Puberte prekoks şikayetleri ile gelen hastaların klinik ve laboratuvar özelliklerinin incelenmesi ve prematür adrenarş ve telarşı olan hastalarda puberte prekoks olma oranı arasındaki ilişki


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ETLİK ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, ÇOCUK SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ASUDE GÜLSÜM ÖZ

Danışman: Keziban Aslı BALA

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

ÖZET Amaç: Bu çalışma, erken ergenlik şikayetleri ile başvuran çocukların klinik ve laboratuvar özelliklerinin değerlendirilmesi ve prematür adrenarş (PA) ile prematür telarş (PT) olgularında santral erken ergenlik (SEP) gelişme oranlarının araştırılması amacıyla yapılmıştır. Ayrıca, bu olgularda antropometrik ölçümler ve hormonal parametreler arasındaki farklılıkların belirlenmesi hedeflenmiştir. Gereç ve Yöntem: Bu tanımlayıcı araştırma, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Ankara Etlik Şehir Hastanesi Çocuk Endokrinoloji Kliniği'nde retrospektif ve prospektif bileşik tasarımda yürütülmüştür. Mevcut olguların verilerinin retrospektif olarak incelenmesine ek olarak, örneklem büyüklüğünü artırmak ve veri setini genişletmek amacıyla çalışma süresince başvuran yeni hastalar da prospektif olarak çalışmaya dahil edilmiştir. Çalışmaya 2022–2025 yılları arasında erken ergenlik ön tanısı ile değerlendirilen toplam 1108 olgu arasından, çalışma kriterlerini karşılayan ve izlem verileri tam olan 544 çocuk dahil edilmiştir. Olgular, prematür telarş (PT), prematür adrenarş (PA), her ikisinin bir arada görüldüğü grup (PA+PT) ve santral erken ergenlik (SEP) olmak üzere dört gruba ayrılmıştır. Demografik, klinik, antropometrik (boy, kilo, VKİ, SDS değerleri) ve hormonal (bazal ve pik LH, FSH, E2, DHEA-S, 17-OHP) veriler incelenmiş, gruplar arası farklar istatistiksel olarak değerlendirilmiştir. Türkiye'de ECLIA yöntemiyle değerlendirilen erken puberte olgularına ait en geniş serilerden birini oluşturmaktadır. Bulgular: Toplam 544 olgunun, %21,9' u (n=119) PT, %43,4'ü (n=236) PA, %5,5'i (n=30) PA+PT ve %29,2' si (n=159) SEP olmak üzere dört gruba ayrılmıştır. Olguların %96,3'ü kız, ortalama yaş 7,0±1,0 yıl idi. SEP grubunun yaş ortalaması diğer gruplardan ileri bulundu (p<0,001). PT grubunda vücut ağırlığı, boy ve VKİ değerleri anlamlı olarak daha düşüktü (p<0,001). Hormonal incelemelerde SEP grubunda bazal LH [0,7 (0,3–1,3) mIU/mL], FSH [3,2 (1,9–4,6) mIU/mL] ve E2 [11,4 (5–26,3) pg/mL] düzeyleri anlamlı yüksek bulundu (p<0,001). DHEA-S düzeyleri PA grubunda daha yüksekti (p=0,003). ROC analizinde santral erken ergenliği öngörmede bazal LH için kesim noktası 0,52 mIU/mL (duyarlılık %63,9, özgüllük %89,4), pik LH için 4,72 mIU/mL (duyarlılık %88,7, özgüllük %98,7) olarak saptandı. Ultrasonografik değerlendirmede, SEP grubunda ortanca uterus uzun aksı 33 (29–38) mm, over hacmi 2,1 (1,5–2,8) cm³ olup, bu değerler diğer gruplara kıyasla anlamlı derecede yüksek saptandı (p<0,001). Sonuç: Bu çalışma, erken pubertal gelişim gösteren çocuklarda klinik, hormonal ve radyolojik bulguların birlikte değerlendirilmesinin tanısal doğruluğu artırdığını ortaya koymuştur. Bulgular, SEP grubunda gonadotropin düzeyleri, kemik yaşı ve pelvik ultrasonografi parametrelerinin anlamlı olarak ilerlediğini; PA grubunda adrenal kaynaklı androjen artışının olduğunu, PT grubunda ise fizyolojik sınırlarda seyrettiğini göstermektedir. Elde edilen veriler, erken puberte olgularında aks aktivasyonunun çok yönlü değerlendirilmesinin tanı ve izlem açısından gerekliliğini vurgulamaktadır. Anahtar Kelimeler: Santral erken ergenlik, prematür telarş, prematür adrenarş, luteinizan hormon, çocuk endokrinolojisi