Açıklanamayan sol ventrikül hipertrofisinin (SVH) fabry hastalığı taramasında kullanılabilirliği


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANTALYA SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2017

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: MURAT ESİN

Danışman: Erkan KÖKLÜ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Anderson-Fabry hastalığı; α-galaktozidaz A genindeki (GLA) mutasyondan kaynaklanan, X'e bağlı resesif geçişli bir lizozomal depo hastalığıdır(1). Fabry hastalığının prevalansı 117000 doğumda 1 ve 40000 erkekte 1 olarak tahmin edilmektedir. Ancak gerçek prevalansı tam olarak bilinmemektedir. Hastalık multisistem tutulum gösterir. En çok tutulan organlar kalp, böbrek, kulak, göz, kas iskelet ve sinir sistemidir. Kardiyak tutulum en çok SVH şeklinde olmaktadır. Kardiyak varyant olarak adlandırılan formunda sadece SVH'da görülebilir. Bazı çalışmalarda sol ventrikül hipertrofisi ile Fabry hastalığı ve prevalansı ilişkilendirilmeye çalışılmıştır. Biz de bu çalışmamızda açıklanamayan SVH'ın Fabry hastalığı taramasındaki değeri ve kullanılabilirliğini araştırmayı amaçladık. Kasım 2015 ve Aralık 2016 tarihleri arasında Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji kliniğine başvuran ve 2D ekokardiyografik olarak parasternal uzun aks değerlendirmede belirgin SVH saptanan 75 hasta değerlendirmeye alındı. Venöz kan örneklerinden genetik merkezde GLA geni tüm kodlayan bölgeler ve ekzon intron bağlantı noktalarına bakılarak mutasyon analizi yapıldı. 1 hastada (%1,3) Fabry hastalığı tanısı konuldu. Hastada GLA geninde p.S126G (c.376a>G) (Heterozigot) mutasyonu saptandı. Bu hasta 47 yaş kadın hasta idi. Hipertansiyonu vardı. Aile öyküsünde de böbrek fonksiyon bozukluğu, açıklanmayan sol ventrikül hipertrofisi mevcuttu. Hastanın ekokardiyografisinde ejeksiyon fraksiyonu %60, sol ventrikül diyastolik çapı 44 mm, sistolik çapı 27 mm olarak ölçüldü. Hafif derecede mitral kapak yetersizliği mevcuttu. İnterventriküler septum 18 mm posterior duvar 14 mm olmak üzere simetrik bir sol ventrikül hipertrofisi saptandı. Herhangi bir obstruksiyon bulgusu saptanmadı. Klinik değerlendirmede ise hastada böbrek nakli öyküsü, gastrointestinal ve kas iskelet sistemi ile ilgili şikayetleri, görme ve işitme ile ilgili şikayetleri ve bir kez olan senkop öyküsü mevcuttu. Ayrıca genetik tanı negatif çıkan, 60 yaşında böbrek yetmezliği olan ve hemodiyalize giren kadın hastada; tüm sistem tutulumlarının olması nedeniyle yüksek klinik şüphe duyuldu. Tandem Mass Spectrometry yöntemi ile enzim aktivitesi ölçümü yapıldı. Gb-3 birikimi pozitif ve alfa galaktosidaz enzim aktivitesi azalmış olarak gözlendi. Bu hastanın da simetrik sol ventrikül hipertrofisi mevcuttu (Interventriküler septum 16 mm, posterior duvar 16 mm ). Sonuç olarak ; nadir karşılaşılan ve genetik geçişli bir hastalık olan Fabry hastalığı taramasında; ekokardiyografik olarak belirgin sol ventrikül hipertrofisi (≥15 mm) olan ve böbrek tutulumunun eşlik ettiği hastaların, hastalık olasılığı açısından daha yüksek riskli grubu oluşturduğu kanaatindeyiz.