Sedasyon altında işleme alınan minör ve orta dereceli yanık hastalarında yüksek akım nazal oksijen (HFNO) ve standart nazal oksijen (SNO) tedavisinin hipoksiyi önlemedeki etkilerinin karşılaştırılması
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: SÜMEYYE DEMİRHAN
Danışman: Cihan DÖĞER
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Hipoksi sedasyonla işleme alınan hastalarda en sık görülen yan etkidir. Yanığa bağlı ağrı şiddetlidir ve genellikle yönetilmesi zordur. Yüksek dozda opioid ve anksiyolitik gerekir. Yanık hastlarının anestezi yönetimi majör yanıklarda, Akut respiratuar distress sendromu (ARDS) vakalarında genel anestezi ve seçili vakalarda rejyonel anestezi şeklinde olup çoğunlukla derin sedasyon altında gerçekleştirilmektedir. Bu çalışmada derin sedasyonlu orta ve minör yanıklı hastalarda yüksek akım nazal oksijen (HFNO) ve standart nazal oksijen (SNO) tedavisinin hipoksiyi önlemedeki etkilerini karşılaştırmak amaçlanmıştır. Materyal ve Metod: Bu tek merkezli prospektif gözlemsel çalışmada Etik kurul onayları alındıktan sonra sedasyon ile işleme alınan, ASA I-III, 18 yaş üzeri orta ve minör dereceli, supine pozisyonda işleme girecek toplam 76 hasta dahil edildi. Hastalar işlem odasına alındığında ilk olarak Sistolik arter basıncı (SAB), Diyastolik arter basıncı (DAB), ortalama arter basıncı (OAB), elektrokardiyografi (EKG), periferik oksijen satürasyonu (SpO2), Bispectral index (BIS) ve Near-infrared spectroskopi (NIRS) monitörizasyonu yapıldı. Monitorizasyon yapıldıktan sonra mevcut damar yolu olmayan hastalarda, yanık bulunmayan uygun ekstremiteden uygun boyutlarda damar yolu açıldı. Mevcut damar yolu bulanan hastalarda damar yolu kontrol edilip çalıştığı doğrulandı. Nabız, tansiyon, satürasyon, EKG, BIS ve NIRS değerleri işlem öncesinde ve işlem süresince her 5 dakikada bir kaydedildi. Apne veya desatürasyon durumunda çene kaldırma, oksijen akışının artırılması, FiO2 artırılması gibi yapılan müdahaleler kaydedildi. İşleme ara verilme ve işlem sırasında spazm durumları olduysa bunlar kaydedildi. İndüksiyon öncesinde, standart nazal oksijen grubu hastalar 3 dakika boyunca 8 l/dk oksijen akışı ile preoksijenize edildi. İşlem süresince 5 L/dk oksijen verildi. HFNO uygulanan hastalar ise sıcaklık 36 dereceye ayarlanarak indüksiyondan 3 dakika önce 40 L/dk akış hızında %100 FiO2 ile preoksijenize edildi. HFNO uygulanan grupta preoksijenasyondan sonra başlangıç akımı 50 L/dk başlangıç FiO2 %50 olarak ayarlandı Hastalara indüksiyondan 1 dakika önce 1 mg iv midazolam ve 1 µg/kg fentanyl premedikasyonu uygulandı. İndüksiyon öncesi lidokain 0.5-1 mg/kg uygulandı. İndüksiyonda ise %1 propofol 0,5-1 mg/kg, ketamin 0,5-1 mg/kg uygulandı ve hastanın BIS değerine göre propofol idamesine devam edilip toplam ilaç dozu kaydedildi. İlaç dozlarını standardize etmek ve anestezi derinliğini değerlendirmek için BIS monitörizasyonu kullanıldı. Propofol miktarı BIS değeri 60-80 arasında tutulacak şekilde ayarlandı. BIS skoru <60 olan hastalarda propofol kesildi veya dozu azaltıldı. İşlem bitiminde süresi kaydedildi. Periferik oksijen satürasyonunun ≤ %90 olması desatürasyon olarak kabul edildi. Oksijen satürasyonu <%75'e düştüğünde ciddi hipoksi kabul edildi. Bulgular: Gruplar arası demografik özellikler, ASA, ek hastalıklar ve sigara kullanımı yönünden istatiksel anlamlı bir fark görülmemiştir. Operasyon sürecinde en düşük oksijen satürasyonu %90, %75-90 ve %75'in altı olacak şekilde kategorize edildiğinde, HFNO grubunda satürasyon düşüklüğünün istatiksel olarak daha az görüldüğü saptanmıştır. Standart nazal oksijen grubunda hastaların %79'unda SpO2'nin %90'a kadar düştüğü görülürken, bu oran HFNO grubunda yalnızca %11'dir. Benzer şekilde, SpO2 nin %75-90 aralığında olması standart nazal oksijen grubunda %68 oranında görülürken, HFNO grubunda ise hiç izlenmemiştir. SpO2'nin %75'in altına düşmesi standart nazal oksijen grubunda %26 oranında gözlenirken, HFNO grubunda bu durum hiç izlenmemiştir. İşleme ara verme ve spazm gibi olaylar açısından ise iki grup arasında anlamlı fark saptanmamıştır. Çene asma, akım artırımı ve FiO2 artırımı uygulamaları standart nazal oksijen grubunda istatiksel anlamlı olarak daha sık gerçekleştirilmiştir. HFNO grupta çene manevrası %2,6 oranında uygulanırken, SNO grubunda bu oran %84'e ulaşmıştır. Benzer şekilde, akım artırımı HFNO grubunda %4, SNO grubunda %84 oranında uygulanmıştır. FiO2 artırımı ise HFNO grubunda %5,3, SNO grubunda %84 oranında yapılmıştır. Sonuç: Sedasyon eşliğinde işleme alınan minör ve orta dereceli yanıklarda oksijen yöntemi olarak HFNO kullanılması hipoksi insidansını ve havayolu müdahale sayısını azalttığını tespit ettik. Anahtar Kelimeler: Sedasyon, yanık, HFNO, standart nazal oksijen tedavisi