Deneysel superior mezenterik arter iskemi/reperfüzyon hasarında rosmarinus officinalis ve deksametazonun bölgesel ve uzak organ hasarı üzerine etkileri
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL PROF. DR. CEMİL TAŞÇIOĞLU ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ZEYNEP BİLGE YAVUZ
Danışman: Uğur KESİCİ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: İskemi/reperfüzyon (I/R) hasarı yaşamı tehdit eden vasküler bir kriz olup, genellikle akut mezenterik iskemi, şok, laparoskopik cerrahi ve majör operasyonlardan sonra ortaya çıkmaktadır. Günümüzde laparoskopik cerrahi uygulamaların konvansiyonel cerrahiye göre daha sıklıkla tercih edilmesi dikkate alındığında I/R hasarını önleme veya azaltma stratejilerinin geliştirilmesinin önemi giderek artmaktadır. I/R'de ortaya çıkan hasardan başlıca sorumlu olan reaktif oksijen türlerinin (ROS) oluşumu genel olarak; ksantin oksidaz aracılı, mitokondriyal elektron transport zinciri (ETZ), nitrik oksit sentaz ve fagositik hücre aracılı olmak üzere birbiri ile ilişkili dört ana biyokimyasal mekanizma ile açıklanmaktadır. Literatürdeki çeşitli çalışmalarda I/R hasarını önlemede değişik moleküllerin etkili olduğu bildirilmekle birlikte günümüzde en etkili tedavisi hala bilinmemektedir. Bu nedenle I/R hasarını önlemeye yönelik çalışmalar güncelliğini korumaktadır. Bu çalışmada anti-inflamatuvar ve antioksidan etkisi nedeniyle RO ile anti-inflamatuvar ve hücresel immün-supresyon etkisi nedeniyle de deksametazonun I/R hasarını önlemede etkili olup olmadığının araştırılması planlandı. Literatürdeki çalışmalarda glukokotikoidlerin ciddi yan etki potansiyelleri olduğu belirtilmektedir. Bu nedenle bu çalışmada RO'nun protektif etkinliğinin ortaya konulması durumunda glukokortikoidlere bağlı yan etkilerin azaltılabileceği öngörülmektedir. Bu çalışmanın ana hipotezi; RO'nun deksametazon ile birlikte daha etkili protektif etki sağlanabileceğidir. Bu çalışmanın primer sonlanım noktası OSI, sekonder sonlanım noktaları ise iskemi belirteçleri ve histopatoloji skorları olarak belirlendi. Bu çalışma ile I/R sonucu oluşabilecek bölgesel ve uzak organ hasarının non-steroidal ve steroidal anti-inflamatuvar ajanlar ile azaltılıp azaltılamayacağının ortaya konulması planlandı. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma, ortalama ağırlığı 300±20 gram, 20-24 haftalık toplam 40 adet Sprague cinsi erkek sıçan üzerinde yapıldı. Çalışma sırasında tüm sıçanlar 'Guide for the Care and Use of Laboratory Animals' göre insani muameleye tabi tutuldu. Sıçanlar üzerinde yapılan tüm cerrahi girişimler anestezi altında uygulandı. Sıçanlar her grupta 8 adet sıçan olacak şekilde 5 eşit gruba ayrıldı. Gruplar; Grup S (Sham) (n=8): Laparatomi + 2 mL intraperitoneal izotonik solüsyon Grup C (Kontrol) (n=8): Laparatomi + 2 mL intraperitoneal izotonik solüsyon + I/R Grup R (Rosmarinus) (n=8): Laparatomi + intraperitoneal 320 mg/kg/2 mL RO + I/R Group D (Deksametazon) (n=8): Laparatomi+ intraperitoneal 4 mg/kg/2 mL Deksametazon + I/R Grup RD (Rosmarinus+Deksametazon) (n=8): Laparatomi+ intraperitoneal 4 mg/kg/1 mL Deksametazon + 320 mg/kg/1 mL RO + I/R. Grup R, Grup D ve Grup RD tedavi grupları olarak tanımlandı. Grup S ve C'deki sıçanlara 2 mL ip izotonik, Group R'deki sıçanlara 320 mg/kg/2 mL RO, Grup D'deki sıçanlara 4 mg/kg/2 mL deksametazon ve Grup RD'deki sıçanlara mg/kg/1 mL Deksametazon +320 mg/kg/1 mL RO ip uygulandı. 30 dakika sonra tüm gruplardaki sıçanlara laparotomi yapıldı. Grup S dışındaki tüm sıçanların superior mezenterik arterleri vasküler klemp ile kapatılarak 1 saat süreyle iskemi oluşturuldu, ardından klempler açılarak 1 saat süreyle reperfüzyon sağlandı. Bu sürenin sonunda biyokimyasal inceleme için yaklaşık 4-6 mL kan örneği intrakardiak ponksiyon ile alındı. Histopatalojik inceleme için karaciğer, böbrek ve terminal ileum doku örnekleri alındı ve tüm sıçanlar sakrifiye edildi. Bulgular: Grup R, Grup D ve Grup RD'de ortalama TAS, TOS ve OSI değerleri, Grup C ile karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklı bulundu (p = 0.001). Aynı şekilde, bu gruplarda Malondialdehit (MDA) ve İskemi Modifiye Albümin (IMA) ortalama değerleri de Grup C'ye kıyasla istatiktiksel olarak anlamlı düzeyede farklıydı (p < 0.001). Öte yandan, gruplardaki sıçanların ortalama LHS, RHS ve IHS değerleri arasında istatiktiksel olarak anlamlı bir fark saptanmadı (sırasıyla; p = 0.085, p = 0.814, p = 0.124). Sonuç: İskemi-reperfüzyon (I/R) hasarı, yüksek mortalite ile seyreden ciddi bir klinik tablodur. Bu çalışmada, hem Rosmarinus officinalis (RO) hem de deksametazonun I/R hasarını önlemede etkili olduğu; bu etkinin, oksidatif stres parametreleri ve iskemi belirteçleri aracılığıyla ortaya konulduğu tespit edilmiştir. Çalışmanın en dikkat çekici bulgusu, RO ve deksametazonun birlikte kullanımının, her birinin tek başına kullanımına göre I/R hasarını önlemede daha etkili olduğunu göstermesidir. Bu sonuç, I/R hasarında etkinliği klinik ve deneysel çalışmalarla kanıtlanmış deksametazonun; RO ile kombine edilerek dozunun azaltılabileceğini, böylece yan etki potansiyelinin düşürülerek daha güvenli bir tedavi seçeneği oluşturulabileceğini göstermektedir. Anahtar kelimeler: İskemi-reperfüzyon, superior mezenterik arter, Rosmarinus Officinalis, deksametazon, oksidatif stres indeksi.