İzole gonyoskopi aracılı transluminal trabekülotomi (GATT) ve kombine fakoemülsifikasyon (Fako)-GATT cerrahisi uygulanan açık açılı glokom hastalarında postoperatif swept-source optik koherens tomografi ile değerlendirilen iridokorneal açı ve yara iyileşme parametrelerinin klinik bulgular ile korelasyonu


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL KARTAL DR. LÜTFİ KIRDAR ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: RIDVAN ERATA

Danışman: Raziye DÖNMEZ GÜN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Bu çalışmada açık açılı glokom (AAG) tanılı olgularda izole GATT ve kombine Fakoemülsifikasyon (Fako) -GATT cerrahisi sonrası ön segment optik koherens tomografi (ÖS-OKT) ile değerlendirilen yara iyileşme paternleri ile klinik çıktılar arasındaki ilişkinin araştırılması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Tek merkezli, retrospektif bu çalışmaya 51 hastanın 59 gözü dahil edildi. Olguların %52,5'ine izole GATT, %47,5'ine kombine Fako-GATT uygulandı. Hastaların preoperatif yaş, cinsiyet, glokom evresi, göz içi basıncı (GİB), antiglokomatöz ilaç sayısı (AGİS) ve en iyi düzeltilmiş görme keskinliği (EİDGK) kaydedildi. Postoperatif takipler 1. gün, 1. hafta, 1., 3. ve 6. ayda yapıldı; postoperatif tüm komplikasyonlar kaydedildi. Postoperatif 6. ayda, her bir gözün 12 saat kadranında swept-source ÖS-OKT ile açı bölgesine ait görüntüleri elde edildi. Bu görüntülerden her bir saat kadranında cerrahi sonrası oluşan kleftin açık olup olmadığı, açık ve kapalı kadran sayısı, açı bölgesinde cerrahiye bağlı periferik anterior sineşi (PAS) gelişimi değerlendirildi. Görüntüler eksport edildi ve ImageJ programı ile kleft bölgesinde hiperreflektif membranla iyileşenlerde membranın uzunluğu, klefti açık olanlarda kleft açıklığı uzunluğu ölçüldü. Tüm bu parametreler ile cerrahiye bağlı GİB ve kullanılan AGİS düşüşü gibi klinik çıktılar arasındaki ilişki incelendi. Başarı postoperatif GİB'in ≤21 mmHg olması veya preoperatif GİB değerine göre en az %20 düşüş olarak tanımlandı. İstatistiksel anlamlılık düzeyi p 0,05). Postoperatif 6. ayda GİB; izole GATT grubunda 23±6 mmHg'den 14±3 mmHg'ye, kombine Fako-GATT grubunda 17±4 mmHg'den 12±3 mmHg'ye geriledi (her iki grupta p 0,05). OKT analizinde açık-kapalı kleft sayısı, kleft ön yüz açıklıkların ortalama uzunluğu, ortalama hiperreflektif membran uzunluğu ve PAS gelişimi gibi morfolojik parametreler açısından gruplar arası fark saptanmadı (p>0,05). İzole grupta açık kadran sayısı ile GİB düşüşü arasında pozitif (r=0,459; p=0,009), membranla kapalı kadran sayısı ile negatif ilişki (r=−0,589; p<0,001) bulundu. Her iki grupta da ortalama hiperreflektif membran uzunluğu ile AGİS değişimi arasında anlamlı ve negatif yönde korelasyon saptandı (izole: r=–0,378, p=0,04; kombine: r=–0,441, p=0,019). Yalnızca kombine grupta kleft ön yüz açıklığının ortalama uzunluğu ile AGİS azalması arasında pozitif ilişki olduğu görüldü (r=0,400; p=0,035). Başarı oranı %100 idi. İlaçsız başarı oranı izole grupta %54,8, kombine grupta anlamlı daha yüksek olup (p<0,01) %67,9'du. Sonuç: İzole GATT ve kombine Fako-GATT cerrahileri, postoperatif 6. ayda benzer etkinlik ve güvenilirliğe sahiptir. Her iki yöntemde de anlamlı GİB düşüşü ve ilaç yükünde azalma sağlanabilmektedir. ÖS-OKT değerlendirmesi sonucu yara iyileşme paternleri açısından izole ve kombine cerrahiler arasında anlamlı fark bulunmamıştır. ÖS-OKT analizleri; daha fazla kadranda kleftin açık olmasının ve kleft açıklığı uzunluğunun artmasının, daha iyi GİB kontrolü ve AGİS'deki azalma ile ilişkili olabileceğini düşündürmektedir. Klefti kapatan hiperreflektif membran uzunluğundaki artış ise AGİS'teki düşüş üzerinde sınırlayıcı bir etki gösterebilir. Sonuçlarımız; cerrahi sonrası ÖS-OKT ile elde edilen iyileşme paterni bulgularının, cerrahinin fonksiyonel sonuçları için bir öngörü oluşturabileceğini düşündürmektedir.