edilen değerler (0,34 ± 0,22; t = 7,84) HBO tedavisi sonrası ölçülen değerlere (0,15 ± 0,16) kıyasla istatistiksel olarak anlamlı derecede daha yüksek bulunmuştur (p < 0,05). Yaş gruplarına göre analizde, HBO tedavisi öncesi talus ödem oranı 40 yaş altı bireylerde 0,42±0,22, 40 yaş ve üzeri bireylerde 0,31±0,22 olarak belirlenmiş ve fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır (p=0,07). HBO tedavisi sonrası dönemde de yaş grupları arasında anlamlı fark saptanmamıştır (p=0,91). Yükten kurtarma ile HBO tedavisi birlikte incelendiğinde; HBO tedavisi öncesinde talus ödem oranı, yükten kurtarma kullanmayanlarda 0,46 ± 0,18, kullananlarda ise 0,32 ± 0,22 olarak belirlenmiştir. HBO tedavisi sonrası dönemde her iki grupta da belirgin bir azalma gözlenmiş olup, talus ödem oranı yükten kurtarma kullanmayanlarda 0,20 ± 0,16, kullananlarda ise 0,13 ± 0,17 düzeyine gerilemiştir. Buna karşın, yükten kurtarma durumu ile HBO tedavisi arasındaki etkileşim etkisi istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır (F = 1,31; p = 0,26). Tanımlayıcı istatistikler incelendiğinde; tedavi öncesinde VAS skorları talus dışı kemik tutulumu olmayan grupta 4,00 ± 2,40, tutulumu olan grupta ise 5,82 ± 2,10 olarak belirlenmiştir. Tedavi sonrasında her iki grupta da ağrı düzeylerinde belirgin bir azalma gözlenmiş olup, VAS skorları talus dışı kemik tutulumu olmayanlarda 0,80 ± 1,40, tutulumu olanlarda ise 2,15 ± 1,58 düzeyine gerilemiştir. HBO tedavisi ile talus dışı kemik tutulumu arasındaki etkileşim istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır (F = 0,42; p = 0,52). Sonuç: Talus AVN olgularında HBOT, kısa-orta dönem takipte ayak bileği ağrısında ve kemik iliği ödeminde anlamlı azalma sağlamıştır. HBOT'nin özellikle ağrı kontrolü ve ödem çözülmesi açısından, eklem koruyucu yaklaşımlarla birlikte tamamlayıcı bir tedavi seçeneği olarak değerlendirilmesi uygun görünmektedir. Daha uzun süreli ve prospektif, kontrol gruplu çalışmalarla HBOT'nin yapısal progresyon ve cerrahi gereksinimi üzerine etkisinin netleştirilmesine ihtiyaç vardır. Anahtar Kelimeler: Avasküler nekroz, talus, hiperbarik oksijen, kemik iliği ödemi