Sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonunun global longitidunal strain'e oranı(SVEF/GLS) ve stabil koroner arter hastalığı ciddiyeti arasındaki ilişki


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, BURSA YÜKSEK İHTİSAS SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: HÜSEYİN AKDOĞAN

Danışman: Erhan TENEKECİOĞLU

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç Görüntüleme ve fonksiyon testlerindeki gelişmelere rağmen koroner arter hastalığının (KAH) non invazif testlerle belirlenmesi hala yetersiz düzeydedir; koroner anjiyografiye yönlendirilen hastaların %50 den fazlasında non-obstruktif KAH ya da normal koroner arter hastalığı görülmektedir[1]. Son dönemde yaygın olarak kullanılan ekokardiyografik parametre olan global longitudinal strain analizinin subendokardiyal iskemiyle ve ciddi KAH ile ilişkili olduğu gösterilmiştir[2, 3] Daha önce yapılan bir çalışmada sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonunun global longitudinal strain'e oranı (SVEF/GLS) kardiyak amiloidozu ön gördüren bağımsız bir parametre olarak bulunmuştur[4]. Ancak bu parametrenin KAH ile ilişkisini araştıran literatürde bir çalışma yoktur. SVEF'ın ciddi KAH'ın özellikle erken fazında GLS ye kıyasla normal kalmasından dolayı bu parametre ciddi KAH için bir öngördürücü olabilir[5]. Bu hipotezi değerlendirmek için bu çalışmayı planladık. Gereç ve Yöntem Çalışma tasarım olarak tek merkezde gerçekleştirilen gözlemsel bir çalışmadır. Ekim 2023 ve Ekim 2024 tarihleri arası kliniğimize stabil anjina pektoris ve eşdeğeri semptomlar ile başvuran yapılan görüntüleme ve stres testleri sonrası koroner anjiyografi işlemi yapılması karar verilen hastalardan çalışmaya uygun kriterleri taşıyanlar belirlendi. Hastaların demografik, klinik özellikleri ve koroner anjiyografi işlemi öncesi laboratuvar parametreleri ile transtorasik ekokardiyografi parametreleri (global longitidunal strain, sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonu, sol ventrikül doku doppler S dalgaları, tei indeksi, sol ventrikül diyastolik ve sistolik çapları) kaydedildi. Speckle tracking ekokardiyografi yöntemiyle 2 boyutlu global longitudinal strain (GLS), Modifiye Biplane Simpson yöntemiyle Ejeksiyon Fraksiyonu ve SVEF/GLS oranı hesaplandı. Hastaların koroner anjiografi sonrası dijital ortamda depolanan koroner anjiyografi görüntüleri iki deneyimli invazif kardiyolog tarafından değerlendirildi ve her hasta için online calculator kullanılarak (www.syntaxscore.com, versiyon 2.1) SYNTAX skoru (SS) hesaplandı. Bulgular Bu çalışmada, 200 hasta (ortalama yaş: 58,6 ± 9,9 yıl, %59,5 erkek) incelendi. Hastalar, normal koroner arter (n=39), kritik olmayan KAH (n=60), ve kritik KAH (n=101) olmak üzere üç gruba ayrıldı. Kritik KAH grubunun yaş ortalaması hem kritik olmayan KAH grubundan hem de normal koroner gruptan anlamlı derecede yüksek bulundu. Ayrıca, bu grupta erkek oranı, diyabet ve hipertansiyon sıklığı da diğer gruplardan anlamlı şekilde fazla idi. Kritik KAH grubunda statin kullanımı daha yaygınken, anjiyotensin dönüştürücü enzim inhibitörü/anjiyotensin reseptör blokeri ve beta bloker kullanımı daha sıktı. Ek olarak, bu grupta ortalama beyan kan hücresi (BKH) sayısı normal koroner grubundan anlamlı derecede yüksek, ancak kritik olmayan KAH grubuyla benzerdi. Kreatinin klirensi ise kritik KAH grubunda normal koroner grubuna kıyasla daha düşük bulunurken, kritik olmayan KAH grubuyla fark yoktu. HDL kolesterol düzeyi ise kritik KAH grubunda normal koroner grubuna göre anlamlı düşük saptandı. Ekokardiyografik parametrelerde, kritik KAH grubunda sol ventrikül diyastol sonu volümü, interventriküler septum kalınlığı ve sol atrium çapı normal koroner grubuna göre yüksek bulundu. Ayrıca, septal e' velositesi ve sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonu (SVEF) daha düşük idi. Kritik KAH grubunda GLS (global longitudinal strain) ve SVEF/GLS oranı anlamlı şekilde düşükken, bu oranlar kritik olmayan KAH grubundan farklı değildi. ROC eğri analizine göre, GLS, SVEF ve SVEF/GLS oranı, kritik KAH'yi öngörmede başarılı sonuçlar verdi. En yüksek öngörü gücüne GLS sahipti. Logistik regresyon analizinde, yaş, erkek cinsiyet, diyabet, hipertansiyon varlığı, BKH sayısı, HDL düzeyi, sol atrium çapı, septal e' velositesi ve SVEF/GLS> 3,4 parametreleri ciddi KAH ile anlamlı ilişkilendirildi. Çoklu analizde ise ileri yaş, erkek cinsiyet, BKH sayısı ve SVEF/GLS oranının >3,4 olması ciddi KAH'yi öngörmede bağımsız risk faktörleri olarak belirlendi. Son olarak, ciddi KAH grubunda SYNTAX skoru ortalama 11 olarak saptandı, ancak SYNTAX skoru ile SVEF/GLS değeri arasında anlamlı bir korelasyon bulunmadı. Sonuç Çalışmamız, özellikle SVEF/GLS oranının, ciddi KAH'yi öngörmede güçlü bir parametre olabileceğini ortaya koymaktadır. Literatürde ilk kez bu parametrenin KAH ile ilişkisi incelenmiş olup, SVEF/GLS oranının >3,4 olan hastalarda ciddi KAH görülme olasılığı 5,3 kat artmış ve bu parametrenin KAH ile ilişkili olduğu saptanmıştır. GLS'nin, özellikle erken evrelerde SVEF'dan daha düşük değerler göstermesi, bu parametreyi ciddi KAH'nin belirlenmesinde değerli bir öngörücü yapmaktadır. Sonuç olarak, GLS ve SVEF/GLS oranının, özellikle ciddi KAH'nın belirlenmesinde ve tedavi süreçlerinin yönlendirilmesinde önemli bir yardımcı araç olabileceği, koroner arter hastalığının daha hassas ve erken dönemde tanınmasına katkı sağlayabilecek non-invaziv yeni bir yaklaşım sunduğu düşünülmektedir. Çalışmaya dahil edilen hasta sayısı, daha büyük ve daha çeşitli bir grup üzerinde yapılan araştırmalarla karşılaştırıldığında sınırlı olabilir. Çalışmanın kesitsel tasarımı ve sınırlı hasta örneklemi, bu sonuçların daha geniş ve uzun vadeli çalışmalarda doğrulanmasını gerektirmektedir. Bununla birlikte hastaların koroner anjiografi imajları vizüel olarak değerlendirilmiş daha objektif olan fizyolojik/anatomik kantitatif değerlendirme yapılmamıştır.