Aile hekimliği eğitim kliniğine başvuran yaşlı hastalarda kırılganlık üzerine olan risk faktörlerinin incelenmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2024

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: AHMET SAFA AKTAN

Danışman: Murat AKARSU

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Küresel ölçekteki demografik değişimin sonucu olarak, başarılı yaşlanma nosyonu, toplum sağlığı için gün geçtikçe daha fazla önem kazanmaktadır. Bir geriatrik sendrom olarak da düşünülebilecek olan kırılganlık bu noktada, aslen başarılı yaşlanmanın karşıtı durumu ifade etmekte olan daha geniş kapsamlı bir kavram gereksinimini karşılamaktadır. Yaşlı hastalarda kırılganlık risk faktörlerini belirlemek ve önleyici tedbirler uygulamak, kırılganlığın komplikasyonlarını zamanında önleyebilir. Kırılganlık riskini artıran faktörleri önceden belirleme ihtiyacı, çoğunlukla birinci basamak sağlık hizmeti alan yaşlı hastalarda, birinci basamak sağlık hizmetlerine önemli sorumluluk yüklemektedir. Çalışmamızın amacı, Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi (KSSEAH) Aile Hekimliği Kliniği'ne başvuran yaşlı hastalarda kırılganlık sıklığını belirlemek ve hangi faktörlerin kırılganlık ile ilişkili olduğunu ve bunlardan hangilerinin bağımsız etkisi olduğunu araştırmaktır. Ayrıca, çalışmamızın uzun vadeli hedefleri arasında, yaşlı nüfusta kırılganlığı etkili bir şekilde tahmin edebilecek, birinci basamağa özel bir tarama aracı geliştirilmesine katkıda bulunmak yer almaktadır. Bunun yanısıra, çalışmamızın uzun vadeli hedefleri arasında, yaşlı popülasyondaki kırılganlığı etkili bir şekilde tahmin edebilen, birinci basamak sağlık hizmetleri için özel olarak tasarlanmış bir tarama aracının geliştirilmesine katkıda bulunulması yer almaktadır. Gereç ve Yöntem: Çalışmamız tek merkezli kesitsel bir çalışmadır. Çalışma örneklemini Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi (KSSEAH) Aile Hekimliği Kliniği bünyesindeki yaşlı polikliniğine başvuran 65 yaş ve üzeri, çalışmaya dahil edilme şartlarını karşılayan ve katılmaya gönüllü olan bireyler oluşturdu. Gönüllülere ait yaş, cinsiyet, sigara ve alkol öyküsü, beden kitle indeksi, bel çevresi, kalça çevresi, tıbbi hastalık öyküsü, kullandığı ilaçlar kaydedildi. Ayrıca hastalara Katz ve Lawton Günlük Yaşam Aktiviteleri (GYA ve EGYA), 3 metre yürüme testi, FRAIL kırılganlık ölçeği, Sosyal Dahil Olma Ölçeği (SDÖ), Mini Nutrisyonel Değerlendirme Kısa Form (MNA-SF), Performans Odaklı Hareketlilik Denge ve Yürüyüş Değerlendirmeleri (POHD-D, POHD-Y), Basit Sarkopeni (SARC-F) ölçeği, Geriatrik Depresyon Skalası (GDS), Saat Çizme Testi (SÇ), Mini Mental Durum Değerlendirmesi ölçeklerini içeren Kapsamlı Geriatrik Değerlendirme (KGD) uygulandı. Gerektiğinde laboratuvar testleri yapıldı. Gruplarda sürekli değişkenlerin karşılaştırmaları için, orta etki büyüklüğü (d=0.5) varsayılarak, %95 güven düzeyinde ve %95 güç oranıyla örnekleme için gereken minimum birey sayısı G*Power 3.1.9.4 programı viii kullanılarak 176 olarak belirlendi. Olası eksik verileri göz önünde bulundurarak bu sayı %20 artırılarak 211 vakaya çıkarıldı. Veriler SPSS V25 programına girildi. Tanımlayıcı analizlerden sonra ölçek puanları ile demografik değişkenler ve kırılganlık kategorileri arasındaki ilişkiler dağılım normalse Student's t-testi, normalse Mann Whitney U testi kullanılarak araştırıldı. Ölçek puanları arasındaki ilişkiler korelasyon analizi ile, nitel değişkenler arasındaki ilişkiler ise ki-kare testi ile araştırıldı. Kırılganlık ile anlamlı ilişkisi olan değişkenler, çoklu lojistik regresyon analizleri kullanılarak kontrol edildi. Tüm testler için anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak belirlendi. Bulgular: Katılımcılarımızın yaş ortalaması 72,5, en düşük yaş 65, en yüksek 93 yaşlarındaydı. Cinsiyet dağılımımız 112 kadın, 99 erkek şeklindeydi. Katılımcılarımızda kırılganlık %22,7 (n:48), kırılganlık öncesi durum %39,8 (n:84), sağlıklılık ise %37,4 (n:79) olarak saptandı. Kadınlarda kırılganlık riski 2.27 kat artmıştı (p:0,005). Ayrıca yaş, eğitim durumu, gelir miktarı, medeni durum gibi sosyodemografik özellikler ve bedensel engel, işitme engeli, görme engeli, demans gibi klinik özellikler yanında MNA-SF, SDÖ, SÇ, GDS puanları ile de kırılganlık arasında anlamlı ilişkiler görüldü. Laboratuvardan elde edilen inflamatuar indekslerle hem kırılganlık hem de sarkopeni ölçekleri arasında anlamlı ilişkiler bulundu. Çoklu regresyon analizlerinde, inkontinans, POMA skoru, bel-kalça oranı ve atriyal fibrilasyonun kırılganlık için bağımsız risk faktörleri olduğu tespit edildi. Sonuç: Çalışmamız kırılganlığı KGD ile öngörebilmenin mümkün olduğunu gösteren çalışmaları desteklemektedir. Yaşlanan nüfusun yükü, kırılganlığın önceden tespiti ve gerekli önlemlerin alınması konusunda aile hekimlerini çok önemli bir konuma getirmiştir. Aile sağlığı merkezlerinde gerçekleştirilebilecek pratik değerlendirmeler, kırılgan yaşlı bireyleri belirlemede ve önlemler geliştirmede kilit rol oynayabilir. Çalışmamızda inflamatuar belirteçler ile kırılganlık arasında univaryat testlerde bulunan ilişki de ileride yapılacak daha geniş ölçekli çalışmalar için yararlı bir basamak teşkil edebilir.