Hipoksik iskemik ensefalopati tanılı yenidoğanlarda terapötik hipoterminin C-reaktif protein düzeyleri ve hematolojik parametreler üzerine etkisi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2019
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: GÜLLÜ EKEN
Danışman: Serdar CÖMERT
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Giriş ve amaç: HİE, 35. gebelik haftası ve sonrasında doğmuş bebeklerde erken yenidoğan döneminde ortaya çıkan, bilinç bozukluğu veya konvülsiyonlarla kendini gösteren, solunum depresyonu ve hipotoni ile karakterize klinik bir sendromdur. Orta ve ağır derece HİE tanısı almış yenidoğanlarda ölüm ve nörolojik sekel oranlarında kayda değer oranlarda azalmaya yol açan ve standart tedavi haline gelen TH tedavisi kullanılmaktadır. Her ne kadar terapötik hipoterminin HİE'li yenidoğanlarda mortalite ve morbidite riskini azaltma açısından yararları kanıtlanmış olsa da kemik iliği üzerinde olumsuz etkileri mevcut olup, enfeksiyon insidansı üzerindeki etkileri kanıtlanamamıştır. Çalışmamızda yenidoğan yoğun bakım ünitesinde HİE tanısı ile terapötik hipotermi uygulanmış ve uygulanmamış bebeklerde postnatal ilk 7 günde C-Reaktif protein ve hematolojik parametre ölçümlerinin sonuçlarının değerlendirilmesini amaçladık. Gereç ve Yöntem: Çalışmamızda, hastanemiz yenidoğan yoğun bakım ünitesinde, 1 Ocak 2006-31 Ocak 2018 tarihleri arasında Sarnat&Sarnat evrelemesine göre HİE tanısı alan; Grup 1 (TH uygulanan evre 2-3 HİE), Grup 2 (TH uygulanmayan evre 2-3 HİE) ve Grup 3 (TH uygulanmayan evre 1 HİE) olarak sınıflandırılmış 139 hasta retrospektif olarak değerlendirildi. Hastaların demografik özellikleri, postnatal ilk 7 günde CRP ölçümleri, beyaz küre, nötrofil sayı ve değişiklikleri kaydedildi. İstatistik anlamlılık düzeyi olarak p 0.05). TH uygulanmayan evre 1 HİE grubunda CRP ölçümlerinin postnatal 3. günde tepe değerine ulaştığı belirlendi. Bu grupta CRP'nin en düşük değerini ise postnatal 1. günde aldığı görüldü. TH uygulanmayan evre 2-3 HİE grubunda CRP ölçümlerinin postnatal 3., 4. ve 11 6.günlerde tepe değerine ulaştığı belirlendi. Bu grupta CRP en düşük değerini ise postnatal 5. günde almıştır. Beyaz küre sayı ve dağılımları incelendiğinde; her üç grup için de ölçülen beyaz küre sayılarının postnatal 1. günde tepe değerinde olduğu görüldü. Postnatal 3., 4. ve 5. günlerdeki beyaz küre ortalamasının TH uygulanan evre 2-3 HİE grubunda diğer iki gruba göre daha düşük olduğu ve ayrıca 4-7. gün beyaz küre ortalaması TH uygulanan evre 2-3 HİE grubunda diğer iki gruba göre daha düşük bulundu. Nötrofil sayı ve dağılımları incelendiğinde ise; TH uygulanan evre 2-3 HİE grubunda nötrofil ölçümlerinin postnatal 1. ve 2. günde tepe değerine ulaştığı belirlendi. TH uygulanmayan evre 1 HİE grubunda nötrofil ölçümlerinin ise postnatal 1.günde tepe değerine ulaştığı belirlendi. TH uygulanmayan evre 2-3 HİE grubunda nötrofil ölçümlerinin postnatal 2.günde tepe değerine ulaştığı belirlendi. Hemokültür üreme sıklığı açısından sonuçlar değerlendirildiğinde, her 3 grup arasında hemokültür üremeleri açısından postnatal 1, 2, 3, 5 ve 7. günlerde anlamlı fark saptanmamıştır. Grup 1' deki olgularda postnatal 1, 2, 3, 5, 7. günde hemokültür üreme sıklıkları sırası ile % 1.2, %1.3, %1.3, %2.3 ve %13.3 idi. Klinik sepsis açısından değerlendirildiğinde, 5 ve 7. günlerde TH alan grupta (Grup I'de) bulunan olgularda klinik sepsis tanısının istatistiksel olarak anlamlı şekilde yüksek olduğunu tespit ettik (p=0.033 ve p=0.049). Grup 2 ve 3 arasında anlamlı fark saptanmazken (p>0.05), TH uygulanan Evre 2-3 HİE 'li bebeklerde klinik sepsis tanısı sıklığı anlamlı şekilde artmış bulundu (p<0.001). Sonuç: Terapötik hipoterminin mortaliteyi anlamlı şekilde azalttığı saptandı. TH uygulanan bebeklerde CRP ortalama değerleri daha yüksek idi. Gruplar arasında hemokültür üremeleri açısından anlamlı fark saptanmazken, postnatal 5 ve 7. günlerde TH alan grupta klinik sepsis tanısının anlamlı şekilde yüksek olduğu tespit edildi. TH alan bebeklerde gözlenen bu CRP cevabının enfeksiyon lehine değerlendirilmesi, uzun süreli ve gereksiz antibiyotik kullanımına yol açabilir. Bu nedenle, kan kültürü sonuçlanana ve sepsis tanısı kesin olarak dışlanana kadar ampirik antibiyoterapiye başlanması, takip sırasında ise CRP ölçümlerine göre agresif bir rejime hızla geçilmemesinin gerektiği akılda tutulmalıdır.